|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Evet, yanlış okumadınız: Hatalar, bereket kaynağıdır. (Modernler, bereket yerine verimlilik, prodüktivite gibi kelimeleri de kullanabilirler!) Yalnız, bereketin kaynağı, bir defa işlenen hatalardır. Aynı hataları tekrar tekrar işlemek, kalitesizliğin maliyetini arttırmaktan başka işe yaramaz. İşyerlerinde hataları minimize etmenin en iyi yolu, konsantrasyondur, yani yapılan işe yoğunlaşma. Bilim adamları basit bir bilimsel gerçekten söz ederler: Beynimiz, bir zaman diliminde bir tek konu veya görev üzerinde yoğunlaştığında en iyi şekilde işler ve en yüksek verim ve hatasızlık payına ulaşır. Aynı anda birçok işle uğraşma yeteneğimiz vardır kuşkusuz, ama bunlardan ancak birine kendimizi gerçek anlamda verebiliriz. Diğer işleri yarı dikkat ve yarı bilinçle sürdürebiliriz. İş yerlerinde sürekli aynı hataların tekrar edildiğinden çok yakınılır. Bunun sebebi, işe gerçek yoğunlaşmanın olmaması, aynı anda aynı kişinin birçok işi birden yapmaya kalkmasıdır. Şu kovboy hikâyesi tam da bu tür işyerleri için anlatılmıştır: İki arkadaş sinemaya giderler. Filmde boyuna çekişen iki kovboy vardır. Ne banka soygunlarından kazandıkları paraları paylaşabilirler, ne filmin başrolündeki güzel kızı. Filmin sonunda kaçınılmaz düello anı gelip çatar. Arkadaşlardan daha uyanık gözükeni, diğerinin kulağına eğilip, bıyıklı kovboy bıyıksızı vuracak der. Diğeri ise bıyıksızı tutar ve akşam yemeğine bahse tutuşurlar. Uyanık olanın dediği çıkar ve bıyıklı kovboy bıyıksızı öldürür. Yemek yenip parası ödendikten sonra, uyanık gülmeye başlar. "Benim bu filme ikinci gelişim," der. "Bıyıklının diğerini vuracağını biliyordum." Diğerinin cevabı daha ilginçtir: "Benim bu filme onikinci gelişim. Şu bıyıksız hıyar hep aynı hatayı yapıyor. Bu sefer yapmaz dedim, gene yaptı!" Her yönetici, işletmesindeki hatalar hususunda şöyle bir mantık yürütebilir: 1. Her hata bir (veya birkaç) sebepten doğar.
İşletmelerde ortaya çıkan hataları iki genel gruba ayırabiliriz: Yaklaşım hataları, işlem hataları. Yaklaşım hatalarını bertaraf etmenin tek yolu, yanlış yaklaşımdan geri dönmektir. İşlem hatalarını en aza indirmek içinse yedi basamaklı bir reçete öneriliyor: 1. Minimize edilecek hata türleri nelerdir?
İyi uygulanmayan plan, uygun da olsa, iyi sonuç vermez.
KOÇİ BEY'İN ÖĞÜTLERİ
Görevler, işinin ehli olan insanlara verilirdi. İnsanlar, ehliyetleri devam ettiği sürece ve görevlerini ihmal veya suistimal etmedikçe görev başında kalırlardı. Dolayısıyla, her yönetici görevinde uzmanlaşır, tecrübe ve dirayet sahibi olurdu. Görev başındaki yöneticiler devletin çıkarlarını ve amaçlarını kendilerininkinden daha üstün tutarlardı. Her görevi yapmanın veya yetkiye sahip olmanın bir kuralı vardı ve padişah bile olsa hiç kimsenin kural dışına çıkmasına izin verilmezdi. Belirli bir görevi almak veya herhangi bir konuda söz veya hak sahibi olmak bir takım özellikler gerektirirdi.
Bu özellikleri taşıyan herkes hak sahibi olurdu. Ancak her görev ve yetki beraberinde sorumluluk getirirdi. Ayrıntılı bir terfi sistemi geçerliydi. Bu sistem herkes tarafından bilinir ve dışına çıkılmazdı. Devlet görevlerine ait kadrolar her yedi yılda bir gözden geçirilir, boş kadroların sahibi belirlenirdi. Vezir-i azam ve vezirler görevlerinde tam yetkili idiler. Makama dayalı güçleri fazla olmakla beraber, bu gücü nasıl kullanacakları kurallarla belirlenmişti. Bu kural ve esaslara uyularak verilen bir kararda hiçkimse onlara hesap soramazdı. Devletin devamı ilim, ilmin devamı alim iledir. Alime hürmet ve ikram esastır. Devlet yöneticileri alimlere saygı duyar ve itibar gösterirlerdi. Alimlerin yetişmesi ve yetki sahibi olması ve terfi etmesi oldukça zordu, fakat belirli bir makama geldikleri zaman geniş yetkilere sahip olur ve bağımsız çalışırlardı. Kolayca görevden alınamazlardı. Doğruyu, hak ve adaleti esas alan alimler, bunu padişaha ve halka çekinmeden söyler, yanlışları düzeltirlerdi. Kadılık, haksızlığa göz yumma ve padişaha itaat etme yeri değil, doğruyu söyleme, hak ve adaleti gerçekleştirme yeri idi. Tayin ve terfilerde bilgi, tecrübe ve dürüstlük esas alınırdı. Devletin bütün kurumları ve halk birbirlerinin denetim aracıydılar. Padişah devlet işlerini bizzat görür, Divan'a başkanlık eder, karar vermeden once danışır ve aile fertlerinin devlet işlerine karışmasına izin vermezdi. Ömer Dinçer'e göre, Koçi Bey Risaleleri sadece yazıldıkları çağda değil, günümüzde de yararlanılabilecek kaynaklardır. Probleme yönelik olmaları, problemleri analiz ederken tanımlamaları yönünden analitik bir yaklaşım; çözümler geliştirerek uygulama sürecini ortaya koymaları bakımından da geliştirici bir yaklaşım sunmaktadırlar.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |