|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Bazan "marjinaller", yarının "çoğunluk"larını oluşturabilir.. Marjinal, "Sınırda olan" demek kabaca.. Sözlüklerde, "Birimleri, matematik anlamda değişken olabilen, nispeten homojen bir grubun sınırında yer alan her çeşit olgu" şeklinde anlatıyor "Marjinal" kavramı.. Örneğin "Çevreciler", 1960'lı yıllara kadar marjinaldi.. Kalkınma, sanayileşme, istihdam gibi hedefler toplumların özünde dururken, "Doğal dengeyi bozuyorsunuz" diyenlere, "uçuk" veya "marjinal" gözüyle bakılırdı.. Bugün ise "Çevrecilik", yükselen değer ve çoğunlukların sahip çıktığı bir eylem.. Önce marjinal olup, sonra çoğunluğu oluşturan, fakat evrensel değerler açısından hep "Marjinal" ve hatta "Suçlu" konumunda kalacak eylemler de var.. Örneğin Hitler, 1920'lerde bir marjinaldi.. 1930'larda ise Almanlar'ın "Führer"i oldu.. 1945'ten beri de, Hitler gibi düşünenler, marjinal olmaktan öteye, insanlık suçu işleyen kesimler konumunda.. Ortaçağ'da "Dünya Dönüyor" diyebilen Galile gibi bir marjinal olmak veya Sovyet rejiminde çoğulcu demokrasiyi savunan konumda bulunmak, "yarının çoğunluğu"nun habercisi olmak demektir. Türk toplumunda her kişi, her kesim ve her düşünce, her an marjinal olabilir.. Bizim yerel değerlerimiz, sürekli iner ve çıkar.. Hukukta bile, zamana göre değişen "moda suçlar" vardır.. Bakarsınız dövizle ticaret yapmak sizi bir gün "kaçakçı" yapar, bir gün de "ihracat kahramanı" olursunuz.. Ya da bir gün bakarsınız Kürtçe yayını yasaklayan RTÜK Kanunu'nu "çoğunluk"lar çıkartır.. Ertesi gün de, Kürtçe yayına özgürlük getiren AB Uyum Yasaları'nın çıkartılması, "Çoğunlukların Beklentisi" olarak sunulur.. Bu durumda, evrensel uygarlık ölçülerine bakarak, "marjinal nedir, ne değildir"i belirlememiz daha doğrudur.. Şu anda görülen o ki, Avrupa Birliği projesini şovenlikle ve içe dönüş özlemleriyle engellemeye çalışan MHP, Türkiye'deki siyasetin marjinallerini temsil ediyor.. Bir anlamda Fransız Le Pen'in veya Avusturyalı Heidar'ın, Türkiye'deki eşdeğeri Bahçeli ve MHP'dir.. Avrupa'nın şovenleri veya neo-Nazileri, nasıl Türkler'e, farklı kültürlere, yabancılara karşı ise ve onları "tehlike" olarak görüyorsa, bizim MHP de, Avrupa'yı, Batı'yı, AB ile kaynaşmayı, tehlikeli olarak görüyor.. Bu tutum, evrensel değerler açısından, "kalıcı bir marjinallik"tir.. Benim şaşırdığım, yeni dünyanın ve dünyalılığın bir ürünü olan Cem Uzan'ın da, siyasi söylem olarak MHP'nin daha sağındaki bir marjinallik üzerinde oynuyor oluşu. Tabiî ki, bu siyasi bir tercihtir.. Ama kitleler, tarih boyunca hep doğru, ileri, evrensel olanın yanında yer almışlardır.. Bazan gecikmeli olsa bile, bu böyle olmuştur hep.. Keşke, marjinallik seçimlerini herkes doğru belirlese..
ŞAKA
Kürtçe yayın ve Altaylı!..
Fatih Altaylı'nın bana bir özür borcu var.. RTÜK Yasası'nı eleştirirken, bunun 4'üncü maddesinin, Kopenhag Kriterleri'ne aykırı olduğunu yazmıştım.. Altaylı da, "Mehmet Barlas bu konuyu bilmiyor" benzeri birşeyler yazmış. TBMM, "Uyum" için, o 4'üncü maddeyi de değiştirdi.. Eğer Fatih Altaylı'nın benden özür dileyecek vakti yoksa, ben onun yerine kendimden özür dileyebilirim..
KIBRIS'TA ÇÖZÜM ŞART
Denktaş, Anavatan'ın mesajını almalı!
TBMM'deki çoğunluğun bir siyasi maraton sonunda AB'ye uyum yasalarını kabul etmesi, Türk halkının eğilimlerini de yansıtıyor.. 3 Kasım'da seçmen önüne çıkacak siyasi kadrolar, MHP dışındaki bütün partileri temsil ederek, "Avrupa Birliği'ne evet" demişlerdir.. Seçmenden bunu algılamış olmadan, bu şekilde oy kullanamazlardı TBMM'de. Sanırız Türkiye'deki ulusal iradenin bu kadar somut biçimde yansıtılan eğilimini, Kıbrıs'ta Rauf Denkntaş da, Ankara'da hâlâ tereddütte olan bazı çevreler de algılamak zorundadır.. Denktaş, bu gerçeğin ışığında, Klerides'le çözüm aramayı hızlandırmalıdır.. Anavatan "Avrupa Birliği" derken, Yavru-vatan'ın "Avrupa Birliği'ne hayır" diye direnmesi, fazla tutarlı olmayacaktır.. "Uzlaşma ve uyum", asla "teslim" demek değildir..
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |