|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Kemal Derviş, bizler burada erken seçim tartışmalarına dalmışken gittiği Washington'dan döndü ve ayağının tozuyla misyonunu açıkladı: "Liberal-sosyal çoğunluk arayarak bölünmüş yapıyı bütünleştirmek..." Derviş, bu misyonu, 'görevi müsaade ettiği ölçüde' yerine getirmeye çalışacak... Kısa süre içerisinde bu üçüncü 'çoğunluk' arayışı... Washington'da sürdürdüğü diplomasi görevine nokta koyup Demokrat Türkiye Partisi'nin (DTP) başına geçmek üzere Türkiye'ye geldiğinde, M. Ali Bayar, 'mâkul çoğunluğu' biraraya getirmekten söz etmişti. Dışişleri bakanlığı koltuğunu terk edip Yeni Türkiye Partisi'nin (YTP) başına geçtiği gün, İsmail Cem, 'çağdaş çoğunluk' arayışına gireceğini söylemişti. Washington dönüşü, Derviş de, 'liberal-sosyal çoğunluk' ile buluşmayı amaçladığını açıkladı... Üç politikacının formulünde de aynı sözcük var: 'Çoğunluk'... Ortak sözcük seçimini, her üçünün aynı merkezden esinlendiğine bağlayabiliriz. Dünyanın bugün geldiği noktada, hemen hiç kimse, artık 'çoğunluk' kavramını kutsayarak siyaset yapmadığı için, üç politikacının dünyadaki gidişe aldırmayan bir 'esin kaynağı' olması gerekiyor... 30 milyona yakın insanın hayatını kaybettiği İkinci Dünya Savaşı çılgınlığının altında yatan ideolojinin beslendiği 'totaliter' anlayış 'çoğunluk' kavramıyla oynardı; uygulamalarını 'çoğunluğu temsil ettiği' iddialarına dayandıran da o rejimdi. Bugünün dünyasının aziz bildiği kavram, kanla gözyaşıyla erişilmiş, 'azınlık' kavramıdır çünkü... Bayar, Cem ve Derviş'in 'yabancı esin kaynaklı' ideolojileri, Türkiye'ye taşındığında, buradaki 'çoğunluk' gerçekleri ile pek uyuşmuyor. Aile kökleri, yetişme tarzları ve ideolojik dayanakları benzerlikler gösteren, hepsi aristokrat sayılabilecek üç politikacının, tâlip oldukları ve arkalarına almak istedikleri 'çoğunluk' ile pek az ortak paydaları bulunuyor. Üçü biraraya gelip temsil ettikleri değerleri bulamaç yapsalar, ortaya çıkacak ürün, çoğunluğun özelliklerini yansıtmaktan yine de uzak kalacaktır. Türkiye'de çoğunluğun nerede toplandığını geçmiş deneyimlerden biliyoruz. Kendisine politik tercihte bulunma imkânı tanınan ilk seçimden başlayarak, çoğunluk, önce DP'nin, sonra AP ve ANAP'ın arkasında yerini aldı. Bayar-Cem-Derviş tiplerine, o dönemlerde, politik anlamda 'azınlık' saflarında rastlanabiliyor. 1960 sonrası ANAP'ı 'yeminliler' eliyle çoğunluktan soyma, 1980 sonlarında da ANAP'ı 'muhafazakâr' asli unsurlarından temizleme ameliyeleri yaşandı; bugün 'çoğunluk arayışı' içerisine giren üç politikacının hedef aldığı buluşma noktası, çoğunluğunu yitirmiş AP ile ANAP'ı andırıyor... O iki anlayışın hazin âkıbetlerini (M. Ali Bayar'ın DTP'si ve Mesut Yılmaz'ın ANAP'ı olarak) bugün herkes görebiliyor... Sözün kısası şu: Bayar-Cem ve Derviş üçlüsü denenmişi bir daha denemeye çalışıyorlar. Oysa, bugün, geçmişteki kafa karışıklığı yüzünden yaşadığı aldatılmışlığa bir daha düşmemeye kararlı bir çoğunluk var ortada. Belki henüz bir bütün halinde nerede buluşacağına karar vermiş değil o çoğunluk; ancak kararını vermesine ramak kaldığının işaretleri de alınıyor. Bir defa karar verdiğinde ise ne yaptığını biliyoruz: 1950'de DP'yi, 1965'te AP'yi, 1983'te ANAP'ı iktidara o taşımıştı... 3 Kasım seçiminde de, kendisine en yakın gördüğü bir partiye omuz verebilir... Çok kısa sürede peşpeşe siyaset gündemine girdikleri için daha iyi görebiliyoruz: Aslında, M. Ali Bayar, İsmail Cem ve Kemal Derviş birbirlerinden fazla farklı olmayan, talepleri benzeşen, ideolojik tabanları bir, hedefleri aynı politikacılar... Bir papağan gibi 'çoğunluk' kavramını kullanmaları da çözümlemeye muhtaç değil; üçü birarada (ve bundan sonra yanlarına alacaklarıyla) toplumun çoğunluğunun iktidara yürüyüşünü engellemeyi amaçlıyorlar... Topluma sunacakları hiçbir siyasi projeleri yok; IMF'nin isteklerini yerine getirme dışında ekonomik politikaları, ABD'nin kuyruğuna takılma dışında dış politikaları, iflâs etmiş bir çağdaşlık anlayışına sahip çıkma dışında sosyal politikaları da bulunmuyor... Aradıkları fazla uzaklarında değil. M. Ali Bayar geldiğinde aradığı İsmail Cem ile Kemal Derviş'ti; Cem kendi partisini kurduğunda Derviş ve Bayar'ı arıyordu; Kemal Derviş ise, 'sosyal' ve 'liberal' diye belirlediği aradıklarının Bayar ve Cem olduğunu biliyor aslında... Buluşmaları yakındır.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |