T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Amerika'nın cinayetine ortakçı mı yazılacaksınız?

Doğrusu, ne diyeceğini bilemiyor insan... Gazeteleri okuyunca umutları büsbütün kırılıyor... Burası Türkiye mi? Bu insanlar bildiğimiz, tanıdığımız, temas ettiğimiz, aynı havayı soluduğumuz insanlar mı?

Elbette Türkiye.

Elbette bizim insanımız.

Aynı futbol takımlarını tutuyoruz, aynı filmleri izliyoruz, aynı kitapları okuyoruz ve üstelik "millet" olarak algılanmamızı (görülmemizi) sağlayan birtakım ortak değerlere sahibiz...

"24 saat sonra Bağdat'tayız" diye manşet atıyor adam.

Niye biz?

Niye Bağdat?

Amerika'nın savaşına katılırsak, hem "pazarlık masası"nda yerimizi alabilir, hem de Musul ve Kerkük petrollerine ortak yazılırmışız. Kürt devleti de, "tehlike" olmaktan çıkarmış böylece...

Bunu bir genel yayın yönetmeni yazıyor.

Vatan sathında yayın yapan bir gazete de, "Türkiye'den üs, liman ve demiryollarını kullanma izni alan" Amerikan yönetiminin, özel operasyon birliklerini Türkiye'ye kaydıracağını müjdeliyor.

Gerçekten iyi haber.

Çünkü, "özel birlikler", gerilla savaşı, adam kaçırma, sızma, sabotaj, suikast, tahrip ve imha konularında uzman.

Amerikan aklını kutsayan grafik ve görüntülerle süslenmiş haberde, savaşın en azından bizim açımızdan "kolay geçeceği" ve bu vartayı "hafif sıyrıklarla" atlatacağımız duyuruluyor; çünkü, müttefikimizin elinde Saddam'ı "ininde" vuracak akıllı füzeler, hedefi "yakarak yok eden harika mermiler" var...

Harika, değil mi?

Tabii, bu savaşı haklı çıkarmak için, Ramazan Öztürk'ün yirmi yıl önce Halepçe'de çektiği fotoğrafın, "Sessiz Tanık"ın tanıklığına baş vuranlar da var; her zaman olduğu gibi, isim zikretmeden, mehaz göstermeden yayındıkları fotoğrafın altında, insan hiç değilse "Halepçe'de bu işler olurken aklınız neredeydi?" şeklinde bir dipnot görmek istiyor.

Ne mümkün...

Bu arada devletlu da "teyakkuz" halinde: 90 kamu kuruluşunun temsilcilerinin katıldığı toplantıda Irak'ın elinde bulunduğu öne sürülen nükleer, kimyasal ve biyolojik silahlar ele alınmış.

Gazete haberi...

Peki İsrail'in elinde bulunan "nükleer, kimyasal ve biyolojik silahlar" ne olacak?

Önceki gün toplanan Yüksek Askerî Şura ise, Milli Askeri Stratejik Konsept gereği Irak'ı "birinci önecelikli dış tehdit" ilan etmiş.

Şura üyelerini bu karara icbar ettiren siyasî/askerî gelişmelerin ne olduğunu bilmiyoruz, ama gazetelerin haberi veriş tarzı ve Millî Askerî Stratejik Konsept'e biçtiği değer insanı büsbütün ürkütüyor: Çünkü, haber aynı ağızdan yazılmış ve Millî Askerî Stratejik Konsept'in "TC'nin güvenlik açısından anayasası" olduğu belirtiliyor.

Gerçekten ürkütücü.

Türkiye'de bildiğimiz anayasadan başka, "kamu denetimine kapalı" ikinci bir anayasa mı var?

Bu anayasayı kim hazırlamış?

Esaslarını kim belirlemiş?

Amerika bu amaçsız, bu vahşi, bu "batı medeniyetine dair kuşkuları" besleyen savaşa kalkışmak suretiyle, dünyaya sunduğu global değerlerden yüzgeri ettiğini göstermiş oldu.

Böyle giderse, dünya, "global bir köy" olmaktan çıkıp, dinlerin, ulusların, stratejik önceliklerin çatıştığı bir "medeniyetler mezarlığı"na dönüşecek.

Türkiye'nin bu savaşta yeri yok...

Olmamalı..


28 Aralık 2002
Cumartesi
 
MEHMET E. YAVUZ


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat| Arşiv
Bilişim
| Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED