T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Türkiye'yi nasıl anlamalı?

Seçimlere doğru siyasi partileri merkez alıp seçmene, seçmenin tahmini davranışını veri alıp topluma atılan bakışlar ilginç bir görüntü vermeye başladı. İlginç görüntü vermemesi mümkün değil, kurulan "okuma şeması" olması gerekenin tümüyle tersi.

Bu eğilimin iki kritik noktası var.

İlki "merkez sağ ve sol partilerin yaşadığı zaafiyet kötü liderlere ve kötü parti işletmesine bağlıdır" fikri; ikincisi "AKP, HADEP gibi çevre partilerin oyu bu nedenle, tepki oyları şeklinde artmaktadır" fikri…

Bu iki fikrin arkasında ise temel bir vasayım var:

"Toplum ve toplumsal eğilimler değişmez, doğal olarak buradan doğan seçmen ittifakları da değişmez. Özellikle bu ikincisinin, yani seçmen davranışının değişmesi hali hastalıklı, dahası tehlikeli bir durumdur, bu duruma her tür aracı, gerekse askeri, totoliter araçları, siyasallaşmış bir hukuk devreye sokarak "tedavi etmek" lazımdır. Bu varsayıma göre Türkiye'de yüzde 30 merkez sol oy vardır, yüzde 50 merkez sağ oy vardır, yüzde yirmilik de uç oylar bulunur…"

Türkiye, topluma, siyasi davranışlara böyle baktığınız, yani toplumu yok saydığınız, değişmeyi hastalık kabul ettiğiniz, ne olup bittiğini anlama, olup biteni anlamlandırma imkanınız yoktur.

Ne var ki bu eğilim sadece bir yanlış okuma, eksik donanım meselesi değildir.

Temelde ideolojik bir meseledir…

Başka bir deyişle toplum tasavvuru olmayan, toplumu çeşitli parça ve eğilimlerden oluşan bir bütün olduğu fikrini reddeden, tersine tek parçalı bir yapı olarak gören, böyle baktıkça toplumdan gelen ister sol, ister liberal, ister etnik, ister dinsel farklı taleplerden terdirgin olan, bu tedirginlik içinde siyaseti merkez kontrolunda tutan ve merkezden dizayn etmeye çalışan merkeziyetçi bir ideolojinin ürünüdür.

Türkiye yıllardır hemen her sahada bu merkeziyetçi bakış açısıyla cebelleşiyor…

Bu tablo bugün de alabildiğince keskin…

Hemen her gazete köşesinde, her yorumda ülkedeki ana siyasi sorunun sıradan nedenlere dağılmış siyasal merkezin ihya edilmesi meselesi olarak tanımlandığını duyuyoruz… Çevre partilere giden ve gidecek oyların, yani hastalıklı görülen yeni seçmen ittifaklarının doğal olmadığı nutuklarını dinliyoruz…

Ülkeye hakim toplumsal, kültürel ve ekonomik merkezin bu tutumu, devletin zımni tutumuyla iç içe geçtikçe, seçim sonrasında ortaya çıkacak tablo daha şimdiden tehlike, kriz, panik fikriyle işlenir hale geliyor.

Oysa görülmesi gereken ve görülmesi pek zor olmayan üç küçük husus var …

1.Merkez sol en büyük girdisi olan Kürt oylarını kaybetmiştir. Merkez sağ da en önemli kalemi olan İslami oyları kaybetmiştir. Seçmen ittifakları bugün bu dört ana toplumsal eğilim etrafında yeniden şekillenmektedir, yani tahliller artık iki değil, en kabası dört değişkeni dikkate almak zorundadır. İddia edilen yüzde 30'lar ve yüzde 50'liler, aynı Ecevit ve Demirel gibi tarihe karışmıştır. Kısacası sağ ve sol eksenler tek başlarına anlamlı değildirler.

2. Türkiye'de toplumsal eşitsizlikler ve gerginlikler; kültürel olanı dışlayan, merkeziyetçi ve bireyci bir bakış açısından yola çıkan, değişimci nitelik taşımayan bildik sağ ve sol temaları üzerine oturmamaktadır. İslami kesimden Anadolu'ya, gecekondululardan Kürtlere geniş bir kesimi oluşturan toplumsal çevre ile gücü ve kentliliği ifade eden toplumsal merkez arasındaki mesafe çok daha belirleyici olmaktadır. Bu mesafe, kültürel ve ekonomik unsurları iç içe geçirmektedir. Ve bu durum, tepki oyları adı verilen ekonomik öfkeye dayanan, kültürel beklentileri kuşatan siyasi davranışları tahrik etmektedir, dahası normalleştirmektedir. Bu, hem bir değişim hali hem bir sistemin kendisini yeniden üretmesine ilişkin bir bunalım halidir.

3.Dünya'daki konjonktür de ve hakim bakış açısıda artık daha az pozitivisttir, yani değişmez toplum fikrinden daha uzak durmaktadır. Değişim ve yeni sorunlar karşısında sağ gerilerken, sol sıkıntılı bir yenilenmeye itilmekte, dışlanmışlar ise gitgide çevre partileri tarafından temsile edilmektedir. Bu gelişme, elbette kim sağ kim sol, kim merkez partisi kim çevre partisi sorularını yenilemeyi gerektirmektedir.

Peki bu hususlar ne ifade eder? Salı'ya…



31 Ağustos 2002
Cumartesi
 
ALİ BAYRAMOĞLU
ALİ BAYRAMOĞLU


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED