T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Redd-i miras

Geçen gün, Sayın Çandar yazısında, Osmanlı'nın Bizans'ı, Cumhuriyet neslinin de Osmanlı'yı miras aldığını yazmıştı. Bizce burada yanılıyorlar. Bizim tesbitimize göre, Cumhuriyet kuşağı, Osmanlı için, bir bakıma "redd-i miras"ta bulunmuş ve Bizantimizmi hortlatmıştı. Tıpkı, Moiz Kohen veya Avram Galanti'nin aksine, Sami Kohen'in "Hürriyet"in genel yayın yönetmeni Özkök'ü yanıltması gibi...

Değil mi ki, "Milliyet"in yazarı Bay Kohen, "Newsweek"te çıkan yazısı ile, müstakbel bir AKP iktidarında Ordu ile çatışacaklarını yazıyor, bunu da "Batılı bir yorum" olarak manşete çekmenin hatası nasıl telafi edilecek, bir türlü çözüm bulunamıyordu.

Halbuki, Osmanlı tebaasından Moiz Kohen, İttihatçılara "Türkçülük" kadar, Cumhuriyetçi'lere de "Kemalizm" dersleri vermiş bir adamdı!..

Cumhuriyet kuşağı, Osmanlı'ya karşı "redd-i miras"ta bulunurken, bir Avram Galanti -hadi bu sefer de Abdullah Birisine, yine malzeme verelim, manşetlik gibi- bir Osmanlı vatandaşı kültür ve edâsı ile, Hahambaşı Mecerano Efendi'nin Ebced Hesabı üzere, 1339, yani Cumhuriyet'in ilanı yılı ile, Mustafa Kemal yeni bir "mucize"nin kurucusu oluyordu:

"Mustafa Kemal'in reis-i Cumhur intihabı/seçimi/1339 senesinde vuku bulduğundan, "Mustafa Kemal el-Gazî" kelimeleri, Ebced Hesabıyla 1339 rakamına müsavidir. Mustafa: 199, Kemal: 91, el-Gazî: 1049 (G: 1000) toplam/yekün: 1339/1923" (Küçük Türk Tebessular, sh: 105)

Fakat Cumhuriyet'te etkin bir rol alan aydın ve yazar takımından hiç biri, Avram Galanti kadar açık ve bilimsel bir çizgi tutturamamış, hepsi, bir takım yavelerle avunup gitmişlerdir.

Hele, şu AB meselesi ve uyum yasalarının tartışılıp gündem oluşturup, Türkiye'nin üç ay sonra seçime gideceği günlerde, Edirne Mebusu M.Şeref Aykut'un "Kemalizm" adlı tek parti döneminin serencamını ortaya koyan tutucu eserini, bir yana bırakalım da, Peygamber olarak Hz. Musa'yı tasvip eden bir Avram Galanti, bakınız 1925 sonlarında, "Akşam"da çıkan yazılarını topladığı kitapta, Mustafa Kemal ile, Hz. Musa'yı nasıl "mukayese" ediyor:

"Otuz beş asır evvel yaşamış İbranî peygamber ile, el-yevm yaşayan Türk Peygamber arasında, dünya işlerinde büyük bir müşabehet vardır. Musa büyük bir seciyye sahibi idi. Mustafa Kemal de büyük bir seciyye sahibidir. Musa Mısır'da esarette inleyen İbranileri kuvvetli bazusu ile kurtardı. Mustafa Kemal de esarete alınmak istenilen Türkleri de kuvvetli bazusu ile kurtardı. (...) (sh: 121-122)

Fakat, son yıllarda Türkçülere büyük bir cesaret verip, onların kökeni hakkında ileri-geri "belgesel" nutuklar atan biri var: Cemal Kutay!

Bu zat geçen gün yine bir "yeni tv"de ahkâm kesiyordu. Meşhur olması da, bir takım ipe-sapa gelmez laflarla, Türkler'in "Şaman Dinine mensup olduğu" ve kendisinin de bu Şaman'lıkla hayat bulduğunu ve giderek Mustafa Kemal Paşa'yı da bu sakim ve alil efkârına alet ettiğinden "Türkçe ibadet"leriyle Türkçü takımı tarafından pek sevilmişti.

Bu adam, Avram Galanti kadar "köken dürüstlüğü" gösterememiş bir nevzuhur "küpür tarihçisi" olarak karşımıza çıkıyor.

Zira, 70'li yıllarda rejime adapte olmuş ve sağcı bir partiye yamanmış Nurcu takımı'nı sömürmek için, "Bir Asr-ı Saadet Müslümanı" diye ad takarak, merhum ve mağfur Bediuzzaman hakkında kitaplar yazmıştı!

Bunlar bir şey mi? Daha neler yazmıştı bu "küpür tarihçisi"?

DP'lilere yaranmak için 50'li yıllarda yazdıkları birer "belge"! Ve onları gündeme getirmekle, herhalde, bu derme çatma tarihçiyi MHP ve Türkçü takımı "vatan haini-bölücü" olarak istenmeyen adam ilan ederlerdi.

Amma, şu anda "ana dilde eğitim" tartışılırken, Cemal Kutay'ın 50'li yıllardaki tesbiti, haklılık kazanmış, her dönem ve siyasî güç karşısında "yorum ve belge" bulabilen bir kişinin, "Millet/Söz Milletindir" adlı dergisinin, (Sene: 7, cild: 10, sayı: 244, 16 Ağustos 1951) kapağı ilginç rakamlarla doluydu:

"Doğu'da üniversite ve hazin bir tablo:
İller:

Türkçe

Kürtçe

konuşanlar

konuşanlar

Ağrı

54.472

78.987

Bitlis

26.686

43.546

Diyarbakır

68.403

178.521

Hakkari

3.002

30.840

Van

50.659

53.009

Tunceli

42.485

98.997

Muş

27.664

47.830

Siirt

12.114

76.553”

Bu dökümü kim yaptı veya Bay Kutay, bu verileri nereden aldı? Bizimkilerin, böyle bir kafaları yoktu ki, bunu becermiş olsunlardı. Kutay'ın ifadesine göre, durum şöyle bir seyir takibi ile, bu sonuca varıldı:

"Amerikan askerî ve sivil mütehassısları 1945'de bütün memlekete şamil bir tetkik yaptılar. Bu arada, bizim bir "Coğrafî devlet tabiri" olarak "Doğu" dediğimiz vatan köşelerine gittiler. Mütehassısların Amerikan misyonu yüksek makamlarına verdikleri rapor, o zamanki hükümete de tevdi edildi.." (Millet, sh: 8-9, Bir rejim keffareti ödenirken, faciaları dinleyiniz! Kutay-Ağustos-1951).

Bilmem başka bir alıntı veya yoruma gerek var mı?

Yani, herkes çalıp çırparak; yorum yapıp, saptırarak, kendini kamufle etti. Hiç bir zaman, hiç kimse, ben şuyum ve kimliğim de budur, diyemedi! Şimdi ise tam zamanı!.. "Dönmelikle" suçlananlar da konuşsun ve gerçek kimlikleri ile halkın önüne çıkıp, oy istesinler! Yoksa fikri inkıbaz sonunda sulu yazılarla ishale dönüşür!


www.sadikalbayrak.com

2 Ağustos 2002
Cuma
 
SADIK ALBAYRAK


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED