|
|
|
|
Yılın son derbisi için "Umut ve huzur derbisi" demiştik maçtan önce. Çünkü bizi böyle düşünmeye yönelten gelişmeler vardı. Ancak bu demek değildi ki, "biri diğerini yenerse umutsuzluğa düşecek" ya da huzursuzluk çıkacak. Olayları olumlu yönleri ile görmek ve değerlendirmek her zaman Yeni Şafak'ın prensibi olmuştur. Okuyucumuz bu yönümüzle bizi iyi bilir. Fenerbahçe ne yazık ki, Oğuz Çetin'le yeniden kendisini kanıtlama zorunluluğu içine itilmişti. Trabzonspor'un ise giderek güçlendiğini bu maçta da gösterme arzusunu körüklemişti. Sonuçta bir derbi idi ve beklenen tempoyu her iki takım da ortaya koydu. Süratli, agresif, ofansif oyun arzusu, karşılaşmaya renk getirdi. Fenerbahçe'nin sistem değişikliğini üstünden çabuk attığını gördük. Belki bu bir erken teşhis gibi gelecek ama, bana göre taşlar yerine oturuyor. Elbette aksayan yönler de yok değil. Ama giderilmeyecek kadar kronik de değil. Örneğin yedikleri gollerde savunma hatası vardı. Fenerbahçe gibi bir takımın kademe hatası yapması, adam paylaşımında boşluğa düşmesi, umarım Oğuz Çetin'in gözünden de kaçmamıştır. Trabzon'un golünü küçümsüyorum sanmayın. Fatih Tekke'nin gol atma arzusu ve devamlılığını da alkışlıyorum. Alkışlamak istediğim diğer golcü de Tuncay. Bir ara form düşüklüğü gösterdi. Ancak çabuk toparlandı. Dünkü maçta gördüm ki, O'na kendisini gösterebileceği iyi bir alan teslim edilmiş. Oldukça geniş... Trabzon savunması arasında adeta cirit attı. Ceyhun'un gol çizgisini geçen topunu Ali Aydın'ın farketmesi, yan hakemin de çizgi hizasına gelmesi mümkün değil gibiydi. Hoşgörülü olmak lazım. Ancak maç berabere bitseydi, yaygarası en az 1 ay sürerdi. Özetle iki takımın tüm futbolcularını teknik adamlarını ve hakemlerini kutluyorum. Böyle derbiye can kurban. Özlemiştik...
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Ramazan| Arşiv Bilişim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |