T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Oyumun adresi belli oldu arkadaşlar!

GİRİŞ: DÜNYA YUVARLAKTIR
Uzaktan gelen bir geminin önce dumanı görünür. Sonra bacası, en son da gövdesi.

Limanda bekleyenler için, bu örnek, yeryüzünün yuvarlaklığına delil sayılır.

Kitaplar öyle yazar.

İlginçtir, doğrudur da.

Deniz kıyısında yaşayanlar, binlerce defa görmüşlerdir bu sahneyi.

Gemi yavaş yavaş yaklaşmakta, yaklaştıkça büyümektedir.

*

GELİŞME: SANDIK KÖŞELİ
Geçenlerde, Bülent Bey'i bir miting meydanında gördüm.

Seçim otobüsünün merdivenlerini kullanamadığı için, asansörle çıkıyordu ve tıpkı uzaktan yaklaşan gemi gibi önce şapkası göründü; sonra başı, en son da gövdesi.

Otobüs çevresinde toplanmış kalabalık, sürpriz yumurtadan çıkacak oyuncağı bekleyen çocuklar gibi bekliyordu Bülent Bey'i.

Kalabalığa karşı sallamaya çalıştığı eli, omuz hizasını geçmedi.

İnanın, üzüntüye kapıldım.

Ne asansör yuvarlak oysa, ne otobüs, ve hatta ne de seçim sandığı.

Hepsi köşeli.

Hani sandık köşeli olmasa, maçlardan önce söylendiği gibi seçim öncesinde de "sandık yuvarlak" denebilir.

*

SONUÇ: OYUMUN ADRESİ
Allah sağlıklı ve uzun ömür versin ama, siyasi otoriteler bu seçimin Bülent Bey'in girdiği son seçim olduğu görüşünde birleşiyor.

Anketler DSP'nin barajı geçemeyeceğine işaret etmekte.

İnanıp inanmamak herkesin keyfine kalmış.

Bizler, alışmışız kırk yıldır; Ecevit'siz bir Meclis düşünmek imkansız gibi geliyor.

Sırf, Bülent Bey'i tekrar Meclis'te görmek adına, oy verebilirim diye düşünüyorum.

Seçime daha bir ay var.

Bu süre içinde görüşüm değişebilir.

MHP'den TKP'ye kadar geniş bir yelpazeye sahibiz nasılsa.

Fakat bugünkü favorim, dediğim gibi DSP.

*

GEREKÇE: DÜŞENE VURULMAZ
Bu kararı verirken en önemli etkenlerden biri nostaljiyle karışık vefa duygusu olsa da, bir diğer etken Bülent Bey'in anket sonuçlarını nazarı dikkate almayıp seçimin ertelenmesine karşı çıkmasıdır.

Bu yiğitçe tavrın, benim vicdanımda bir karşılık bulduğunu farkettim.

Sonra samimi itirafları var...

Derviş'i çağırmakla hata ettiğini kabullenmesi, hastaneden kaçtığını delikanlı gibi açıkça söylemesi, dürüstlük alâmeti.

Bir de şu var; bizim töremizde düşene vurulmaz.

Adam hem iktidardan düşüyor, hem de baraj altında kalıyor.

Ayrıca barışın sembolü güvercine karşı duyduğum sevgi, gözardı edilecek gibi değil.

SİCİLİ KURTARDIK

Yaşar Nuri Hocamız milletvekili adaylığından çekilme kararı aldı, sonra vazgeçti.

Çekilme kararını duyunca çok şaşırdım.

Çünkü ne kadar istekli olduğunu biliyoruz.

Milletvekilliği ne ki!

Bakanlık bile dar gelir ona!

Vaktiyle yazmıştık...

Demirel'in görev süresi üzerine tartışmaların yapıldığı günlerde, Yaşar Nuri Hoca'nın açıklamalarından gönlünde yatan aslanın Cumhurbaşkanlığı olduğunu belirtmiştik.

Fakat daha adaylık aşamasında gidip gelmeye başlaması, hiç hoş değil.

Neyse ki Baykal'ın ısrarı üzerine çekilmekten vazgeçti de, sicilimizi kurtardık.

Yoksa, yanlış tespitlerde bulunmuş biri olarak hafızalarda yer alacaktık.


4 Ekim 2002
Cuma
 
MEHMET ŞEKER


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED