|
|
|
|
Abdi İpekçi'yi dolduran seyirci ilk önce hırsımızı alamadığımız Brezilyalıları ıslıklayıp durdu,alkışlar ise Kanada içindi. Hemen ardından Avrupa Şampiyonu Yugoslavya ile bir hesabımız olduğunu ve seyircinin de gazıyla maçı alabileceğimizi düşündü aynı seyirci.. Ancak İbrahim'in kırık burnu, Hedo'nun çeken baldırı ve Harun'un bilmemnesi gerçeği ile karşılaştım.Tüm iyi niyetimle bunun bir hazırlık maçı olduğunu söyleyip durdum kendi kendime. Tüm eksiklerine rağmen TÜRK MİLLİ TAKIMI heyecanla çarpan yüreklere şu çöl sıcaklarında dördüncü periyotta su serpebildi. Milli takım denince sanki ülkenin en iyi,en yetenekli ve en çalışkan oyuncuları akla geliyor. Ama bizde durum biraz farklı. Bizimkiler eldekilerin en iyisi. Basketbolumuzun belli bir düzeye ulaşabilmesi ve yeteneklilerin en yeteneklisinin bulunması için en az kahvehaneler kadar basketbol sahaları açılmalı. Türk futbolunun gelişmesi için gösterilen çaba gösterilmeli, para ve emek harcanmalı. O zaman İbo'nun burnu için, Hedo'nun çeken baldırı icin elbette yine üzülürüz. Ama üzüntüden kahrolmayız. Bu nedenle her şeyin bir başlangıcı var diye kabullenerek yıllar sonrasının temelini atmalıyız. Bu potansiyeli salında her gece görüyorum. Ve yıllar sonrasının şampiyon takımının oyuncuları bizim 12 dev adamın maçları ile büyüyecekler. Hele son periyodu oynarken gazın da ötesinde Avrupa finali oynadığımız takıma ortak olmayı becerebilen bir takımı izlemek ve alkışlamak büyük keyif veriyor. Yani bizimkiler genelde kendini aşıyor. Ama onlar bu kupayı değil, Brezilya ile bir daha oynamayı tercih ettiler. İyi de ettiler..
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |