|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Hay Allah. Açılış törenlerinde her ülkede yaşanabilecek bir trafik sıkışıklığını Habertürk'ün "Heyetimiz Moskova'da kayboldu" biçiminde yansıtması, hayali güçlü bir yazara 'farklı' bir senaryo yazdırmış. Akşam'dan Nuray Başaran, "Bu bir kayıp zaman değil 'gaip' zaman" diyor. Şu satırlarını da okuyun: "İstihbarat menşeli Rus Devlet Başkanı, tanıklardan ve iletişimden uzak bir 4 saate ihtiyaç duymuştur. Tayyip Erdoğan'ı en hızlı şekilde ulaştıran yollar, (çevre yolu) bir garip trafik tıkanıklığı nedeniyle refakatindekilere tıkattırılmıştır! Moskova gezisinde 'saraydan kız' kaçırılmıştır.." Geziyi izleyenlerin aklına gelmeyen bu senaryoya 'kalpak çıkardığımı' buradan ilân ediyorum. Yalnız, küçük bir 'ayrıntı' var: Gazeteci ve işadamları 'kaybolduğu' sırada, Tayyip Erdoğan, Putin'e değil, Ramstore adlı bir süpermarketin açılışına gidiyordu, oradan da Rus başbakanına; Putin'le görüşme sözü edilen olaydan tam 24 saat sonra gerçekleşti... Aslında kaybolmuş filân da değiliz. Şoförler önden giden eskortlu araçları gözden kaybettiler ve o andan sonra otobüsler normal şehir trafiğine hapsoldular. Türkiye'den giden biz gazeteciler törene ve Tayyip Erdoğan'ın o günkü diğer temasına yetişemedik, ama Moskova'da görevli meslektaşlarla Rahmi Koç'un dâvetlisi gazeteciler oradaydılar. Erdoğan'ın uçağındaki işadamları ulaşamasa da, Koç/Enka tarafından bir gün önceden Moskova'ya taşınanlar açılışta hazır bulundular... Nasıl da bir soğuk! Hani, Evliya Çelebi Erzurum'un soğuğunu anlatırken, "Kedi, bir damdan diğerine atlarken yarı yolda donar" der ya, o türden... Bir kişisel deney sonucunu buraya kaydediyorum: Eksi 22 derecede bıyık donuyor... Kış şartlarının zorluğuna rağmen beşbin kadar Türk Rusya'yı mekân tutmuş... Rus-Türk İşadamları Birliği'nin (RTİB) yayımladığı 'Kompas' dergisinin araştırmasına göre, burada yaşayan iş sahiplerinin yüzde 89'u üniversite bitirmiş insanlar. Yüzde 62'si beş yıldan fazla süredir burada yaşıyor. Yüzde 43'ü kendi işini kurmuş. Yüzde 73'ü iyi ve orta derece Rusça biliyor. Evli olanların yarıya yakınının (yüzde 43) eşi Rus. Önemli göstergelerden biri yabancı bir ülkede yaşayanların o ülkeye dönük beklentileridir. Sözgelimi, gönlü anavatanda olsa bile, orada mülk edinmesi 'kalıcı' olma ihtimalini akla getirir. Bir de, yaşanılan ülkenin geleceğiyle ilgili umut faktörü... RTİB'in araştırması, ankete katılanların yaklaşık yarısının (yüzde 47) Rusya'da mülk sahibi olduğunu veya olmayı düşündüğünü gösteriyor. Deneklerin yüzde 91'i, "Önümüzdeki on yılda sizce Rusya'nın siyasi ve ekonomik durumu ne olacak?" sorusuna "Daha iyi olacak" cevabını veriyor... Aynı soru Türkiye için yöneltildiğinde, ancak yüzde 42 "Daha iyi olacak" diyebilmiş... Bir işadamı, "Burada lüksten hoşlanan ve her fiyatı ödemeye hazır sayıları birkaç milyon civarında bir kitle var" dedi kişisel gözlemlerine dayanarak... O tiplerin uğradığı "Bal dök, yala" cinsi alış-veriş merkezleri açılıyor birbiri ardına... Kaldığımız Metropol Otel'in yakınındaki bir yeraltı çarşısını gezdim; şaşkınlıktan gözlerim yuvalarından fırlayacak gibi oldu. Bütün ünlü markalar, el yakan fiyatlarla 'şık beyler, nâzik bayanların' emrinde... Mehmet Nazif Günal'ın MNG Holdingi, Tayyip Erdoğan'ın gezisi sırasında, Moskova Belediyesi ile yeni bir yeraltı çarşısı yapımı için anlaşma imzaladı. İlk kazmanın 2004 yılı başında vurulması beklenen 24 ayda tamamlanacak çarşı buranın en lüks mağazalarının yer aldığı Puşkin Meydanı altının kazılmasıyla oluşacak. Yerin dibinde beş katlı bir alış-veriş dünyası... Projenin yaklaşık 60 milyon dolara mâlolması bekleniyor... Ankara'da Karum ve Armada adlı lüks eşya satan dükkânlarla dolu iki büyük alış-veriş merkezi var. Mağazalar şıkır şıkır. Ancak Moskova'dakiler epey farklı. Moskova yeraltı çarşısındaki bir mağazanın metre karesi üçbin dolara kiraya veriliyormuş; Karum'daki 30 m2 mağazanın yaklaşık kira bedeline yani... Yüksek kira ödeyen firmalar, bunu, tüketiciye yansıtıyorlar elbette; el yakıcı fiyatların sebebi bu. Gezdiğimiz çarşıda yabancı isim taşıyan Türk mağazaları da vardı; gezdiren dostumuz, "Burada görünmek itibar getirdiği için her ay belli bir miktar zararı göze alıyorlar" açıklamasında bulundu. Rus şoförler yüzünden açılış törenine yetişemedik, ama dönüş yolunda uçağın düşmesine sebep olacağız veya sarsıntıda başımıza bir hal gelecek diye endişelendim. Tayyip Erdoğan'ın geziye katılanlara teşekkür için uçak içinde gezinmesini görüntülemek isteyen kameraların cümbüşü görülmeye değerdi. Bir dostum, döndükten sonra, "Oraya gittiniz, komünist oldunuz mu?" sorusunu yöneltti, şakayla karışık... "Ben oldum" cevabımı anlayamadı. Halbuki bir anlığına gerçekten de 'komünist' oldum: "Heyetimiz Moskova'da kayboldu" haberini veren kanalın temsilcisi, geziyi izleyen gazetecileri sıraya dizip benim başıma da kızıl yıldızlı kalpağı geçiriverdi. Çekim yapılmıyordu, ama arada birkaç flaş patladı. Çekime başladıklarında kızıl yıldızlı kalpağın başkasının başına geçtiğini görünce üstelemediler. Hep beraber Küba'da Che şapkası giyen MHP'lilerin kulaklarını çınlattık... Bir ara uçağın önüne gittim; işadamları sıra olmuş, Tayyip Erdoğan'a mâruzat sunuyorlardı.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat| Arşiv Bilişim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |