T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

T E L E V İ Z Y O N
TRT'nin yanına yaklaşamazlar

Sunuculuk mesleğinde "TRT geleneği"nin yaşayan büyük ustalarından Nazım Oktar, günümüzde hiçbir özel radyo ve televizyonun, bu kurumun oluşturduğu kalite standartlarının yanına yaklaşamadığını savunuyor.

  ALİ MURAT GÜVEN
"Allah'ım, sana inandım, sana sığındım. Senin verdiğin rızkla orucumu açtım."

Tek kanallı siyah-beyaz TRT yıllarına yetişen hiç kimse, onun Ramazan akşamları huzur verici sesiyle ekrandan sofralara yayılan iftar duasını unutmuş olamaz. Sunuculuğa 1968'de başlayan Nazım Oktar, meslekte 35'inci yılını kutlamaya hazırlanıyor. Önce devlet yayıncılığında, ardından da hemen bütün TV'lerde sürüp giden bir koşturmaca onunki. Artık kendisini diksiyon hocalığına adadığını söylese de, "Allah'ın bana en büyük armağanı" dediği sesi bugün de çok etkileyici.

"Zafer Cilasun'la yarıştım"

Oktar'ın sunuculuğa adım atması tesadüflerle gerçekleşmiş. 1968'de Ankara Üniversitesi İktisat Bölümü'nde okurken bir arkadaşı TRT Radyoları'nın sunucu aradığını söyleyerek aklını çelmiş. 1968 sunuculuk sınavları, TRT tarihi açısından da özel bir konuma sahip. Çünkü, kurumun -biri artık hayatta olmayan- iki efsanevi sunucusu bu sınavlar sonucunda kadroya katılmış. "Erkek sunucular kategorisinde, rahmetli Zafer Cilasun 94 puanla birinci olmuştu. Şimdi TV8'de görev yapan Erkan Oyal da 92 puanla ikinciydi. Benim puanım ise 89'du. İşte böylesine tarihi öneme sahip bir sınavın üçüncüsü olmuştum" diyor gülerek Oktar.

Oktar'ın TRT macerası 1970'li yılların sonlarına dek sürer, İsmail Cem'in genel müdürlüğü döneminde de görevinden ayrılır. Ayrılma gerekçesi kurumdaki siyasi kadrolaşmadır. 1991'de yeni kurulan Star TV'nin çağrısı üzerine yeniden sunuculuğa döner.

Ancak devir değişmiş, özel TV'ler çağı başlamış ve haber metinlerindeki o kıldan ince, kılıçtan keskin tarafsızlık demode hale gelmiştir. "Kabul etmek gerekir ki pek- çok sunucu gibi ben de zaman zaman ekranlardan patronumun söylememi istediği şarkıları söylemek zorunda kaldım" diyor üzüntüyle; "Bu durum, pekçok sunucunun yazgısı olmuştur. Hayır derseniz aç kalırsınız. Üstelik, başka bir yerde aynı muameleyle karşılaşmayacağınızın garantisi yok. O yüzden de TRT haberciliğini her koşulda çok farklı bir yere koyuyorum."

"Türkçe'ye saygılı gençler yetiştiriyorum"

Nazım Oktar'a "TV mi, yoksa radyo mu" dediğimizde, "İkisinden de önce öğretmenlik" diye cevap veriyor. Üsküdar'daki bir eğitim kurumunda Gülgün Feyman, Bülent Özveren, Şengül Kılıç gibi ustalarla genç iletişimcileri eğiten ünlü sunucu, bu işi müthiş sevdiğini belirtiyor ve ekliyor: "Türkçe'ye saygılı, dilini hakkıyla kullanabilen gençleri bu mesleğe katmak meğerse ne kadar büyük bir hizmetmiş. Ancak ben hocalığın önemini ve keyfini ne yazık ki geç farkettim. Hocalığın dışında, radyo mu TV mi derseniz, radyoyu tercih ederim. Radyo spikerliğinde 90, 60, 90 ölçüler para etmez. Ama TV'de durum farklı."

Ulusal TV'ler içinde Türk diline saygı açısından favorilerinin NTV ve TV8 olduğunu belirten Nazım Oktar, halen TV8'de görev yapan sınav arkadaşı Erkan Oyal'ı tek geçtikten sonra, NTV sunucusu Banu Güven'i de çok beğendiğini belirtiyor. TRT ise ona göre sunuculuk alanında hâlâ lider ve rakipsiz. Mehpare Çelik'i, Tuna Huş'u, Nermin Tuğuşlu'yu ve Gülgün Feyman'ı sevgiyle anıyor.

RTÜK dile de önem versin

Erotik ve siyasi yayınlar konusunda radyo ve televizyonlara karşı aslan kesilen RTÜK'ün aynı duyarlılığı Türkçe kullanımında göstermediğini savunan Oktar, Üst Kurul'un bugüne kadar bir kere bile dilin yanlış kullanımı adına ceza vermediğini hatırlatıyor ve şöyle devam ediyor: "Neden? Türkçe kıyımı ekranda bir kadın bacağının görünmesinden daha mı önemsiz bir sorundur? Sunucu hayatını diliyle kazanan insandır; Türkçe onun en temel enstrümanıdır. Ben bugün 57 yaşındayım ve en büyük silahım da çenem. Günümüzde 500-600 milyon liraya son derece riskli ameliyatlara giren doktorlar var. Özel TV'lerdeki popüler bir sunucu ise o parayı bir saatte kazanıyor. Ana haberleri sunanlar için 20-30 bin dolar gibi aylık maaşlardan söz edilmekte. Demek ki dil çok kıymetli. Kullandığı dile saygı duymayan bi sürü adam ve kadın TV'leri doldurmuş, Bakıyorsunuz, Sinan Çetin reklam seslendirmesi yapıyor. Dur be kardeşim yahu! Dur biraz, sen kendi işini yap! Bırak başka birileri de orada mesleğini icra etsin. Atlama öyle önüne gelen her alana!"

 
Başbakan Gül, Eğrisi Doğrusu'nda
Taha Akyol'un sunduğu Eğrisi Doğrusu'na, Başbakan Abdullah Gül Gül konuk oluyor. Başbakan Gül programda, "Amerika Irak için hazırlanırken Ankara-Washington hattında neler olduğu", "Hükümetin Kıbrıs'ta çözüm için önerisinin ne olduğu" ve "Hükümetin bir aylık icraatı" gibi konuları anlatıyor.
Cnn Türk / 22.05

Hablemitoğlu suikastı ile ilgili sırlar
A. Hakan Coşkun'un sunduğu İskele Sancak'ta, önceki gün bir suikaste kurban giden Doçent Necip Hablemitoğlu'nun ölümü konuşuluyor. Son dönemde Alman Vakıfları ve Bergama Dosyası isimli kitabındaki iddialarıyla dikkat çekmiş olan Hablemitoğlu'nun ölümü, ünlü akademisyenin yakınları ve gazetecilerin katılımıyla tartışılıyor.
Kanal 7 / 23.30
20 Aralık 2002
Cuma
 
Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu
Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Röportaj | Karikatür

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED