|
|
|
|
Önceki gün Olimpiyat Stadı'nın açılış maçı için görevlendirildik. Hem bu tarihi anı yaşayacak, hem de Galatasaray'ın Olimpiakos karşısında oynadığı futbolu değerlendiren bir yazı yazacaktık. Gazetemizin merkezi Bayrampaşa'da. Olimpiyat Stadı'na 15 kilometre var veya yoktur. Normal şartlarda (İstanbul trafiğini de dikkate alarak) ulaşım en fazla 20 dakika sürer. Günlerdir yazılıp çizilen Olimpiyat Stadı'nın yolu yok uyarılarını dikkate alarak ve de işimizin gereği ön hazırlık çalışmaları için maça tam üç buçuk saat önceden hareket ettik… Saat 18.00 gazeteden çıkış; Şoförümüz Yılmaz'a E5'ten gitmeyi teklif ediyoruz. Yani birazcık daha uzun yoldan. Vaktimiz bol ya, güle oynaya gideceğiz. Yılmaz tecrübeli. Yol kurdu. Hemen itiraz ediyor. Ne olur ne olmaz biz kısa yoldan gidelim diyor. Biz de tecrübeye saygı gösteriyoruz haliylen… Saat 18.05 Aksaray'dan U dönüşü: 2, 3, 4. vites, derken gazetenin karşısına geldiğimizde ikinci vitesle gidiyorduk. Bayrampaşa Cezaevinin karşısındayız ve artık arabamız dur kalklarla adım adım gidebiliyor. Saat 18.45 Matbaacılar sitesinin önündeyiz; Aracımız tamamen durmuş vaziyette. Pencerelerimizi açıyoruz. Sağımızdaki komşumuz bangır bangır arabesk dinletiyor. Solumuzdaki ise taverna müziğini tercih etmiş. Arkadan ve önden gelen müzik sesleri muhteşem bir otoyol kakafonisi sunuyor bizlere…. Saat 19.30 Mahmutbey kavşağındayız; Aracımızın yerinden hiç kımıldamadan durduğunu zannederken Mahmutbey kavşağına geldiğimizi fark ediyoruz. Bu arada arabalardan sigara-gazete alışverişi derken yeni arkadaşlıklar koyulaşıyor ve ufaktan da akrabalıkların temeli atılıyor. Tam o sırada akşamın o saatine rağmen sekiz adet işçinin büyük bir gayretle kavşağın bitirilmesi için çalıştığını görüyoruz. Başlarında da telsizli bir adam vardı. Böylesine bir tıkanıklığın maç yüzünden değil de buradaki çalışma yüzünden olduğunu düşünüyor ve burayı geçtikten sonra maça yetişebileceğimiz yorumlarını yapıyoruz… Saat 20.15 İkitelli sapağındayız; Paralı yola doğru trafiğin rahatladığını, buna karşılık stada giden yolun tamamen kilitlendiğini görüyoruz ve bizde ancak şafak atıyor, maça yetişememe korkusuna kapılıyoruz. İki tane trafik polisi araçlarına yaslanmış yapacak hiçbirşeyleri olmamasının tadını çıkarıyor. Saat 20.45 İkitelli döner kavşağındayız; Döner kavşaktan dönemiyoruz. Çünkü kilit olmuş. Sağ taraftan Başakşehir yönüne doğru boş bir yol var. Polisler çaresizlik içinde maça gidecekler bu yolu da kullanabilir gibi laflar ediyor. Biz de sazan misali dalıyoruz. Sanayi sitelerinin içinde kayboluyoruz. Çıkmaz sokağa giriyoruz. Dönüş yolunda bizimle aynı kaderi paylaşanların bir sitenin içine daldıklarını ve site bekçisinin elindeki kepi ve sağa sola salladığı kollarıyla ağıldan sürüyü çıkarmaya çalışan çoban gibi çırpındığına tanıklık ediyoruz. Saat 21.15 Stadın ışıkları göründü; Sanayi sitelerinin içinde dolanırken allem edip kalem ediyor ve doğru yolu buluyoruz. Doğru yolu bizden önce bulanların arkasına takıldık. Bir ara binaların arasından stadın ışıklarını görüyoruz. Gerçekten muhteşem bir görüntü. Arabadan inip yürümeyi ve hiç değilse ikinci yarıyı seyredebilmeyi umuyoruz. Ama en az beş kilometrelik bir yol olduğunu yürümeye kalktığımızda maçın sonuna bile stada varamayacağımızı öğrenip hevesimiz kursağımızda kalıyor. Saat 21.30 dönüş kararı; Artık maç olayı bizim için bitmiştir. Geri dönmeye karar veriyoruz. Ancak bu da mümkün görünmüyor. Bir onbeş dakika geçtikten sonra önümüzde bir döner kavşak olduğunu fark ediyoruz ama ulaşmak ne mümkün. Ne yapıp edip ters bir U dönüşüyle bu çileye son veriyoruz. Binlerce aracın maçtan sonra nasıl döndüğünü ise düşünmek bile insanın başını ağrıtıyor. Bir sürü pazarlık ve uğraş sonucu on günlük izin koparmış, yeşille mavinin iç içe geçtiği Abana'da tam on günlük muhteşem bir tatil yapmışım. Dönüşte de bir yıllık bir enerji depoladığımı zannederek seviniyordum. Bütün enerjim tam üçbuçuk saatte sıfırlandı. Elalem bir yere bir çivi çakmadan önce altyapısını bitirir. Biz ise yaptıktan sonra alt yapıyla ilgileniriz. Aaa burasının şusu da eksikmiş bunu da yapalım. Deneme yanılma yöntemi. Yani tümden gelim, tüme varım hikayesi. Televizyonlara bakıyorsunuz verilen demeçlerde herkes pişkin. Sorumlu yok. Galatasaray'ın maç yazısını işte bu şekilde yazamadık. Olimpiyat Stadı'nın başına bir de Atatürk eklemişler. Atatürk Olimpiyat Stadı. Orda bir stad var uzakta, gitmesek de görmesek de o stad bizim stadımızdır.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |