|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Herkesin her şeyi gördüğünü, onlar için aydınlık bir ortamın varbulunduğunu farzetmek gerekiyor mu? Oysa ben, kendimi, gece yarısı, birden, elektriklerin kesilmesiyle sönen ışıkların meydana getirdiği karanlığın içinde duyumsuyorum. Işıklar sönünce hasıl olan karanlık ortam daha önce bilinen bir yer ise fazla mesele çıkmayabilir. El yordamıyla neyin nerde olduğu bilinir ve insan gene el yordamıyla gideceği yeri bulabilir. Ama burda bile, ışıkların birdenbire kesilmesiyle hasıl olan o ilk şokla, her şey birdenbire kararır ve ne yön kalır, ne yön duygusu! Çevrenin yeniden keşfedilebilmesi için zamana ihtiyaç duyulur. Çevre, zamanla, yeniden keşfedilmeye başlanır: daha önce mevcut olmakla birlikte duyulmayan bazı sesler duyulmaya başlar. Dışarda ay ışığı vardır, fakat onun mevcut olduğu unutulmuştur: şimdi o da yeniden farkedilir olanın içine girer. Hatta bizzat zaman farkedilir hale gelir, onun üzerimizdeki etkisi farkedilir olur. Oysa çiğ elektrik ışıklarının altında zaman, bir saatin mekanik işleyişine denk tutulmuş ve bir saatin işleyişine mahkûm edilmişti: şimdi o da, zincirinden boşandırılmıştır. Demek istiyorum ki, belki de, karanlığın doğal olarak bulunduğu bir yerde, suni ışıkla elde edilmiş aydınlıkta görünenden daha çok şey görülebilmektedir, en azından, insan dikkati daha uyanık bulunmaktadır. Öyleyse, suni bir ışıkla aydınlatılmış ortamda konuşanların, öyle pek de göründükleri kadar çok şey gördüklerini ve çok şey bildiklerini kabul etmekte ihtiyatlı olmamız gerekiyor. Toplum hayatında, böyle birden ışıkların söndüğü anları yaşamamız nadir rastlanan olaylardan değildir: o zaman konuşulanlara dikkat etmek gerekir. Acaba o anda söylenenler gerçek bir müşahedeye mi dayanıyor, yoksa konuşanın söylediği eski bildiklerine dayanan "yeni" çıkarımlardan mı ibaret? Eskiden görülmüş olanlar mı doğruydu, yoksa şimdi alacakaranlıkta söylenenler mi? Evet, kabul edilmeli ki, alacakaranlıkta görülenlerin bazıları çıplak ışık altında görünmüyordu. Fakat alacakaranlıkta görülenlerin hepsinin gerçekte göründüğü gibi olduğundan nasıl emin olabiliyoruz? Ve acaba, herkesin her şeyi bildiğine dair olan kanaatimizin taşıdığı doğruluk payı nedir? Ne olabilir?
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |