|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Ecevit'in "güçbirliği" çağrısı olumlu makes buldu. Aralarında CDP'nin de (Cumhuriyetçi Demokrasi Partisi) bulunduğu dört siyasi parti DSP şemsiyesi altında seçimlere katılıyor. CDP, biliyorsunuz, hem "solu toparlamak", hem (Türkiye'nin içinde bulunduğu durum Atatürkçü düşüncenin siyasal örgütlenmesini zorunlu kıldığı için) Atatürkçü umdeleri hayata geçirmek, hem de "ülkemizi bu durumdan" (hangi durumdan?) kurtarmak için yola koyulmuştu. Ülkemizi "bu durumdan" kurtardıktan sonra "sol güçbirliği"ni tesis edecek, ardından "Atatürkümüzün amaçladığı ve özlediği Cumhuriyeti tümüyle" gerçekleştirecekti. Efendim? Hangi parti miydi? Yekta Güngör Özden'in partisi canım... Özden, geçenlerde, "Ecevit'in veliahtı" gözüyle bakılan Şükrü Sina Gürel'le görüştü. Olumlu havada cereyan eden görüşmede "ittifak" kararı alındı. Yeni güçler ittifakı... Bir diğer deyimle, sol güçbirliği... Perinçek'in İP'iyle, Mümtaz Soysal'ın BCP'si de (CBP miydi yoksa?) ittifaka dahil olma kararı aldılar. Hafta sonunda taraflar Ecevit'in ofisinde biraraya gelecek. Perinçek, önceki gece Ulusal TV'de yaptığı konuşmada, Ecevit'in "ittifak" çağrısına "İşçi Partisi olarak olumlu yanıt verdiklerini", bu çağrının sol güçbirliği adına atılmış en önemli adım olduğunu ve iktidarı hedeflediklerini söyledi. Mümtaz Soysal'ın özel olarak ne düşündüğünü bilmiyorum. Ama BCP ya da CBP'nin (her neyse) DSP şemsiyesi dışında hiçbir şansı yok. Bunu Soysal da görüyor. Şimdi de ittifak unsurlarını tanıyalım isterseniz. Ecevit'i ezberlediniz, anlatmaya gerek yok. Yekta Güngör Özden'i Anayasa Mahkemesi Başkanlığı'ndan tanıyorsunuz. Bir konuşmasında, "Egemenlik kayıtsız şartsız milletin değildir" buyurmuş, bu sözü "TBMM'ye hakaret" addedip eleştiri getiren bir gazeteci arkadaşımızı "TBMM'ye hakaret"ten mahkemeye vermişti hani. Perinçek ise eskiden sosyalist olduğunu söylerdi; Çin kanadından... Sonra kemalizme intisap etti. Gerçi, "Perinçek hareketi"nin Çin'le, dolayısıyla Mao'yla bir ilgisi bulunmadığı, Türkiye'deki sosyalist muhalefeti bölmek için ihdas edildiği yazılıp çizildi ama, biz "beyan esastır" uyarınca Perinçek'i önce sosyalist, sonra sahih ve salih bir kemalist kabul ediyoruz; çünkü, 28 Şubat sürecinde, demokrasiye "balans ayarı" çekip siyasal iktidarı alaşağı eden, savcıları karargâha çağırıp birifingleyip tütsüleyen, bazı gazetecilerin işine son verdirip bazılarını PKK'yla organik işbirliği içinde gösteren, 'iç tehdit konsepti' uyarınca kebapçı-lahmacuncu fişleten odakları desteklemiş, ardından bombasını patlatmıştı: "İlericilerin tankları var..." Soysal ise Türkiye'nin en önemli anayasa hukuku profesörü... Soysal'a göre "Sistemde askerin etkisini azaltmaya yönelik dış ve iç istekler, çoğu zaman, ülkede ve cumhuriyete sahip çıkışta gedik açma veya zayıf nokta bulma niyeti taşırlar"; bu nedenle, "Dış ve iç tehditleri çok olan Türkiye gibi bir ülkede, ülkenin yazgısını sivillere bırakmak doğru değildir..." İşte size, sol güçbirliğini tesis edip ülkeyi mahut "zor durum"dan kurtaracak dört "sivil" lider. Başka yorum yok!
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |