T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Ak Parti'ye Kıbrıs üzerinden kuşatma

Kopenhag Zirvesi, Türkiye'de ortalama bir memnuniyetle karşılandı ama aynı saatlerde Kıbrıs'ta derin bir sessizlik ve hayalkırıklığı yaşanıyordu. Bizler Kopenhag'ta en azından tebessümle karşılarken, Ada'dan gelen telefonlardaki burukluğu hissetmemek mümkün değildi. Neyse ki şimdilerde, yeniden umut belirmiş, zirvenin hemen ardından Kıbrıs için yeni bir istikamet ortaya çıkmıştır. Kıbrıs Rum Kesimi'nin AB'ye üyeliğinin onaylanacağı 28 Şubat'a kadar, Annan Planı üzerinde gerçekleşecek bir mutubakat, yani planın imzalanması KKTC'yi de Ada'daki iki ortak devletten birisi olarak birliğe dahil edecektir. 40 yıllık sorun halledilip, Kıbrıslı Türkler AB'ye girerken, Türkçe de resmi dil olarak birliğe dahil olacaktır.

12 Aralık öncesi, Denktaş ve genel olarak şahinlerin tezi, "anlaşma için yeterli süre olmadığı" noktasında odaklanıyordu. BM şimdi, hem Türklere hem de Rumlara anlaşma için yeni bir süre vermiştir. Önümüzde, Türkiye'nin AB üyeliği önündeki en önemli engel olan Kıbrıs sorununun halledilmesi için yeni bir fırsat bulunmaktadır. Bununla birlikte, Rum Kesimi'nin AB üyesi olmayı garantilemesi bu anlaşma için ayak sürüyeceği anlamına da gelmemektedir. Türk tarafı çözüme samimi yaklaşır, dünya kamuoyunu ikna ederse Rumların dürüst müzakereden başka seçeneği kalmayacaktır.

Ancak, Türkiye'nin sorunu çözme konusunda samimi olduğuna dünyayı ikna etmek şöyle dursun, Türkleri inandırmak bile güç olacağa benziyor.

Daha önceki gün Çankaya'daki Kıbrıs Zirvesi'nin başladığı saatlerde Dışişleri Bakanlığı'nın, akıllara zarar açıklaması; değil çözüm arayışı, mümkün olsa sorunu daha da çetrefilleştirmek için elinden geleni yapma iradesini dünyaya ilan etmiştir. Hariciye, Türkiye'nin, Kopenhag Zirvesi Sonuç Belgesi'nde yer alan Kıbrıs'la ilgili kararı, hukuki ve siyasi bakımdan kabul etmediğini açıklamıştır. Bu, Türkiye'nin tam üyeliğine aday olduğu AB'ye daha kabul edilmeden birliğin kararlarına rest çekmeye başladığı anlamına gelmektedir. Hariciye, Rum Kesimi'nin Kopenhag'ta birliğe üye olacağını yeni öğrenmiş gibi davranmaktadır. Kıbrıs gibi ne olacağı daha 1999 yılında Helsinki Zirvesi'nde apaçık belli olmuş, hiçbir sürprizi olmayan bir konuda AB'ye kafa tutmaktadır.

Dışişleri'nin bu açıklaması sadece Bakan Yaşar Yakış'a değil, doğrudan hükümete yönelik bir gövde gösterisidir. Çünkü, bildirinin açıklandığı saatlerde Başbakan Abdullah Gül ve Yakış, Köşkü'teki zirvede hükümetin görüşlerini aktarmaktaydılar. Ve zirveden çıkan kararla Dışişleri'nin bildirisi arasında da üslup ve istikamet farkı bulunmaktadır. Dahası, Hariciye'nin AB'yle restleşen bu açıklaması Tayyip Erdoğan'ın birlik nezdinde sürdüğü diplomasiyi de yaralayacak bir sertlik içermektedir.

Oysa boşuna... Kıbrıs'ta kafayı kuma gömerek politika yapma ve çözümsüzlüğü bir çözüm gibi yüceltip, hatta bunu bir politikaymış gibi sunarak, Türk halkını ebedi yoksulluk ve dışlanmışlığa mahkum etme dönemi artık bitmiştir. Bunda direnmek, Türkiye'nin ve Kıbrıs'ın önünü tıkamaktan başka sonuç doğurmayacaktır.

Dün, Ankara'da Denktaş'ın "klasik oyalama politikası"nı teyid eden yeni açıklamalarını tekrarladığı sırada Ada'da, sivil toplum örgütleri çözüm için bir gösteri daha düzenlediler. Kıbrıs Türk Sivil Toplum Örgütleri Ortak Vizyon Eylem Komitesi üyeleri Kıbrıs Meclisi'nin kapısında saalerce, müzakereleri Denktaş'la birlikte yürütecek Barış Konseyi oluşturulması için beklediler.

Sivil toplum, "Annan Planı'nın bütünlüklü çözüm bölümü"nün derhal kabul edilmesini, kitle eylemlerinin artırılarak yoğun diplomatik girişimler yapılmasını istiyor. Kıbrıs Türk Ticaret Odası Başkanı Ali Erel de milletvekillerine "Barış Konseyi"nin oluşumuna destek vermeleri için çağrı yaptı, yeni sürenin akılcı kullanılmasını istedi.

Sivil hareketin önde gelen isimlerinden Dr. Okan Dağlı da kalan 70 günlük süre için bir gerçeğe dikkat çekiyor. Dr. Dağlı, Rum Kesimi'nde 7 Şubat'ta başkanlık seçimi yapılacağını belirterek, "Süre aslında bu tarihte bitiyor. Çünkü, 28 Şubat'a kadar görevde kalacak Klerides'in bu anlaşmaya imza koyması yasal açıdan mümkün değildir. Önümüzde 15 gün var" diyor.

Uzlaşmaya niyetli olduktan sonra 15 gün çok, maksat oyalamaksa 40 yıl bile az!..


20 Aralık 2002
Cuma
 
MUSTAFA KARAALİOĞLU


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat| Arşiv
Bilişim
| Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED