T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

K Ü L T Ü R

Heidegger ne diyordu?

Çağımızın önemli düşünürlerinden Heidegger'in teoloji konusundaki yaklaşımını ele alan önemli bir derleme, İnsan Yayınları'ndan çıktı.

Heiddegger kuşkusuz ki, yirminci yüzyılın en büyük düşünürlerinden biriydi? "Varlık ve Zaman" adlı eseriyle açtığı çığır, teolojiden fenomenolojiye, hermenetikten toplum bilimlerine kadar damgasını vurdu ve felsefi düşüncede de önemli bir dönüşüm yaşanmasına yol açtı. Halen Heidegger'in açtığı yol, günümüzde bir çok düşünüre ilham vermektedir.

Böylesine önemli bir kişilik etrafında elbette ki bir çok tartışma da yaşanmakta. Bunlardan birisi, onun aslında felsefeden çok teolojiye yakın durduğu iddiası. Gerçekten de Varlık ve Zaman, sanki klasik bir teoloji metniymiş gibi bir tecrübe yaşatıyor okuyucusu üzerinde. Ancak, Batı tarihini binlerce yıldır belirleyen bir anlayışı yıkmaya çalışan ve bu tarihi "varlığın unutulmuşluğu" olarak adlandırarak onu daha sahih ve sağlam temellere oturtmayı gaye edinen Heidegger, Batı metafiziğiyle olduğu kadar Hristiyan teolojiyle de uğraştı. İlk gençlik yıllarında Katolik bir teoloji öğrencisi olarak başladığı kariyerinde felsefede karar kılmasından ölümünden sonra yayınlanan ünlü Der Spiegel söyleşisindeki "Bizi ancak bir Tanrı kurtarabilir" anlayışına kadar, teoloji, düşüncesinde hep kendisini hissettirdi. Ama nasıl bir teolojiydi bu? Varlık ve Zaman'daki "Varlık" kelimesinin "Tanrı"yla yer değiştirmesini gerektiren basit bir denklemi mi içeriyordu bu anlayış? Yoksa Heidegger tıpkı Batı metafiziğini olduğu gibi Batı teolojisini de kökünden kaldırıp atmayı mı öneriyordu? İşte "Heidegger ve Teoloji" derlemesi, bu sorular etrafında dönen çeşitli metinlerin bir araya getirilmesinden oluşuyor. Kendisinin teoloji konusundaki iki metninin yanısıra, düşüncesindeki teolojik unsurların ve Tanrı anlayışının nasıl konumlandırılabileceğine dair metinlerle, Heidegger'in teoloji karşısındaki konumu açığa çıkarılmaya çalışılıyor.

Metinler, geniş bir yelpazeyi içerecek şekilde seçildi. Heidegger'in teolojiyi felsefenin altına yerleştirmesi ve onu pozitif bir bilim olarak değerlendirmesi; "onto-teoloji" adını verdiği Batı metafiziğinin köşe taşlarını ele alması Heidegger açısından felsefi konumunu netleştiren çalışmalar. Bunun yanısıra, B. Ingriffa'nın Heidegger'in düşüncesini Batı Hristiyanlığının "babası" Paul'ün düşüncesiyle kıyaslaması, hem teolojik meselelere değinirken hem de Heidegger'in düşüncesindeki postmodern temalara kapı aralıyor. Heidegger'in öğrencisi olan Gadamer ise, Heidegger'in ilk dönemlerinde içinde bulunduğu çevrenin teolojik yönelimlerine değiniyor. Hans Jones, Heidegger'in düşüncesinin teolojide kullanılmasını acımasızca eleştirirken, John Peacocke Heidegger'in düşüncesi temelinde "Nedir din denilen?" sorusuna cevap arıyor. Jeff Owen Prudhomme, Heidegger'de Tanrı anlayışını ve bunun klasik teolojik anlayıştan farklarını, Heidegger'in Hölderlin'e yakınlığı temelinde, ele alıyor.

İnsan Yayınları'ndan Ahmet Dermirhan imzasıyla çıkan "Heidegger ve Teoloji" adlı bu derleme, çağımızın bu önemli düşünürünün teoloji konusundaki yaklaşımı konusunda Türkçede 'ilk önemli kaynak' olma özelliğini taşıyor.

Bilgi tel: 0 212 642 74 84

 
Tarantino etrafa yine kan sıçratıyor!
Şiddetin yücelten gözü Quentin Tarantino, altı yıllık sessizliğini, kendi yazıp yönettiği "Kill Bill" ile bozuyor. Reservoir Dogs ve Pulp Fiction'la tanınan Tarantino'nun dördüncü filmi "Kill Bill", içerdiği şiddet sahneleriyle sinema dünyasında şimdiden tartışma konusu. Gösterime 2003 yılı Ekim ayında girecek olan film içerdiği yoğun ve çıplak şiddet nedeniyle "Bu film yalnızca yetişkinlerce seyredilebilir" ibaresiyle sunulacak. Gösterime girmesinden kısa bir süre önce kitabı da yayınlanacak olan filme ilişkin "içerden" bilgisi olanlar, cinayet sahnelerinin yoğun olduğu Kill Bill hakkında "Bir çok kol, bacak ve kafa doğrama sahnesi içeriyor" şeklinde konuşuyorlar. Şiddet içerikli filmler tepki çektikleri 1990'lardan bu yana, yerini yumuşak action filmlerine bırakmıştı. Kan ve şiddet içermeyen yeni hitlere hiç benzemeyen Kill Bill ise şiddeti ayrıntılı olarak gözler önüne getiriyor. Şiddeti yücelten bir tavır sergileyin Taratino'nun son senaryosu, düğün günü saldırıya uğramış hamile ve kiralık katil olan bir gelinin, öç alma arayışını anlatıyor. Kill Bill, bir Miramax yapımı. Ama Miramax şiddet içeren filmlerini getirmekte yalnız değil. New Line Cinema şirketi yıllardır bir çok ülkede yasaklı olan 'The Texas Chainsaw Massacare'ın Ekim 2003'te tekrar gösterime girmesi, ayrıca, Warner Brothers'ın yeni filmi 'Terminator 3: Rise of the Machines'ün Temmuz 2003'te gösterime girmesi 10 sene öncesinin şiddet dolu filmlerine geri dönüşün yaşandığının göstergesi. Yakın tarihte yaşanan ve filmleri aratmayan saldırı, şiddet ve cinayet sahneleri izlediğimiz gerilimli görüntüler, Hollywood endüstrisini harekete geçirmişe benziyor. Teröre karşı mücadelenin sürdüğü bir dönemde gösterime girecek olan şiddet içerikli filmler, seyirciyi tutkun bir seyre sürüklüyor.
31 Ağustos 2002
Cumartesi
 
Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu
Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED