|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Onu, öğrenciliğinde tanıdım. O zaman ben de öğrenci idim. Farklı tarafımız, benim, "kürsü vaizi" olmamdan kaynaklanıyordu. O, İstanbul Ticari İlimler Akademisi öğrencisi olduğu için, akademinin yanındaki Sultanahmet Camii'ne, cuma namazına arkadaşları ile gelirlerdi. Beni de karınca-kaderince dinler, her karşılaşmamızda, "ben Sadık Hoca'nın öğrencisiyim" der, yanındakilere tanıştırırdı. Nerede ise, 35 yıl oldu. O benim yaşdaşım, gönüldaşım, dava arkadaşımdı. Sayın İsmail Kahraman'dan sonra, MTTB'nin Genel Başkanı oldu. Öğrenciliğinden sonra, yayıncılığa başladı. Önce, "Sırdaş" yayınevini dava arkadaşları olan Selahattin Sadıkoğlu, Mehmet Cemal Çiftçigüzeli ve Mehmet Babayiğit ile birlikte kurdu. Bir ara, Muhterem Erbakan'ın özel kalem müdürlüğünü yaptı ve bir ara da "mebus adayı" oldu. O da bizim gibi, siyasette pek "başarılı" olmadı. Merhum Kayhan, bilahare "Kayıhan" yayınevini kurdu. Yayıncılığa önem verdi. Tam yirmi yıl öncesinde, Silivri Cezaevi'nde ziyarete geldi. Hediye olarak da, iki cildlik "Helâller ve Haramlar" kitabını imzalayıp getirdi. Herhalde, hayatımız boyunca, helâlleri işlemek ve haramlardan ictinap/kaçınmak ve sakınmak için, en iyi "tavsiye" olarak takdim etmişlerdi. O zaten hayatı boyunca sürekli böyle yaşadı. Her yurd dışı kitap fuarına katıldı. İstiyordu ki Batıdan gelen kültür emperyalizmine karşı, kendi kültürümüzü Batıya doğru yaymak ve oralarda yeni "kültür alanları"nın tohumunu atmak... Başarılı da oldu. Mütevazi şartlar içinde, yayın hayatımıza onurlu katkılarına devam ederken, emr-i Hak vaki oldu... İşte bugün, Fatih Camii'nde Cuma'dan sonra kılınacak olan cenaze namazının ardından, ebediyet alemine rihlet edecek, Hakka yürümüş olacak... İşte bu insan, Burhaneddin Kayhan'dır... Amma inanıyoruz ki, ardından daha nice "Burhaneddin"ler doğacak ve atalarının akıp geldiği, Anadolu kadar, Kafkaslar'da da Şeyh Şamil'in torunlarının verdiği varlık ve inanç mücadelesine öncülük edecek nesiller yetişecektir. "Kişinin eseri, ikinci hayatıdır" derler. O eserleri ile yaşayacak ve yeni "Nesl-i Asımlar" zuhur edecektir. Ki, aynı anda, ülkemiz kadar, dünyada cereyan eden olaylara baktığımızda, "Kişiler fâni, davalar ve inançlar bakîdir" diyerek teselli bulmaya çalışıyoruz. Öyle umuyoruz ki, yirmi yıl önce, nasıl merhum Necip Fazıl'ı, gençler omuzlarda, Fatih Camii'nden alıp, "makber"e teslim etmişlerse, aynı durum, merhum Burhaneddin için de tekrar edilecektir. Ve ardından, yine hizmetler yürüyecek, "altın nesil" gibi, yeni nesiller bir davayı elden ele dolaştırıp duracaklardır. İşte, sekiz-dokuz yıldır İSKİ'deki hizmetlerinden dolayı, ağniya ve fukara-i sabirinin duasını alıp, "su gibi aziz olasın" hîtabına mazhar olan Prof. Dr. Veysel Eroğlu, kürsüsüne dönüyor ve yerine gelen Dursun Ali Çodur, aynı çizgide hizmete devam edip, yine aynı duaya ve hizmete mazhar olup, çalışacaktır. Çünkü, iki gün önce, Edirne, Kırklareli ve Çorlu istikametlerinde bir geziye çıkıp, nasıl İstanbul halkı kadar, Trakya'nın sakinlerinin başta Recep Tayyip Erdoğan ile Veysel Eroğlu'na yaptıkları dua ve niyazlara şahit olduk! Bundan sonra da kimler halka Hak yolunda hizmete koşarsa, onlar da aynı mübeccel makamlara lâyık kılınacaklardır. Bizim insan olarak görevimiz, hak ve hukuka riayet edip, asla bir katre kul hakkı irtikâbına girişmemektir.. Başımız dik, gönlümüz ferah, halkın önünde, hesap vererek, adalet ve hakkaniyet üzere yürümemiz gerekir. Asl olan hayat çizgisinde, koşup, "Makam-ı Mahmud"a doğru yükselenlerin eteğine yapışıp, onurlu bir hayat sürmektir. "İşimizi Allaha havale edelim, O, kullarının ne yaptığını en iyi görendir." kuralı üzere, daim ve kaim olmamız en büyük dileğimizdir. Gerisi lâf ü zaftır. Yeter ki, işimiz ve girişimimizde "gaf" yapmamak için, gereken himmet ve gayreti göstermiş olalım. Derler ya; "eşek ölür kalır semeri, kişi ölür kalır eseri." diye.. Ne mutlu o insanlara ki, nice mefahir ve eserleri ile asırlardır yaşayıp duruyor ve gelecek nesiller onların eserleri üzerinde yeni eser ve hizmetler inşa edip duruyorlar. Ne mutlu bize ki, onlara biz de bir katre katkıda bulunmuş olursak!.. Çünkü hayat sürüyor; insanlar da, insan olandan hizmet bekliyor, umut edip, dua ediyor...
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |