T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Okulumuz 'resmî hizmete mahsus'tur efendiler...

Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, YÖK Başkanı Prof. Kemal Gürüz'ün randevu talebine iki yıl önce olumsuz yanıt vermişti.

Aralarında ne geçtiğini bilmiyorum.

Geçmişte bir kavgaları olduğunu da hatırlamıyorum.

Ama hiçbir zaman iyi olmadılar.

Hiçbir zaman birbirlerini sevmediler.

Sezer'i (moda deyimle) "irrite eden", Gürüz'le ilgili "yolsuzluk iddiaları" ve meşhur "sınav skandalı"ydı belki de.

Bilemiyorum.

Belki de mesajını Gürüz'ü refüze ederek vermeyi uygun buldu...

İhtimal...

MHP'li Mustafa Gül bu iddiaları Meclis'e taşımıştı ama bir sonuç çıkmadı.

Yeni Meclis'in bu konuda bir "çalışma" başlatacağını zannediyorum.

Kemal Gürüz ilginç bir adam.

Kendisini "kamu düzeninden sorumlu" saydığı gibi, başka ülkelerin içişlerine de karışıyor, karışabiliyor.

Örneğin, iki yıl önce KKTC yönetimine bir ültimatom göndermişti:

"Başı örtülü öğrencileri okuldan atmazsanız, denkliğinizi kabul etmeyiz..."

Hem yolsuzlukla, bilim düşmanlığıyla, eğitim ve sınav skandalıyla anılacaksın, hem de "bağımsız" bir ülkenin (KKTC, yoksa, bağımsız bir ülke değil miydi?) karar mekanizmalarına sızacaksın.

Resmen skandal.

Ama, Gürüz bu işte.

Cumhurbaşkanı tarafından refüze edilse de, bunu "sorun" yapmayacak kadar olgun ("pişkin" demek istemiyorum) bir adam...

Eski defterleri karıştırıyorum ve karşıma Gürüz'le ilgili ilginç bilgiler çıkıyor.

Bir vakitler, "Türkçe bilim dili değildir, bu dille bilim yapılamaz!" buyurmuştu. Bunu, Türk kültür ortamına doğmuş, Türkçe eğitim almış, Türkçe düşünerek varolmuş bir Türk bilim adamı söylüyor, dikkat!

Haklı olduğu noktalar yok değil...

Millî Şef ve TDK tornasından geçmiş, YÖK marifetiyle büsbütün bulamaca çevrilmiş bu dille elbette bilim yapılamazdı.

Yapılmıyor da nitekim.

Haricî nedenlerle de Türkiye'de bilim yapılmıyor.

YÖK, başlıbaşına bir engel.

Zaten "üniversitelerin görevi" bilim yapmak değildir...

Kamu düzenini korumaktır...

Geçmişte de bilim yapılmıyordu.

Rahmetli Niyazi Berkes'in başına neler geldiğini biliyorsunuz.

Türkiye'de bilim yapmaya yeltenen Berkes, "Devletin bekası için gerekirse bilimsel çalışmalardan taviz verilebilir" vecizesini "eğitim anlayışı" olarak benimsemiş "konvansiyon"un gadrine uğrayıp ülkeyi terketmek zorunda kalmış, kalan ömrünü "yabancı" bir kültür ortamında, Kanada'da, İngilizce düşünerek, İngilizce üreterek, İngilizce yaşayarak tüketmişti.

"Unutulan Yıllar"ı mutlaka okuyun.

Niyazi Berkes'in anıları...

Oradaki muzdarip ruhu, yurt sevgisini, memleket özlemini, bilim aşkını görün...

Hayır, "kamu bekçileri" okumasın.

Lüzum yok.

Çünkü, hayatı "kimyanın bileşenleri" olarak algılayan resmî hizmete mahsus aydınlar için "bilim" bir şey ifade etmiyor/etmez...


26 Aralık 2002
Perşembe
 
MEHMET E. YAVUZ


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat| Arşiv
Bilişim
| Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED