T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Miraciye dinleyenlerden misiniz?

Miraç kandilinizi tebrik vesilesiyle miracın edebiyatımıza girmiş olan iki örneğinden bahsetmek istiyorum.

Birinci örnek Muhammed Busiri'nin Kaside-i Bürdesi. "Kaside-i Bürde'yi Türkçe Söyleyiş" adıyla hocam Prof. Dr. Mahmut Kaya tarafından hazırlanan eser Türkiye Diyanet Vakfı tarafından çok zarif bir basım ile 2001 yılında armağan edildi. Armağan kelimesini özellikle kullandım. Çünkü, Mahmut Kaya'nın şiirin ruhuna uygun olarak mısra mısra yeniden söylemesiyle uyandırdığı heyecan; hattat Abdülhadi Erol Dönmez'in, müzehhibe Rukiye Dönmez ve Ersan Perçem'in, Ebruzen Sadreddin Özçimi'in el emeği ve göz nuruyla oluşturduğu bir zenginlikle şanına uygun bir zarf içinde okuyucuya ulaşıyor.

Prof. Dr. Mahmut Kaya Kaside-i Bürde'nin halk nezdindeki itibarını şöyle anlatmakta: "160 beyit ve 10 bölümden oluşan kaside aruzun basit bahriyle yazılmış olup yapı ve uslup bakımından son derece sağlam ve liriktir. Bu yüzden asırlardır İslam coğrafyasının her bölgesinde büyük ilgi görmüş, dini toplantılarda, mübarek gün ve gecelerde, sünnet düğün ve bayram merasimlerinde okuna gelmiştir. Günümüzde de bazı çevreler onu haftalık evrad olarak ve 140. beyitten itibaren de felçlilere şifa maksadıyla okumaktadırlar. Hattatlar da meşk derslerinde genellikle bu kasideyi yazarlar."

Tadımlık olmak üzere Muhammed Busri'nin miraç ile ilgili olan 112. ve 113. beyitlerini ve bu beyitleri Türkçe söyleyen Prof. Dr. Mahmut Kaya'nın mısralarını nazarlarınıza sunuyorum:

112. "Sen mirac'a davet olunduğunda, bir sancak gibi kendi makamına nisbetle bütün makamları aşağıda bıraktın."

Yön nedir, mekan ne, hepsi izafi;
Yükselince Hakka'a o ruh-ı safi,
Mirac için bence bu bile kafi!
Ufuklarda bayrak, rehbersin bize,
Seni tam anlamak ne haddimize

113. "Gözlerden ne yaman gizli olan Allah'a kavuşmak ve nice önemli sırları anlamak için mirac ettin."

"Vuslatın hazzına eresin diye,
Bir nice esrarı göresin diye,
Ümmetine müjde veresin diye,
Miracla taçlandı peygamberliğin,
Alemlere rahmet o rehberliğin..."

İkinci örneğimiz Nayi Osman Dede'ye (öl. 1729) ait olan Miraciye. Hz. Muhammed'in miracını konu olan miraciyeler beste olarak dini müziğin en büyük formunu oluşturur. Günümüze ulaşmış olan tek beste Osman Dede'nin miraciyesidir, eser Ahmet Tabakoğlu tarafından yorumlanmış olup Kubbe Altı Akademisi tarafından neşr edilmiştir. Bu miraciyeyi muhakkak ses olarak tatmanız için hiçbir beytini yazmıyorum.

Halk arasında çok tanınan Muhiddin Arabi'ye ait olan Futuhatı Mekkiye de bir miraciyedir.

Çocuğuna müzik zevki veremediğinden yakınan ailelere benim ilk sorduğum soru "Miraciye dinler misiniz?" olur daima. Sahi siz miraciye dinler misiniz?


4 Ekim 2002
Cuma
 
FATMA K. BARBAROSOĞLU


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED