|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Bu Hıncal Uluç, mantığı kuvvetli bir lâf makinesidir: el kol hareketleri, jest ve mimikleriyle.. Bir partili olarak siyaset yapsa da kürsülerde boy gösterseydi, eminim, kütleleri peşinden sürüklerdi!.. Fakat, bu lâf makinesi, bazan hayal ürütme vitesine takılıp gerçeklerle alâkasız mantık sistemleri vücuda getirerek, okuyanları ya şaşırtıyor, yahut öfkelendiriyor.. Bu sefer de öyle yapmış: 31 Temmuz 2002 tarihli Sabah gazetesinde, balonlara işlenmiş Türk bayrağına tekme atmanın hiçbir sakıncası olmadığını göğsünü gere gere ilân ediyor.. Bu sebeble açılan dâvâ için "bundan daha utanç verici bir dava olamaz" diyor.. Biz de diyoruz ki, asıl utanç verici olan açılan dâvâ değil, bizzat o yazının kendisidir.. Savcıyı, bir milletin en kutsal sembolü olan bayrağı, hakkı olan itibar ve ihtiram mevkiinde görmek istediği için, bunu ayrıca kanunların emrine uyarak yaptığı için takdîr ve tebrik etmek lâzımdır.. Bayrak, vatan, sancak, İstiklâl Marşı gibi icabında uğrunda ölmekten kaçmadığımız kavramların, sembollerin hafife alınmasına, rencide edilmesine göz yummak gibi bir hak, bu milletin hiçbir ferdinde mevcud olamaz.. Hıncal Efendi, topçular hakkında, eşin dostun, arkadaşların hakkında aklına estiği gibi yazmaktan kaçmadığın yazıları, böyle kutsal mevzûlar hakkında aslâ yazamazsın!.. Orada duracaksın.. Bu mevzûlarda hatır icabı, dostluk icabı kalem oynatamazsın. Milletin bütün fertlerini bağlıyan konularda ahkâm yürütemezsin!.. Üzerinde bayrak bulunan bir gazete parçası görünce, onu yerden alıyor, kesiyor ve cebimize koyuyoruz.. Herkes böyle yapacak.. Balonlara bayrak işlemek hangi sivri akıllının aklına gelmiş.. Onu da sorguya çekmek gerekir.. Bayraklı balonları yerlerde süründürmek kimin işidir.. Onu da sormak lâzımdır.. Bir balon eninde sonunda patlar, pörsür ve bir kenara atılır. Türk bayrağına böyle bir âkıbet revâ görülemez!.. OSMAN AKKUŞAK
|
|
|
|
|
|
|