|
|
|
Bir Azeri'den mektup var
31/07/2002 tarihli yazınızı okuduktan sonra;
4 yıldır Türkiye'de bulunuyorum. Ben de o Çeçen Mansur kardeşimiz gibi öğrenciyim burada. Burda, İstanbul'da üniversitede okuyorum. 4 yıldır gazetenizin günlük okuyucusuyum. Malumunuz olsun ki Türkiye dışında olduğum zamanlar bile internetten gazetenizi takip etmişimdir. Sebebi Türkiye'de beğendiğim en seviyeli gazete olması ve en değerli köşe yazarlarını bünyesinde barındırmasıdır. 28 Şubat süresinde gazete ailesine katılmasıyla Nazlı Ilıcak, bir gazeteyi gazete durumuna getirip te bir vefasızlıktan sonra Yeni Şafak'a katılan Fehmi Koru ve Taha Kıvanç, yazdığı gazete köşesinde "gazete patronu"nun çıkarlarını gözetmediği için gazeteden ayrılmak zorunda kalıp Yeni Şafak'a gelen Cengiz Çandar için gazeteniz Yeni Şafak'ı kendi sesimi duyuran bir gazete gibi hissettim. Aileden de gelen bir gazete okuma düşkünlüğünü de katarsak, ben hastanede olduğum müddet bile Yeni Şafak başımın ucundan eksik olmadı. Bir zamanlar köşe yazarlarınızdan Ahmet Taşgetiren'in Cağaloğlu'ndaki bürosuna gider, fırsat buldukça bildiklerinden yararlanmaya çalışıyordum. Ve Türkçemin bu kadar iyi olmasını da Ahmet Taşgetiren'in zengin kütüphanesine borçluyum. Mansur kardeşimin iki yıldır gittiği o yolu ben 4 yıldır gidiyorum. Anlattıklarından daha beterlerine de maruz kalmış biriyim. Bu konularda Mansur kardeşimi yerden göğe kadar haklı buluyorum. Fakat bir husus var. Azerice bir atasözü var. "İmam için ağlarken, yezidi de düşünmek lazım." Mansur kardeşim Azerilerin sadece o yönlerini yazması beni üzdü doğrusu. Fakat Mansur kardeşim hiç yazmamış, Bakü'de mülteci Çeçen kamplarını. Hiç bahsetmemiş benim bildiğim ailesini unutup Çeçen kardeşlerimizin haklı davaları için bir şeyler yapmaya çalışan Azerilerden. Hiç anlatmamış Mansur kardeşimiz mektubunda Bakü'de halkın Çeçenleri nasıl sevdiğini...
Sanırım Mansur kardeşim yaşadığı sendrom yolculuğunun etkisinden kurtulmamış. Ben de ilk zamanlar öyleydim. Daha sonra "Ölümlü Dünya" deyip geçtim...
Mansur kardeşime sabır diliyorum burdan ve her yerde haksızlığa dilimle, elimle, gönlümle karşı olduğumu bildiriyorum.
Sayın Mehmet Şeker;
Mansur kardeşimizin yazısını olduğu gibi yayınladığınız için şükranlarımı sunuyorum. Bir de sizlere 70 yıldır Rus mentalitesi esaretinde yaşayan (Mansur kardeşim ve ben de dahil) bir genç olarak son dönemlerde Rus halkının leksikolojisine giren bir atasözünü hatırlatıyorum. "Bir Çeçen'den canını, bir Azeri'den paranı ve bir Türk'den karını koruyacaksın." Sanırım bu atasözü köşenizin mizahlığına biraz da olsa uygun olur.
O ki kaldı Mansur kardeşimizin "Müslüman Azeriler'den gördüğüm bu haksızlığı kınıyorum" demesine, ben de kınıyorum. Fakat ben bir şeyi daha kınamak istiyorum Mehmet Bey, 600 yıllık Osmanlı Devleti'nin varisi olarak görünen Türkiye'de gördüğüm haksızlıkları size yazsaydım sanırım ne buna zamanım yeter, ne de sizin fax kağıdınız.
Selam ve Dua ile
Kamuran Ferit
HURUÇ
Hakan Arslanbenzer ve Eren Safi yönetiminde çıkmaya başlayan Huruç, çıkış bildirisinde şöyle sesleniyor okuruna:
"Türk şiirinden 'Büyük Türk Şiiri' diye söz etmenin haklılığından ve gerekçelerinden söz etmeye gerek duymadan şunu söyleyebiliriz: Bugün dünya edebiyatında çıtası neredeyse en yüksekte olan Büyük Türk Şiiri, çıkışını aramaktadır. Bu 'çıkış'ın mütevazı işaretleriyle yetinmeyen ve Türkiye'deki müesses ama muhal edebiyatı ortamında sözünü ettiğimiz çıkışa zemin oluşturmak amacıyla bir araya gelen şairler olarak, bu edebiyat ortamındaki iskambilden tapınakları yıkarak, sağlıklı ve gerçek bir yapının temellerini atmak için yola çıktığımızı duyuruyoruz. Yola çıktık. Türk şiirindeki mistik eğilime, lirik şiire, imge şiirine ve 80'lerin şiirine karşı başlatılan bir savaş anlamına da gelen, kurumsallaştırılan edebiyatı, cemaatlerin hizmetindeki edebiyatı, burjuvazi(!)nin hizmetindeki edebiyata, 'ideoloji'nin boyunduruğundaki edebiyata ve bankaların ve 'sermaye'nin eteği altındaki edebiyata karşı başlatılan bir savaş anlamına da gelen çıkışımızı karşılayın. Yola çıktık. Büyük Türk şiirinin çıkışını karşılayın."
HİÇ FARKETMEZ
Üç aylık aradan sonra makamına ilk defa uğrayan Bülent Bey, Kemal Derviş'i DSP'ye çağırıyor.
Öte yandan İsmail Cem ile Hüsamettin Özkan, Derviş'in Yeni Türkiye'ye katılmasını bekliyorlar. Fakat yükselen grafiğinden dolayı CHP Kemal Derviş'e daha cazip geliyor.
Ekonominin direksiyonundaki adam Derviş, bir türlü karar veremiyor. Arayışının sürdüğünü belirtiyor.
Kimileri de sanıyor ki Kemal Derviş hangi partiye girerse orası yükünü tutacak.
Aslında nereye giderse gitsin, hiç farketmeyecek.
İnanmayan varsa, seçimden sonraki sabah görüşürüz!
mseker@yenisafak.com
|
|
|
|
MEHMET ŞEKER
|
|