T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Misyon

Bu sütunda Başbakanlık Takip Kurulu eski Başkanı Yaşar Yazıcıoğlu'nun AKP'den aday adayı olması üzerine "O aday olursa..." başlığıyla bir yazı yazdım: "Yazıcıoğlu mağdurları"nın tepkisini dile getirdim ve böyle bir adayın AKP'ye yönelik duyguları olumsuz etkileyeceğini ifade ettim.

Yazıcıoğlu'nun aday adaylığı üzerine başka değerlendirmeler ve tepkiler de geldi. Ve şimdi kendisinin bakış açısına tanık oluyoruz. Zaman'dan Mustafa Ünal, Yazıcıoğlu'nun yaklaşımını aktarıyor.

Özetle şunların altı çiziliyor Yazıcıoğlu'nun sözlerinde:

1. Yazıcıoğlu kendisinin inançlarına bağlı bir insan olduğunu ve "AKP'de ne işin var?" sorularına üzüldüğünü belirtiyor öncelikle.

2. BTK Başkanı olarak bazı yanlışların altına imza attığını kabul ediyor.

Ancak, diye bir savunması var. 28 Şubat kararlarının alınmasında kendi dahli olmadığını, kendisinin BÇG'yi sivilleştiren adam olduğunu söylüyor. "Sayemde askerlerle hükümet arasında yumuşak geçiş sağlandı" sözleri ona ait.

3. Şu sözler de ona ait: "Bu arada bazı insanlar zarar görmüş olabilir. 20 ay boyunca sayısız karara imza attım. Fakat bilerek hiçbir insana zulüm yapmadım. Ben olmasaydım 28 Şubat sürecinden normal döneme geçiş bu kadar yumuşak olmazdı."

4. Yazıcıoğlu'na göre, Türkiye'de 1960'tan itibaren halkın siyaset ve devletten böylesine koptuğu dönem hiç yaşanmadı. Ahlaki yozlaşmaya paralel olarak dürüstlük kavramı maddi ve devlet yönetimi açısından erozyona uğradı. Toplumun da siyasetin de yeniden yapılanmaya gitmesi kaçınılmaz.

5. Yazıcıoğlu..... bu değerlendirmeler ışığında kendisine çarpıcı bir misyon yüklüyor. Bu misyon, devletle milletin barışmasına katkıda bulunmak...

6. Yazıcıoğlu misyonunun altını şöyle çiziyor: 30 yıllık devlet görevim var. Devletin değerleri ile milletin değerleri barışık değil. Çatışmanın nerede olduğunu ve hangi nedenlerden kaynaklandığını biliyorum.

7. Yazıcıoğlu'nu AK Parti'ye yönelten neden bu partinin yönetim ve kadro olarak, devletle millet arasındaki sürtüşmeyi ortadan kaldırmak için adım atmaya hazır olduğuna inanması.. "Bu çok önemli bir imkan" diyor.

8. Yazıcıoğlu'da göre atılacak ilk adım, rövanş alma düşüncesinin tümüyle zihinlerden silinmesi... Çünkü diyor, rövanş almaya kalkan karşısında rövanşı bulur. Bu da barış ortamını değil çatışmayı doğurur." (Zaman, 30 ağustos 2002)

Yazıcıoğlu'nun değerlendirmelerinde hiç şüphesiz altı çizilecek hususlar var.

1. Bunlardan bir kısmı, kendisinin BTK'daki sorumluluğunu mazur göstermeye yönelik ifadeler. "Haksızlık olabilir ama bilerek zulüm yapmadım" ifadesi, ne yazık ki dönemin mağdurlarının içini durultacak bir mahiyet taşımıyor. "BÇG'yi sivilleştirdim" söylemi de inandırıcılığı, mağdurların yüreklerinde test edilecek göreceli bir husus.

2. "1960'tan itibaren halkın devlet ve siyasetten böylesine koptuğu bir dönem yaşanmadı, devletin değerleriyle milletin değerleri barışık değil. " sözleri önemli. Ama bu da, böyle bir dönemde son derece merkezi görev üstlenmiş, bir anlamda bu kopuşu gerçekleştiren operasyonun odağında bulunmuş bir insan tarafından seslendirilince sadece "itiraf" niteliği taşıyor.

3. Toplumla devlet arasındaki bu kopuşu giderme misyonuna vurgu yapmasını da ben önemli buluyorum. Bu noktada AKP'nin önemli bir katkıda bulunacağı tesbitine de katılıyorum. Bunu daha önceki yazılarımda da dile getirdim. Bu arada "Rövanş" kelimesi de üzerinde ayrıca değerlendirme yapılacak bir konu. Belki hemen söylenecek olan şu: Toplumu devletin kimi birimleriyle rövanş duygusu içine sürüklememek de herkes gibi devletin de hassasiyet göstermesi gereken bir konudur.

4. Yazıcıoğlu'nun sözlerinde en kritik konu, kendisinin böyle bir misyonu ifa etmeye soyunması, AKP'ye de bu amaçla aday adaylığı ile başvurduğunu açıklaması olabilir. Zurnanın zırt dediği yer de bu olmalı. Bir anlamda Yazıcıoğlu "bozulmasına istemeden katkım oldu, bari düzeltmeye de katkım olsun" gibi bir söylemle geliyor. İşte burada AKP'ye ilgi duyan "Yazıcıoğlu mağdurları"nın bir şerh düşmeye hakları var.

Ben şöyle düşünüyorum:

Şayet Yazıcıoğlu, diyelim AKP'ye başvurup, AKP'nin Ar-Ge ünitesinde böyle bir misyonla çalışmaya talip olsaydı kendisinden istifade edilebilirdi. Bugüne kadar edindiği tüm tecrübe ve bilgiler değerlendirilir, hakikaten devletin ve milletin hassasiyetlerinin buluştuğu noktalar üzerinde derinlemesine çalışılır, AKP'nin de üzerinde itina ile durduğu "Barış Projesi" dört başı mamur hazırlanabilirdi.

AKP'den adaylık belki burada, "Yazıcıoğlu nereden nereye geldi?" sorusunun cevabı alındıktan sonra düşünülebilecek bir konu idi. Bir anlamda Yazıcıoğlu da bir özeleştiriden geçti mi sorusu vardı ortada. "AKP'ye BTK gözcüsü mü?" sorusunun sorulmasını nasıl önleyebilirsiniz? "Yazıcıoğlu mağdurları" diye bir kesim AKP'nin kendilerini temsil etmesini düşünüyorsa, bunların Yazıcıoğlu'na şerh koymaları kadar tabii bir şey olamaz. Yazıcıoğlu, bence bir süre BTK Başkanı iken yaptıklarından dolayı özür dönemi yaşamalı. Ondan sonra biraz mutfakta çalışmalı, ondan sonra da siyasi temsili aramalı...

Bir insan Mc Donalds'ta bile ilk geldiği gün baş garson yapılmıyor. Hatta belki lavabo temizlemekten işe başlıyor... Siyaset çok daha Çin İşi Japon İşi olmamalı...


31 Ağustos 2002
Cumartesi
 
AHMET TAŞGETİREN


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED