T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Reha Muhtar'a itiraf

"Kaybetmişler" üzerinde tepine tepine kazanılan bir rating onun topladığı... Suçlu ya da değil, bir şekilde başına kötü şeyler gelenleri parçalamak yaptığı...

Omuzları düşmüş, dolmuşun arka koltuğunda başını cama yaslamışların kulağına inceden bir sızı gibi çalınan "bir teselli ver"li halleriyle hayatın bilgisini ederinden daha pahalıya öğrenmiş insanlar malzemesi... Bilgi pahalıdır çünkü, hele böylesine bilgi o kadar kullanışsız olmasına rağmen, ateş pahası...

Envai çeşit öykü var onun heybesinde, yenilmişlik üstüne. Büsbütün ağzının payını almışların "zorla olmaktan daha pespaye yöntemle, insana bulantı getiren ikna yoluyla rızası alınarak" ortak edilmesi bütün suçlardan daha utanmaz şeylere...

Reha Muhtar'ın arsız buluşu bu. Haftada bir periyot yetmemiş olacak ki artık anahaber bülteninden sonra ekrana geliyor "İtiraf". Haftaiçi her gün bir draje utanmazlık anlayacağınız...

"Sırada ne var acaba"larla her gün seyredilen başkalarının hayatı, aralık kapıdan sızar gibi süzülüveriyor evlerin içine, her gün...

Ve konuşmalar, ve bağrışmalar, imparator koltuğundaki adamın "sitemlerime bakmayın, siz devam edin yollu" hafif sıvazlayışlı uyarıları. Acı sözler ve gözyaşları, gözyaşları, gözyaşları...

Edilgen seyircinin çamur cıvıklığındaki "biraz da duygulanalım" histerisine, gözü dönmüş bir çıkarcılıkla hizmet... Mikrofonu kaptığı gibi, ağzından köpükler gelerek suçluyu mahvetmeye yönelik parça tesirli salvolar gönderen linç mahkemesi üyeleri seyirciler de cabası elbette. Rolün hakkı layıkıyla verilen, garip bir ortaoyunu havası yani...

Sıradan bir iş değil elbette, matematik zeka lazım durumu idare etmeye. O kişi de, başroldeki Reha Muhtar tabii. Çevreyi çekip çeviren, bir fire verilmesini yüksek manevra gücüyle engelleyen maestro...

Kimbilir hangi acımasız çocuğun icrayı sanatı sayesinde kırılmış ayağını sürüyerek yoldan karşıya geçmeye çalışan bitkin bir sokak köpeğini çiğneyip de, vicdanı arabası kadar sarsılmayan hallere benzeyen durumlar, hayatın üstüne yayılmışların ürkek hareketlerle yanına ilişivermeye çalışanları bir dirsek hareketiyle arsızca bertaraf etmelere benzeyen bir şeyler var orada...

Öyle ki "artık izlememek lazım"lar geçmesi gerekiyor kafalardan... Sıfır ratingle okkalı bir tokat. Olabilir mi acaba? Seyretmeme cezasıyla Reha Muhtar'ın da "çuvallayabileceği" kanıtlanabilir mi mesela? Ne dediniz, duyamadım? "Bünyedeki o duyarlı yere hâlâ ulaşılamadı mı daha?"


26 Aralık 2002
Perşembe
 
ÖZLEM ALBAYRAK


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat| Arşiv
Bilişim
| Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED