|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Bu kadar savaş meraklısı medya ABD'de de, onun en yakın destekçisi İngiltere'de de yok. İngiltere'de mesela, savaşa karşı kesin bir tavır alarak kamuoyunun savaş karşıtı genel eğilimini yansıtan gazetelerin sayısı oldukça fazla. Geçenlerde, günlük satışı üç milyona ulaşan Daily Mirror Gazetesi, park yasağını ifade eden trafik levhasının üzerine monte ettiği Bush fotografını kapağına basarak, 'Durdurun bu adamı' diye manşet atmıştı. Türkiye'de birinci sayfasını tümüyle, 'Savaşa Hayır' sloganına ayırabilecek bir büyük gazete var mı? Olabilir mi? Hele Bush için, 'Durdurun bu adamı' diyebilecek gazete ve bu başlığı gazetesine koyabilecek gazete yöneticisi çıkabilir mi? Tam tersine, bu 'büyük' gazetelerin 'büyük' köşecileri, savaşın Türkiye için ne kadar faydalı bir şey olacağını anlatıyorlar, çoktandır kendilerini okumaktan vazgeçmiş insanlara... Hepsi de bir devlet yetkilisi edası ve soğukkanlılığı ile, "Evet, savaş iyi bir şey değil ama, ABD Türkiye olmadan da bu savaşa gireceğine göre, savaş sonrasında masada yer alabilmek için savaşa katılmalı" şeklinde 'çarpıcı' yorumlar yapıyorlar. Belli ki yazı yazmadan önce, gerekli yerlerden aydınlatıcı brifingler almış olmalılar... En önemli gerekçe, yukarda belirtilen 'masada yer almak' düşüncesi... Devleti yönetenleri ABD'nin Irak'a girmesi, Saddam'ı devirmesi, petrol yataklarına el koyması gibi konular fazla ilgilendirmiyor. "ABD Irak'a girerse Kuzey Irak'ın durumu ne olacak?" Bütün mesele bu... Hani Kuzey Irak meselesi olmasa, ya da şöyle söyleyelim, o coğrafyada Kürtler yaşıyor olmasa savaş, ABD istilası gibi şeyler Türkiye'nin umurunda bile olmayacak... Büyük medyanın hemen hepsi meseleyi getirip Saddam'ın devrilmesine bağlamış... Oysa ABD basbas bağırıyor. "Irak'ı işgal edeceğim ve üzerinde enaz beş yıl oturacağım" diyor. Yani bu savaş sadece, halkını ezen, çevresini ve dünyayı sahip olduğu kitle imha silahlarıyla tehdit eden zalim bir diktatörü devirmek için açılmış bir savaş değil. (Buna dahi "hadi neyse" dememek lazım ya!..) ABD'nin orta ve uzun vadede despot ve terörizmi destekleyen rejimleri değiştirme ve daha güvenli ve daha özgür bir dünya düzeni kurma projesinin bir halkası da bu savaş... Burada, daha güvenli ve daha özgür bir dünyadan amaçlanan ise, dünyadaki enerji kaynaklarının ve yollarının daha sağlam ellerde olması ve uluslararası ticaretin güvence altında bulunması. Yani neresinden bakılırsa bakılsın Irak savaşı, daha sonra yapılacak haksız savaşların ilk halkası olacak... Bu savaşa ne kadar çok destek çıkarsa ve savaş ne kadar kolay sonuçlanırsa daha sonraki savaşlara daha kestirme yollardan gidilebilecek. Saddam'ın devrilmesi ve Irak'ta demokratik bir yönetimin işbaşına gelmesi belki de hiç önemli olmayan ayrıntılar. ABD'nin, Saddam sonrasında, istikrarlı ve kendisine sorun yaratmayacak bir yönetimin kurulmasını dahi düşünemediği için, Irak'ı bir süre genel vali ile idare etmeyi bile planladığı söyleniyor. Netice olarak, bu savaş sonrasında ABD bölgeye yerleşecek. Asıl amacı bu... Tıpkı Afganistan savaşı bahanesiyle Kafkasya'ya, Orta Asya'ya yerleştiği gibi. Hatta şimdi, Irak'a Kuzey'den de girmeyi planlayan ABD'nin, bir kara üssü edinerek fiilen de Türkiye'ye yerleşmek istediği ortaya çıkıyor. Ortadoğu, Kafkaslar ve Balkanlar'a hakim olmak için bundan daha iyi bir konuşlanma olabilir mi? Şimdi, son yıllarda Türkiye'de çıkan krizlerin ve krizlerin ardından gelen IMF ve Dünya Bankası kredilerinin ve Türkiye sevgisinin ne anlama geldiği daha iyi anlaşılıyor. Sadık müttefik, stratejik ortak olmak yetmiyor. Ardından kara üsleri ve işgal güçlerine yataklık gerekiyor. Askerler kendilerine göre hesaplar yapıyor. "ABD Kuzey Irak'a girerse biz de girmeliyiz. O kargaşada Kürtlerin olası bir devlet kurma girişimlerini anında engellemek durumundayız" Bunu siyasi kadrolar da benimsemiş görünüyor. ABD neyin peşinde, bizimkiler neyin ardında? Netice olarak hükümet, 'ABD'ye karşı gelmek mümkün olmadığına göre' savaşa ABD'nin yanında girecek. Ama bu desteğin nasıl olacağını biz bilmiyoruz. Mutlaka bu konuda da görüşmeler yapılmış, sözler verilmiş olmalı... Biliyoruz AKP, ABD'ye karşı çıksa da, ABD'ye uysal davransa da çok zor durumlarda kalacak. Birinde ABD ile, ikincisinde kendisine oy veren, ama savaş istemeyen kitleler ile bozuşacak. Evet, devlet, hükümet ve medya istese bile, savaşın asıl yıkıcı sonuçlarını üslenmek durumunda kalacak olan Türkiye insanı savaşı istemiyor. Sadece kendisinin değil. Sınırların ötesindeki günahsız insanların da bu haksız savaş nedeniyle büyük kıyımlara ve yıkımlara uğramasına gönlü razı değil. Buna rağmen devlet ve AKP kadroları, 'makul' ve 'avantajlı' bir savaş için gerekçeler yaratmaya devam ediyor. Devlete endeksli medya ise savaş destekçiliği yapıyor. "Türkiye menfaati için savaşa girmeliymiş" Öyle diyor büyük medyanın 'fahri rütbeli' bürokratları ve köşecileri... Oyleyse, enazından unutulmaması gereken temel bir mesleki etik kuralı var. "Gazeteci savaş kışkırtıcılığı yapamaz" Bu, devletinin o günkü menfaatlerine uygun olsa bile... ABD'li, İngiliz meslektaşlar bile bu kurala uyuyor. Bizimkilerde ne kural kalmış ne etik... Yapıyorlar işte...
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat| Arşiv Bilişim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |