T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Ortadoğu'da (ve Türkiye'de) tarih yeniden yazılacak

Türkiye, kaçınılmaz bir 'yenilenme'nin eşiğinde. 3 Kasım seçiminin 'tasfiye' edeceği 'eskiler' söz konusu bu 'yenilenme'nin sadece siyaset sahnesindeki bir 'izdüşümü', bir 'girizgahı' olacak. 'Yenilenme dinamiği', 3 Kasım sonuçlarıyla kalmayacak. 3 Kasım'ın ortaya çıkartacağı 'fotoğraflar' da, 'yenilenme dinamiği'nin gereklerine uyamadıkları takdirde, çok kısa süre içinde eskiyecekler ve 3 Kasım'ın 'tasfiye edecekleri'nin yanında yerlerini alacaklar.

Bu gözlemi, Irak'taki gelişmelerle birlikte harekete geçecek 'Ortadoğu'daki yenilenme'yi ve uluslararası sistemin yeniden biçimleneceğini sezerek yapabiliyoruz. Yüzyıllık bir 'bölge statükosu' ortadan kalkacak. (Daha önceki iki yazımızda 180 yıllık diye yazdık. Doğrusu 80-100 yıllık olacak. Rakam hatamızı bu vesileyle düzeltiriz.)

Amerikan Yönetimi, Temsilciler Meclisi'nde Başkan'a gerektiğinde Irak'a karşı kuvvet kullanma yetkisini verecek karar üzerinde uzlaşma sağladı. Temsilciler Meclisi'ni Senato'nun izleyeceği anlaşılıyor. Sıra, BM Güvenlik Konseyi'nde. Rusya, Çin ve Fransa'nın itirazları var. Ancak, bunlar bir şekilde aşılabilecek gibi görünüyor. Olmasa da, Amerika'nın Irak'a askeri müdahalesini etkileyebilme şansları zayıf. 1995'ta Bosna'da ve 1999'da Kosova'da girişilen, son olarak 2001'de Afganistan'da gerçekleştirilen Amerikan askeri harekatları, BM Güvenlik Konseyi mührü taşımıyorlardı.

Irak'a karşı girişilmesi muhtemel Amerikan askeri harekatını, 'dramatik önemde' kılan 'Ortadoğu'da tarihin yeniden yazılması' olacak. 'Küreselleşme dinamiği'ne 'dirençli' ve 'yüzyıllık statüko' ile 'kireçlenmiş' bir görünüm veren Ortadoğu 'yapısal kırılma'ya uğradığı takdirde, ister istemez, siyaset sahnesi de, belki 'harita' da değişecek. Bu değişiklik, mevcut Amerikan yönetiminin tasarımı olmasa bile, onun bugünkü arzularının tam hilafına, belki, İsrail'i de kapsayacak.

Tarihte büyük 'yenilenme' ve 'değişiklik', ne yazık ki, 'centilmence usüller' ve 'evrimsel' biçimde olamıyor. Tıpkı, insan bedeni üzerindeki cerrahi müdahaleyi andıran savaşlar, iç savaşlar, devrimler vs. gibi müthiş 'tarihi-siyasi spazmlar'la gerçekleşiyor. Ortadoğu da bu 'ihtimal' ile şimdi yüzyüze.

Tam da bu 'bakış açısı'nı ortaya koyan mükemmel bir analiz, Los Angeles Times'da Graham Fuller imzasıyla 2 Ekim'de yayınlandı. Graham Fuller, Amerika'nın Ortadoğu'yu en iyi tanıyan ve daha da önemlisi 'hisseden' analistlerinin başında geliyor. Tanımak ve bilmekten öteye, sayısız Amerikan Ortadoğu uzmanlarının çoğundan farkı, ondaki Ortadoğu'ya ilişkin 'empati' sahibi olma özelliği.

Mediterranean Quarterly dergisinin 2001 kış sayısında onunla ortak imzalı 'Grand Geopolitics for a New Turkey- Yeni bir Türkiye için Büyük Jeopolitik Rol' başlıklı üzerinde aylarca çalıştığımız bir makalemiz yayınlanmıştı. Fuller'ın LA Times'da çıkan yazısındaki 'demokrasi öncelikli yaklaşımı' o nedenle bana hayli tanıdık geldi.

İzleyelim:

"Tarih, muhtemelen, Ortadoğu statükosunun –savunulması her bakımdan pek güç bir statüko- kilidini patlatarak açan kaba askeri yollarla açanın George W. Bush'un neo-muhafazakar, sert tek yanlı stili olduğunu kaydedecek.

Siyasi ve toplumsal değişimin karmaşık süreçleri için arzu edilen mühendislikten çok daha kaba araçlar kullanacağa benziyor, ama olacak olan budur. Bush'un politikaları, onyıllar boyu Ortadoğu'ya çarparak değişimi sağlayacak en katalitik güç olacak.

Irak'a açacağı savaşa karşı çıkmak için bir dizi neden var—Amerikan ekonomisinin durumu, emperyal yayılma, edası ve tek yanlılığı nedeniyle uluslararası sistemin zarar görmesi—ama bu nedenler arasında en az geçerli olanı, bu askeri harekatın bölge çapında bir istikrarsızlığı provoke edecek olmasının yol açacağı korkudur.

Aslında, yol açacağı tam da budur: Bölge çapında istikrarsızlık. Ama, aynı zamanda Ortadoğu'nun ihtiyaç duyduğu tam da istikrarsızlıktır.

Ve, modern Ortadoğu tarihinin en büyük haydutu olan Saddam Hüseyin'in, acil tehdit oluşturmasa bile, bu bölgesel istikrarın –kuvvet yoluyla— muhafaza edilmesi namına sakınılması gerektiğini savunmak, özellikle zordur.

Bush yönetimindeki katı neo-muhafazakarlar, Saddam Hüseyin'in yıkılmasını, Amerikan çıkarlarını süratle sağlayacak geniş çaplı değişime açılacak bir kapı olarak görüyorlar. (Bunun) geniş çaplı bölgesel değişime yol açacağını doğru düşünüyorlar ama çıkarlarına neyin hizmet edeceği konusunda yanlıştalar. Bu askeri harekat, birçok Amerikan çıkarına düşman güçleri, en azından kısa vadede- Bush'un isteğinin tam hilafına, harekete geçirecek.

Bununla birlikte, işin ironik yanı o ki, siyasi olgunluğa erişmek için gerekli süreci başlatmakta, Ortadoğu'nun ihtiyacı tam da budur.

Ortadoğu'da demokratik güçlerin gelişimi her bir Amerikan yönetimi tarafından güçten düşürülmüştür. Burada sözünü ettiğimiz harika bir liberal ideal değil; demokrasinin yokluğunun gerçek ve ciddi sonuçları olmuştur.

Bu, kötü ekonomilere yol açan kötü yönetim, acı hayal kırıklıkları, 'Amerikan çıkarları' uğruna bölgedeki hemen her diktatörlüğün desteklenmiş olmasından ötürü Amerika'ya nefret anlamına geliyor.

Bu, birçok siyasi partinin yasaklanmış olması, böylelikle, camilerden destek alan İslamcıların, değişimin yegane sözcüsü ve bu rejimlere muhalefetin tek aracı haline gelmiş olmaları anlamına geliyor. Bu, bölge nüfusunda siyasi kaderciliğe ve tüm kötülükleri dış güçlere yükleme eğilimine yol açan bir iktidarsızlık duygusu yaratıyor. Bunun sonucu, halkın, Usame bin Laden ve Saddam Hüseyin gibi ABD'ye kafa tutan ve statükoya karşı çıkan güçlü adamların arkasına geçip, onlara tezahürat yapması oluyor.

Bush, bu statükoyu tehdit gücünü ortaya koyuyor. Bu nedenle, ABD'nin dostu olan ve olmayan despotlar korku içindeler; sonuçları itibarıyla devrimci bir durumun gelmekte olduğunu seziyorlar.

Haklılar.

Siyasi kilitleri kırmak her zaman tehlikelidir, ama onları muhafaza etmek de öyledir. Amerikan çıkarlarına en iyi biçimde hizmet edeceği beyhude umuduyla, bölgede kabul edilmez bir statükoyu çok uzun süredir ayakta tutmaya çalıştık.

Maalesef, dünyada, Ortadoğu'da dahil, her türlü reform ve olumlu siyasi değişime oranla ön alan siyasi şoktur—savaşlar, devrimler, altüst oluşlar.

Birçok kralı, emiri, ömür boyu cumhurbaşkanlarını, ister dost ister düşman olsunlar, yerinden edecek yeni siyasi düzenler, yavaşça veya hızla ortaya çıkacak. Eğer bölgenin ılımlı siyasi güçleri becerikli ve şanslı olurlarsa, birçok ülkede daha geniş çapta demokratikleşme ve kamusal katılıma doğru bir hareket olacaktır.

Demokratikleşme Ortadoğu siyasetinin karmaşasını reforme etmek için hayati ölçüde gerekli olmakla birlikte, gerçek o ki, ilk dönemde, ilk ve pek az sayıda olacak seçimlerde Ortadoğu'nun boylu boyunca kızgın kitleleri, anti-Amerikan liderleri ve politikacıları destekleyecekler. Her kılıktan İslamcılar, liberal ya da radikal, kısa vadede bundan en fazla yararlanacak olanlara benziyorlar.

Bu, iktidara Taliban ya da Bin Ladenlerin gelmesi demek değil, ama Washington'a ve geçmiş onyıllardaki politikalarına sempatisi olan pek az yeni lider ortada görünecek. Yeni bir Irak düzeni için bir şükran duygusu bile pek kısa sürede ortadan kalkacak.

Ve, siyasi tecrübenin büluğ çağına girecek kitlelerin öfkesinin ifadeleri ve dışavurumları, norm teşkil edecek. Bundan sonraki adım olarak, heryerde demokrasiyi elde edemeyiz, fakat değişim genellikle ham bir siyasi gelişme ve gerçeğe uyumu beraberinde getirir.

Bush yönetimi için en büyük değeri taşıyan uluslararası istikrar ve katı tutumlu yöneticilerin, bölgede onyıllar boyu gerçekleşecek an büyük değişim için en uygunsuz enstrümanlar haline gelmesi ironiktir. Değişim iyidir; ne var ki, Bush'un peşinde koştuğu bu değildir."

Türkiye'nin neden, nasıl, ne ölçüde önem taşıyacağını bu çerçeveden görüp anlayabiliyor musunuz?

Türkiye'nin 'demokratikleşme'den, 'AB'lileşme'den, 'değişim yanında' durmaktan gayrı, 'toprak bütünlüğü'nü güvence altına alacak 'enstrümanlar'ı bulunmadığını görebiliyor musunuz?


4 Ekim 2002
Cuma
 
CENGİZ ÇANDAR


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED