T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
"Açıklamalı Meal" hakkında zaruri açıklama (III)

Suat Yıldırım'ın "Kur'an-ı Hakim ve Açıklamalı Meali"nin ikinci basımı dolayısıyla geçen hafta yaptığım değerlendirme üzerine kendileri bir 'açıklama' göndermek ihtiyacı hissetmişler… Bu açıklamayı aşağıda okuyacaksınız; benim kısa sürecek olan değerlendirmemi de onun ardından, yani yarın…

Ancak daha evvel, lüzumlu gördüğüm bir iki noktaya kısaca işaret etmek isterim: Son iki yazıyı yazmamın nedeni, Kur'an-ı Kerim'i tercüme etmek gibi ciddi bir işe soyunan birinin, kendi tercümesi hakkında kaleme alınmış 8 yazılık bir eleştiriye karşı takındıği o hiç de hoş olmayan müstağni tutumdu. Daha önce de söylediğim gibi eleştiriden istifade etmek gayret ister, kabiliyet ister, ilmî olgunluk ister, hepsinden önemlisi söyleneni anlamayı, anlamaya hazır olmayı ister. Sayın Yıldırım, o zaman yaptıkları çok fahiş bir çeviri ve yorum hatasını bu eleştiri sayesinde tashih ettikleri halde müteşekkir olacaklarına, bari hiç değilse sükutla geçiştireceklerine bu eleştirileri "nazar-ı itibara almaya değer bulmadıkları" şeklinde hilaf-ı hakikat bir söz sarfetmekten çekinmemişlerdi. Lakin bu sefer çok daha ilginç bir yola sapıyorlar ve önce açıkça "muttali olduğum sadece bir tenkit oldu" dedikleri halde, şimdi "Sizinle alâkalı ağzımdan bir tek kelime bile çıkmadı, siz boşa konuşuyorsunuz" demeye getiriyorlar. Çaresiz bana da düşen kendilerinin bu beyanını hakikat, benim ise boşuna değilse de boş'a konuştuğumu kabul ve itiraf etmek…

İmdi boş'a konuştuğumu kabul ediyor ve ilgili açıklamayı aynen sunuyorum:

Sayın D. Cündioğlu,

Yeni Şafak gazetesinde 21-22/12/2002 günlerinde "Kur'an-ı Hakim ve Açıklamalı Meali" adlı kitabım hakkında yazdıklarınızla ilgili olarak şu açıklamayı uygun buldum:

1- Ben hiçbir zaman size hitaben bir yazı kaleme almış değilim. Varsa ortaya koyunuz. Böyle iken sizi tenkid etmişim iddiasıyla şahsımı itham etmeniz, normal bir davranış olarak nitelendirilemez.

2- Yayınlanan kitap eleştirilebilir. Hata yapan yazar tenkitleri yerinde bulursa yanlışlarını düzeltir. Makul bulmazsa isterse kendi gerekçesini gösterebilir. Bütün bunlar normaldir. Ben samimi ve isabetli tenkide sadece minnettar kalırım. Nitekim eleştiri ve görüşlerini almak için ekserisi, İlahiyat Fakültelerinde tefsir hocaları olan 150 kadar zevata birer nüsha hediye takdim ettim. Çoğundan, sizin hilafınıza teşvik edici yazılar aldım. Ama emin olun, onlar içinde beni daha çok sevindiren, işaret edilen tenkitler oldu. Zira kitabın eksiğinin azalması yazarı en çok sevindiren şeydir. Samimi ve ehliyetli tenkid, her zaman dinleyecek kulaklar bulur.

3- Hatalı saydığınız iki yerin (Hud: 62 ve Yusuf: 52-53 ayetlerindeki anlamlarının) eleştirdiğiniz 2. basımda giderildiğini zaten yazıyorsunuz. Şu halde onlar hakkında tenkit, insafsız bir kimsenin bile hakkı olamaz.

Bakara, 42 ayetine verdiğimiz "Hakkı batıla karıştırmayın" anlamı, başta Diyanet İşleri Başkanlığı'nın meali olarak mevcut meallerin çoğunda tercih edilen bir ifadedir. Bir ilim dalında ekseriyetin tercihinin bir şey ifade ettiği kabul edilmelidir. Bu arada hata varsa bile müsamaha ile karşılanmalı ve daha isabetlisi güzel bir üslupla hatırlatılmalıdır. Aksi halde, binlerce doğruyu görmeyip ufak bir habbeyi kubbe yapmak uygun bir davranış sayılmaz. Geriye sadece Hud: 87 ayetindeki bir cümleciğin anlamı kalıyor. "Aferin, amma da akıllı, uslu bir adamsın ha!" diye çevirmişim. Tefsirlerin bildirdiği üzere, kafirler bu sözü Şuayb (a.s.) ile alay etmek için söylemişlerdir. Kur'an da hitab üslubu yaygındır. Onların hitaplarındaki maksadı, bu tarzda ifade etmeyi tercih etmişim. Bu, olsa olsa bir üslup ve tercih meselesidir. Bundan dolayı, böylesine bir savletle yüklenen insan, başkasına acımıyorsa bile, bari kendisine acımalı, enerjisini daha lüzumlu yerlere sarf etmelidir.

4- Hepsi de tercih meselesi sayılabilecek bu dört hata dışında bir yanlış göstermiyorsunuz. Halbuki iki günkü sütunlarınız, mesela en az otuz hataya işaret etmeye yeterdi. Böyle yapsaydınız okuyucular da, ben de yararlanırdım. Ama bunu yapmayıp büyük bir tehevvürle şahsımı küçük düşürücü töhmetlerle alanınızı doldurmanız, hatta bununla da yetinmeyerek bütün meal yazarlarını ve ilahiyat camiasını "yetersizlik"le itham etmeniz üzücüdür. Mesnetsiz iddialar, muhatabından ziyade sahibini zor duruma düşürür.

Saygılarımla

Suat YILDIRIM

Değerlendirme yarına…


28 Aralık 2002
Cumartesi
 
DÜCANE CÜNDİOĞLU


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat| Arşiv
Bilişim
| Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED