|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Siyaset sahnemizin ilginç partilerinden biri, hiç kuşkusuz, HADEP. Özellikle Güneydoğu'da ve özellikle Güneydoğu'da, başta Diyarbakır, il merkezlerinde, tartışmasız birinci parti durumunda. Gelgelelim, 'temsil yeteneği' konusunda hiçbir tereddüt bulunmamasına ve siyaset yelpazesinde böyle bir 'yeteneğe' sahip pek az parti bulunmasına karşılık, yüzde 10 barajı nedeniyle HADEP ve 'temsil ettiği' önemli vatandaş kitlesi TBMM'ye yansımadı. Türkiye'nin garip seçim sistemi sonucunda, Güneydoğu'da halkın oy verdikleri değil, oy vermedikleri 1999'da Güneydoğu illerinden milletvekili seçilerek Meclis'e girdiler. Güneydoğu'nun, orada yaşayanların 'siyasi tercihleri'ne göre TBMM'de yansımaması, 'sorun'un da bir türlü aşılamamasının nedenlerinden biri oldu. Bu bakımdan, HADEP'in, 'yasal kanallar ve yasama kulvarları'nda yer alması, 'iç barış'ın selameti bakımından üzerinde durulması gereken bir husus. Ancak, HADEP, henüz Ak Parti için dahi söz konusu olan 'meşruiyet sorunu'nu tam olarak atlatabilmiş değil. Anayasa Mahkemesi'nde 'kapatma davası' sürüyor ve Anayasa Mahkemesi Başkanı Mustafa Bumin, yüksek mahkemenin seçimlerden ve seçim tarihinden etkilenmeyeceğini duyurdu. 3 Kasım tarihinde önce, HADEP'le ilgili bir 'nihai karar' çıkabilir. HADEP'e bir 'kimlik' ya da 'alt-kimlik partisi' olarak en ziyadesiyle benzeyen İspanya'daki Batasuna'nın kapatılması ve Avrupa Komisyonu'nun konuyu 'İspanya'nın içişleri olarak' gördüğünü bildirerek kılını kıpırdatmaması, HADEP açısından 'iyi haber' sayılmaz. HADEP'e ilişkin sıkıntılar ve 'baraj sorunu'; siyaset yelpazesine dağılmış ve 'baraj sorunu'yla yüzyüze çeşitli partiler için de 'sorun' teşkil ediyor. Bunların herbiri, 'baraj altında kalmaya mahkum' görüntüsünde. O yüzden, -ve biraz da 'körlerle sağırlar, birbirlerini ağırlar' misali- bunların herbiri aynı dertten muzdarip HADEP'le 'seçim ittifakı' ya da 'seçim birleşmesi' hesabındalar. Ne var ki, kendileri benzer 'meşruiyet sorunu'yla yüzyüze bulunmaz iken, HADEP'le 'beraberlik'in başlarını hem 'devlet'le, hem de 'geleneksel seçmen tabanları'yla belaya sokacak olma ihtimalinden ürküyorlar. Söz konusu partilerin herbiri için, HADEP'le 'beraberlik', bir tür 'aşağı tükürsen sakal; yukarı tükürsen bıyık' hali. Kim bu 'söz konusu partiler'? Başta Saadet, ayrıca ANAP, SHP (Sosyal Demokrat Halk Partisi), YTP, ÖDP, vs... Şu sırada bunların hiçbirinin barajı aşamayacağı, hatta hayli altında kalacakları seziliyor. Seçilebilmek için, HADEP'siz yapamaz haldeler. HADEP'le oldukları takdirde ise yukarıda işaret ettiğimiz sıkıntılarla yüzyüzeler. Bu sıkıntılar aşılabilir mi? Herbirine tek tek bakacak olursak, şu 'fotoğraf' çıkıyor: Saadet'le HADEP beraberliği, 'fizibilitesi' en yüksek olanı gibi görünüyor. Çünkü, bu iki parti, türdeş değil; tersine birbirine zıt partiler. 'Zıtların birliği' denilen 'diyalektik kural'ın 'sinerjisi'ni oluşturabilirler. Nereden baksanız, her iki parti de, 'sistem nezdinde zenci'ler. Kaybedecekleri pek fazla bir şey yok. Tüm yapısal farklılıklarına rağmen, bu 'ortak payda', herbirinin kendi 'sosyolojik zemini'ni korumasıyla 'ittifak'ı TBMM'ye taşıyabilir. Üstelik, HADEP'in sosyolojik zemini ile Saadet'in özünde 'devletçi' ve 'koyu dindar' ve aynı koyulukta 'Türk' sosyolojik zemini arasında kurulacak irtibat, Türkiye çapında anlamlı bir 'toplumsal uzlaşma ve yumuşama'ya da hizmet edebilir. Böyle bir durum, HADEP'e oy vermeyecek olan 'mütedeyyin Güneydoğulu vatandaş kitlesi'ni de söz konusu 'ittifak'a celbedebilir, ki, bu, aksi halde Güneydoğu'da HADEP'in arkasından gelecek olan Ak Parti'yi bölgede 'ikincilik pozisyonu'ndan çıkartabilir. Bunun, Türkiye genelinde de Ak Parti aleyhine etkisi olabilir. Bu da bir başka 'paradoks'. Zira -'sistem' eğer Ak Parti rahatsızlığı duyuyorsa, ki duymaya devam ettiği seziliyor- 'sistem dışı' olarak algılamak istediği partilerin ittifakına bel bağlamış olacak. Bir başka görüş, HADEP ile 'ittifak'ın Saadet'le 'baraj aşma' sonucu vermeyeceğini, ANAP'la ittifakın, her iki parti için 'baraj aşma'ya yardımcı olacağına dair. Buradaki 'akıl yürütme', ANAP lideri Mesut Yılmaz'ın 'AB yolu Diyarbakır'dan geçer' söyleminin HADEP zemininde ANAP'a yönelik 'olumlu duygular' oluşturmuş olmasından yola çıkıyor. İlk bakışta 'mantıklı' gözüken bir 'önerme'. Bununla birlikte, kanımızca, şu iki hususu gözden kaçırmamak gerekiyor: 1. AB uyum yasalarının çıkmasından sonra, bu Mesut Yılmaz söylemi, 'değeri'ni yitirmiş durumda. Çünkü, bu seçimlerde, vatandaş nezdinde bu seçimler artık 'AB ekseni'nde cereyan etmeyecek. 'Yolsuzluk ve yoksulluk' seçimlerin ana teması olacak. Ve, bu noktada, ANAP'ın hali pek perişan. Yani, ANAP'ı, HADEP'in dahi yukarı çekebilmesi pek zor. Dahası, HADEP'le ittifak, ANAP'ın bir nebze elinde bulundurduğu 'büyük şehirlerin 'beyaz Türk' oyları'nı da götürebilir. 2. 'Anadilde basın-yayın hakkı ve öğrenim'in yasalaşmasından sonra, bir 'kimlik' ya da 'alt-kimlik partisi' olarak HADEP'in de 'varoluş sorunu' önümüzdeki dönemde ortaya çıkacak. HADEP, yöneticilerinin çoktandır söylediği gibi, 'bölge partisi' değil 'Türkiye partisi' olma iddiasına yönelmek ihtiyacına girecek. ANAP, HADEP üst yönetiminin 'ideolojik eğilimleri' açısından beraber olması neredeyse imkansız bir parti. Unutmayalım: ANAP, parti kimliğinden 'A.Ş.' kimliğine yol aldı ve bu yüzden eriyor. Geri kalıyor SHP ve ÖDP gibi, çeşitli varyantlarda 'sol fraksiyoner' yapılar. HADEP, bundan önceki seçimlerde zaten bunlarla 'ittifak' yapmıştı ve oy oranı -büyük ölçüde bu yüzden- Güneydoğu'daki oy oranının üzerine çıkamamış ve yüzde 4-5 bandında seyretmişti. Benzeri ittifaklara gidilmesi durumunda bu kez farklı olması için hiçbir geçerli sebep yok. Peki ya YTP? SHP ve ÖDP'in HADEP'le ittifak yaparak, YTP'yle ittifak yapması söz konusu olursa? 'Baraj' aşılamaz mı? YTP'nin İsmail Cem'e ait ve büyük ölçüde büyük medya tarafından pompalanan 'olumlu profili' bir yana, herhangi bir kimliği yok. O kadar ki, kimliksizliği amblemiyle de vurgulanıyor. Amblem deyip de geçmeyin. Çok şeyi anlatıyor. Bakın, Hıncal Uluç, bu 'çok şey'i nasıl anlatıyor: 'YT bir amblem daha bulmuş.. Hani Amerikan bayrağından bikini mayolar var ya.. İşte onu giymiş Nez'in poposu gibi bir şey... Bakın bu YT ne köy olur ne kasaba... İlk Yeni Türkiye Partisi'nin 60 ihtilali sonrasında bir seçimlik canı olmuştu, bu ikincisi ilk barajın sularında boğulur.' YTP, İsmail Cem'i bir kenara ayırırsanız nedir? El altından Hüsamettin Özkan'ın temaslarıyla seçim erteletme hesaplarına boğulmuş, içine Süleyman Demirel muhiplerini doldurmuş, bir yandan M.Ali Bayar DTP'siyle ittifak görüşmeleri yaparken, diğer yandan Bayar'ın parti yönetiminden temizlediği 28 Şubat amazonlarından Ayseli Göksoy'u partiye dahil eden bir Nuh'un gemisi (hatta galiba sandalı). Buna SHP'yi ve o olmadan olmayacak HADEP'i eklerseniz, barajı geçer mi dersiniz? Hayal. HADEP'le ittifak ihtimalleri arasında, o yüzden, 'fizibilitesi en yüksek' olanı Saadet'le olanı. Bunun, tüm siyaset sahnesinin şeklini -Ak Parti ve genel olarak tüm siyasi dengeler üzerinde doğuracağı etkiler nedeniyle- belirleyecek önemi var. Gerisi hikaye.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |