T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

G Ü N D E M
YÖK, demokrasi dışı

YÖK Kanunu 12 Eylül 1980'deki darbenin ardından, Milli Güvenlik Konseyi tarafından hazırlatıldı. Kanun parlamento denetiminden geçmeden 1982 Anayasası'na dahil edildi.

Geçtiğimiz günlerde hükümete karşı bir bildiri yayınlayarak yeniden gündeme gelen YÖK, son yirmi yılın en tartışmalı kurumlarından biri. Üniversiteleri kışlaya çevirmekle nitelenen YÖK, Türkiye'nin demokratikleşmesiyle ilgili çalışmalarda da ismi en fazla zikredilen kurumlar arasında yer aldı. 12 Eylül'ün ürünü olan YÖK Kanunu, Türk Ceza Kanunu'nun 141, 142 ve 163. maddelerinden sonra en çok tepki gösterilen kanundu. YÖK'ü daha da tartışmalı hale getiren Kemal Gürüz ise sadece bugünkü hükümetle değil, geçmiş hükümetlerle de, bu arada 10. Cumhurbaşkanı A. Necdet Sezer'le de çatıştı.

Yüksek Öğretim Kurumları Öğretim Elemanları ve Personeli Disiplin Yönetmeliği'nde değişiklik yapan YÖK Başkanı Kemal Gürüz, öğretim üyelerine meslekten men ve kamu görevinden çıkarma cezasına kadar varan ağır cezalar verdi. Gürüz'le birlikte yeni 1402'likler oluştu. 500'ün üzerinde öğretim üyesi çeşitli disiplin cezalarına çarptırıldı. Son 6 yılda ise 151 öğretim üyesi üniversiten ihraç edildi.

Parlamento'dan geçmedi

Öte yandan 2547 sayılı Yüksek Öğretim Kanunu'nun 12 Eylül 1980'deki darbenin ardından, Milli Güvenlik Konseyi tarafından çıkarılması da sonraki dönemlerde sık sık tartışma konusu edildi. 4.11. 1981'de askeri darbe yönetimi tarafından kabul edilen YÖK Kanunu parlamento denetiminden geçmeden 1982 Anayasası'na dahil edildi.

YÖK Kanunu'nu ve YÖK'ün üniversitelerle ilgili uygulamalarını eleştirenlerin başında şimdiki Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer geliyor. 26 Nisan 1999'da Anayasa Mahkemesi'nin 37. Kuruluş Yıldönümü'nde Anayasa Mahkemesi Başkanı. A. Necdet Sezer, "Türkiye, insan hakları alanında evrensel normlara uyum sağlamak için Anayasa ve yasalarında gerekli değişiklikleri yapmak zorundadır. Düşünceyi açıklama özgürlüğü ile bağdaşmayan yasa kuralları değiştirilmelidir. Anayasa ve yasalar, özgürlüğü engelleyen öğelerden arındırılmalı, özgürlük alanı genişletilmeldir. Düşünce özgürlüğü alanında, demokratik değerlere yer verilmelidir" demişti.

'Değişiklik zorunlu'

YÖK Kanunu'nun da düşünceyi açıklama özgürlüğüne aykırı kurallar içerdiğini kaydeden Sezer, "Bu yasaların büyük bölümü, 12 Eylül 1980'den sonra çıkarılmış veya değiştirilmiş olduklarından Anayasa'nın geçici 15. maddesinin üçüncü fıkrası gereğince, Anayasa'ya uygunluk denetimi yapılamamaktadır. Düşünceyi açıklama özgürlüğünün tam olarak sağlanabilmesi için, bu yasaların içeriği demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun değişikliklerin yapılması zorunludur" diye açıklamada bulunmuştu.

25 Nisan 2000'de de Anayasa Mahkemesi'nin 38. Kuruluş Yıldönümü'nde yaptığı konuşmada da eleştirilerini sürdüren Mahkeme Başkanı Sezer, "Anayasa'ya uygunluk denetimi yapılamayan kuralların büyük bir bölümünü Milli Güvenlik Konseyi döneminde çıkarılan yasalar oluşturmaktadır. O dönemde yürürlüğe konulan 626 yasa Anayasa yargısı denetimine bağlı değildir" diyor ve YÖK Kanunu'nu da örnek gösteriyordu.

YÖK'E KİMSE DOKUNAMADI

YÖK'ün üniversite ve öğretim üyeleri üzerindeki merkeziyetçi tavrı ve olumsuz icraatları kurulduğu günden bu yana gelen bütün hükümetler tarafından değiştirilmek istendi; fakat bir türlü gerçekleştirilemedi. 47. hükümetten başlamak üzere şu anda görev yapan 58. hükümete kadar herkes YÖK'ün işleyişinde hatalar olduğunu kabul etti; ancak değişiklik yapamadı. 1996-2000 yıllarını kapsayan 7'nci 5 Yıllık Plan'da da YÖK'ün bürokratik ve merkeziyetçi yapıdan kurtarılacağı, üniversitelere bilimsel özerklik kazandırılacağı ifade ediliyordu. YÖK'ün revize edilmesi, daha demokratik hale getirilmesi beklenirken Yüksek Öğretim Kurulu yaptığı icraatlarla üniversite ve öğretim üyeleri üzerindeki despot tavrını arttırdı.

Sezer-Gürüz krizi

Cumhurbaşkanı A. Necdet Sezer ile YÖK Başkanı Kemal Gürüz arasındaki ilk çekişme, Sezer'in Anayasa Mahkemesi Başkanı olduğu dönemde başladı. Gürüz, YÖK'ün demokratikleşmesini isteyen Sezer'e, "Siz ne biliyorsanız, gelin kendiniz yapın" çıkışında bulunan bir mektup gönderdi. Gürüz, Sezer'in cumhurbaşkanı adayı olarak ismi açıklandığında, seçilmesini önlemek için çeşitli partiler nezdinde kulis faaliyetlerine girişti. Gürüz'ün kulislerde Sezer için 'İkinci Cumhuriyetçi' dediği iddiası basın organlarında yer aldı. Sezer ile Gürüz arasındaki en önemli kriz, 2000 yılındaki rektör atamalarıyla başladı.

Sezer'in YÖK'ün bildirdiği rektör adayları arasında liste başındaki isimleri değil de en fazla oy alan isimleri ataması çatışmayı fitilledi. Sezer pekçok kez YÖK'ü ve YÖK Başkanı'nı eleştirdi, yerden yere vurdu. Ankara Üniversitesi'nin 2000-2001 yılı Akademik Açılış Töreni'nde yaptığı konuşmada, üniversitelerin bilimsel özerkliğin yanı sıra yönetsel özerkliğe de kavuşturulması gerektiğini belirten Sezer, parlamentoya da bir mesaj göndererek, "Bu sistemi değiştirin" diyordu. Ne var ki AK Parti hükümeti sistemi değiştirmeye niyetlenince en büyük tepkiyi de mevcut yapının devam etmesinde direnen YÖK Başkanı Kemal Gürüz'den aldı.

Rektörler aşırı yetkiyle donatıldı

Askeri darbe yönetiminin felsefesine uygun olarak hazırlanan YÖK Kanunu'yla üniversitelerle ilgili bütün yetkiler YÖK'te ve başkanında toplandı. Üniversitelerde akademik kurulların etkisi azaltıldı, rektörler aşırı yetkiyle donatıldı. Yöneticilerin göreve gelmesinde seçim yöntemi terkedildi, atamaya geçildi. 1992'ye kadar rektörleri, YÖK'ün önerdiği 3 aday arasından Cumhurbaşkanı atadı. Dekan atamaları da rektörlerin önerdiği 3 aday arasından, YÖK tarafından yapıldı. 1992'den itibaren öğretim üyelerine 6 rektör adayını belirleme hakkı verildi. YÖK Genel Kurulu'nda adaylar 3'e indirilerek Cumhurbaşkanı'na sunulmaya başlandı. Ancak YÖK, her zaman en çok oyu alan öğretim üyelerini, Cumhurbaşkanı'na sunmadı. Bu uygulama, rektörler krizinde olduğu gibi Cumhurbaşkanlığı makamıyla YÖK'ü karşı karşıya getirdi. Bir koordinasyon kurulu olarak kalması istenen YÖK, aşırı merkeziyetçi özelliğini korudu. YÖK Kanunu'nda değişiklik, siyasi partilerin seçim programları ile hükümet programlarında hep yer aldı. YÖK'ü değiştirme sözü veren ve taslaklar hazırlayan partiler vaatlerini gerçekleştirmedi.

Sivas'ta 5 öğrenci tutuklandı

Cumhuriyet Üniversitesi'ndeki 17 Aralık günü ''YÖK'ü, savaşı ve haklarında açılan soruşturmaları'' protesto eylemiyle ilgili olarak daha önce serbest bırakılan 5 öğrenci, Cumhuriyet Savcısı'nın bir üst mahkemeye itirazı üzerine tutuklandı. Üniversitedeki eylemin ardından tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılan öğrencilerden, Kenan A., Ömer E., Ö. Faruk A., Meral A., Burhan G. Ve Fehmiye B.'nin tutuklanması için, Cumhuriyet Savcısı, bir üst mahkeme olan Sivas 2. Asliye Ceza Mahkemesi'ne itirazda bulundu. Haklarında gıyabi tutuklama kararı çıkarılan öğrencilerden 5'i polise teslim oldu. Öğrenciler çıkartıldıkları nöbetçi mahkemece tutuklanarak Cezaevi'ne gönderildi.

SÜRGÜNÜN ADI 13/B, 7/L

YÖK Kanunu'nun öğretim üyeleri üzerinde 'Demokles'in Kılıcı' gibi sallanmasında YÖK başkanı ve rektörlere tanınan geniş yetkiler büyük rol oynuyor. Kanunun 13. madde B fıkrası ile 7. madde L fıkrası sürgün olarak nitelendirilen uygulamaların dayanağını oluşturuyor. 13/b'de rektörün görevi şöyle: "Gerekli gördüğü hallerde üniversiteyi oluşturan kuruluş ve birimlerde görevli öğretim elemanlarının ve diğer personelin görev yerlerini değiştirmek veya bunlara yeni görevler vermek."

 
BUSH'U DURDURUN
Ankara Savaş Karşıtı Platformu'nun düzenlediği "Savaşa Hayır" mitinginde, ABD'nin Irak'a yönelik harekatına Türkiye'nin destek vermemesi istendi. Mitingte 'ABD askeri olmayacağız' pankartı dikkat çekti.
Gazeteciler yasaların düzeltilmesini istedi
Gazetecilik meslek örgütleri, basın ve yayın fiilleri ile ilgili yasaların bütün olarak ele alınması gerektiğini bildirdi.
Her an donabilirler
Dondurucu soğuklar sokaklarda yaşayan binlerce insanı tehdit etmeye başladı. Banka ATM'lerini ve metruk binaları mesken tutan kimsesizler barınacak sıcak bir mekan istiyor.
Karadeniz'den kar geliyor
Türkiye, Salı günü Karadeniz üzerinden gelen yeni bir yağışlı ve soğuk havanın etkisi altına girecek.
Hamsi bir rekora daha imza attı
2002 metre boyundaki mangalda 15 ton hamsi pişirilerek Guinness Rekoru denemesi gerçekleştirildi.
Hologram savaşı alevlendi
Sağlık Bakanlığı ile su üreticileri ve satıcılarını karşı karşıya getiren suda hologram tartışması tekrar alevlendi.
Guiness'lik başkan
Hakkında 1100 soruşturma ve dava açılan eski başkan Metin Oktay'ın hedefi Guiness Rekorlar Kitabı'na girmek.
Sürücülere hız pususu
İleri bakmaktan önümüzdeki kaza riskini göremiyoruz. Hız ne kadar artarsa, sürücünün bakışları o oranda daha uzağa odaklanıyor ve kaza ihtimali artıyor.
'Ölüm orucu' eylemcisi toprağa verildi
"F'' tipi cezaevlerini protesto amacıyla sürdürdüğü "ölüm orucu'' eylemi sırasında hayatını kaybeden Berkan Abatay'ın cenazesi, toprağa verildi. Adli Tıp Kurumu'ndan yakınları tarafından alınan Abatay'ın cenazesi, Gaziosmanpaşa'nın Gazi Mahallesi'ndeki cemevine götürüldü. Abatay'ın cenazesi, burada düzenlenen törenin ardından zılgıtlar eşliğinde Cebeci Mezarlığı'nda defnedildi. Abatay, tutuklu bulunduğu Tekirdağ Cezaevi'nden sağlık durumu nedeniyle sevkedildiği Sağmalcılar Devlet Hastanesi'nde 3 gün önce hayatını kaybetmişti
Karın kapattığı yollar açılıyor
Kış tüm yurtta etkisini gösterirken, kapalı köy yollarını açma çalışmaları sürüyor. Yoğun kar yağışı nedeniyle kapalı bulunan köy yollarından Elazığ'da 402'si, Diyarbakır'da 320'si Sivas ve Tokat'ta 246'sı, Kayseri'de ise 350'si ulaşıma açıldı. Doğu Anadolu`da, 2 gün önce başlayan ve dün akşam saatlerinde etkisini kaybeden kar yağışı özellikle Van ve Hakkari ile ilçelerinde ulaşımı etkiliyor. Hakkari kent merkezinde kar kalınlığı 90, Van`da 20 santimetereye, Şemdinli,Yüksekova, Çatak, Çaldıran, Özalp, Erciş ve Gürpınar`da, 1 metreye ulaştı. Karayolları 10. Bölge Müdürlüğü yetkililerinden alınan bilgiye göre, Gümüşhane'de Tersun ve Kostan Dağı yolu yoğun kar yağışı nedeniyle ulaşıma kapandı. Artvin`de Ardanuç ve Irmaklar arasında ve Rize'nin Kalkandere yoluile Çayeli Ören Köyü yollarında kar mücadelesi yapılıyor. Ovit Dağı halen ulaşıma kapalı. Kastamonu'da ise önceki akşam başlayan kar yağışı özellikle ilin kuzey kesimlerinde etkili oluyor. İlde 768 köy yolunda ulaşım sağlanamadığı; aralıksız süren kar yağışı nedeniyle Pınarbaşı, Şenpazar ve Doğanyurt İlçeleri ile bağlantının da büyük ölçüde aksadığı belirtildi.
Zeka oyunlarında birincilik Ankara'nın
Türk Zeka Vakfı tarafından düzenlenen "Oyun 2002" Türkiye 7. Zeka Oyunları Yarışması'nda, Ankara Fen Lisesi son sınıf öğrencisi Fatih Keleş birinci oldu. Her yaş ve meslek gurubundan 6 bin 351 kişinin başvurduğu "Oyun 2002" Türkiye 7. Zeka Oyunları Yarışması`na katılanlar arasında yapılan final sınavında dereceye girenlerden ilk 5`ine ödülleri, AK Parti Konya Milletvekili Atilla Kart, ODTÜ Rektörü Akbulut, TÜSİAV Başkanı Veli Sarıtoprak, TÜBİTAK Başkanı Namık Kemal Pak tarafından verildi. Birinciye 15, ikinciye 10, üçüncüye 5, dördüncüye 3 ve beşinciye 2 Cumhuriyet altınının verildiği yarışmada birinciliği, Ankara Fen Lisesi son sınıf öğrencisi Fatih Keleş elde etti.
23 Aralık 2002
Pazartesi
 
Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Oy Kullan Sonuçlar
Ana Sayfa | Gündem | Politika| Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon| Hayat| Arşiv
Bilişim
| Dizi | Röportaj | Karikatür

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED