T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Bırakınız alsınlar, bırakınız satsınlar...

Bir ülkenin üretim gücünün artırılmasında yalın ve derin ticaret kültürü vazgeçilmez bir önem taşır. Dünyanın neresinde olursa olsun, ticaretin gelişmediği bir toplumda üretim olmadığı gibi, tüketim de olmaz. Gelişmişlik düzeyinden bağımsız olarak, bir toplumun ekonomik başarısı, ticaretten sanayiye geçiş sürecindeki verimliliğe dayanır. Alıp satmasını öğrenmeden, üretmesini öğrenmek mümkün değildir.

Anadolu'da ticaretten sanayiye geçişte ilginç bir strateji izlenir. Önce perakende ticareti öğretmek için "al sat" denilir. Sonra sıra toptan ticarete gelir. Bunun için de "tart sat" önerisinde bulunulur. Bu iki aşamada başarılı olunmuşsa, üretim kaçınılmaz olur. Stratejinin son aşamasında "yap sat" gündeme gelir. Perakende ve toptan ticarette başarı sanayinin "olmazsa olmaz" şartıdır..

Kemal Şahin'den Michael Dell'e kadar bütün girişimcilerin başarı grafiğinde ticaretten sanayiye geçiş stratejisindeki aşamalar açıkça gözlenir. Girişimcilerin olduğu kadar toplumların gelişmesinin de, tarihin derinliklerinden süzülüp gelmiş ilkeler vardır. Bu ilkeler sanıldığından çok daha etkilidir. Girişimciler çoğu zaman farkında bile olmadan sözkonusu ilkeleri kendilerine değişmez kılavuz edinir.

"Özgürlüğün olmadığı ülkede özgünlük olmaz" başlıklı yazım üzerine Rekabet Kurulu Başkanı Prof. Dr. Tamer Müftüoğlu'yla uzun bir süre telefonda konuştuk. Müftüoğlu, Türkiye'de "girişimcilik ve girişim kültürü"ne katkıda bulunan akademisyenlerin başında gelir. Onun "Türkiye'de Küçük ve Orta Ölçekli işletmeler" isimli çalışması girişimcilerin başucu kitabıdır. Kitabına eklediği "örnek olaylar"da Anadolu'daki pekçok işadamı kendini görmüştür.

Girişimciliğin üniversitesi yok. Eğitimli eğitimsiz, genç yaşlı, kadın erkek herkes girişimci olabilir. Gençler arasında girişimcilik, yani kendi işinin sahip ve yöneticisi olma, meslek seçiminde ilk sıralarda yer alıyor. Özellikle Amerika'da girişimcilik deyince akla küçük ya da orta ölçekli işyeri gelir. Çünkü bu tip işletmelerde işin sahibi, aynı zamanda kurucu ve yöneticidir. Başarının kaynağında çoğu defa risk almasını bilme yatar. Risk almasını bilmeyen; hiçbir zaman ticaretten sanayiye geçemez.

Müftüoğlu liberallerin "Bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler" ilkesinden esinlenerek, girişimcilere de "Bırakınız hayal kursunlar, bırakınız satsınlar" denilmesi gerektiğini söyledi. Girişimcilikte önemli olan para kazanmak değil, toplumun, üretici gücünü büyütmektir. Bunun için de herşeyden önce satmasını bilmek zorunludur. Üçgözlülük ya da açıkgözlülük girişimcilikte daha çok fırsatçılıktır.

Müftüoğlu Türkiye'deki işletmelerde pazarlama fonksiyonun "kritik faktör" durumuna geldiğinin üzerinde önemle durdu. Gerçekten günümüzde pazarlama küçük ve orta işletmelerin büyük işletmeye dönüşmesinde "kilit faktör"dür. Pazarlama iç pazardaki daralmalar yüzünden dış pazarlara açılmak zorunda olan bütün işletmeler için hayati bir önem taşıyor. Artık Türkiye'de "ne üretirsem satarım" dönemi kesinlikle kapandı. Her işletme pazar sözkonusu olduunda global düşünmek zorunda.

Anadolu girişimcisinin ticaretten sanayiye geçiş süreci, ulusal ölçekte olduğu kadar uluslararası ölçekte de geçerlidir. Pazarlamadaki "kritik faktör" de kalitedir. Kalitesiz bir ürün hem iç, hem de dış pazarda müşteri bulamaz. İster iç, isterse dış pazar olsun, her müşteri kalitede mükemmeli arar. Kalitede kusursuzluğu aramayan hiçbir işletme, ister küçük ister büyük olsun, uzun ömürlü olamaz.

Müşteri aramakla bulunmaz, bulanlar pazarlamasını bilenlerdir.


4 Ağustos 2002
Pazar
 
NAZİF GÜRDOĞAN


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED