Yeni Safak Online...
T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Yaklaşan savaş ve siyaset

1999 Genel Seçimleri'nin sonuçlarını önemli ölçüde Öcalan operasyonu belirlemişti. 2002 Kasım seçimlerine doğru Kuzey Irak'taki savaş meselesi var gündemde.

Bu kez savaşın seçim sonuçlarına yansıma ihtimali oldukça az. Buna karşılık Türk iç siyasetini, siyasi dengeleri etkileme ihtimali çok yüksek.

Evet, savaş en keskin haliyle kapıda...

Almanya-ABD ilişkileri bu keskinliği tüm çıplaklığıyla ortaya koyuyor. Kuzey Irak'a müdahele konusunda ABD yönetiminden farklı düşünen Gerhard Schröder seçimleri kazanınca Bush'tan tebrik mesajı alamıyor, Bush'un Pentagon danışmanı Richard Perle, "Alman başbakanı Irak konusunda farklı düşündüğü için Washington ile bozulan ilişkilerini düzeltmek istiyorsa istifa etmelidir.." bile diyebiliyordu.

ABD'nin bazı konularda farklı düşündüğü için güçlü bir müttefikinin başbakanını istifaya davet etmesi pek alışıldık bir davranış değil ve bunun sembolik anlamı sanıldığından çok daha büyük...

Bu anlam elbette Türkiye'yi de kuşatıyor ve doğrudan doğruya ve aktif bir biçimde savaşın içine çekiyor...

Türk devletinin duruşu, Kuzey Irak'ta Kürt devleti kurulması riskini taşıdığı için bir anlamda savaş karşıtı. Ancak duruşun güç ve imkanlar açısından zemini yok.

Kısacası, Türkiye ABD'nin planının, bırakın karşısını, dışında bile durabilecek durumda değil. Savaş kaçınılmaz hale gelince, aynı Kuzey Irak kaygısı, Türkiye'yi bu kez savaşın aktif unsuru haline getirecek gibi görünüyor. Başka bir deyişle Kuzey Irak'a giriş ve orada kurulacak bir Kürt devletine karşı filli bir işgal ya da bölge kontrolu resmi politika haline geliyor.

Nitekim Başbakanlık'ta savaş alarmının verildiği haberleri geliyor Ankara'dan. Birkaç gün önce Başbakanlık müsteşarı Füsun Koroğlu başkanlığında yapılan toplantıda savaş sırasında kurumlar arasında eşgüdümün nasıl sağlanacağı tartışıldı. Silahlı Kuvvetler'de de aynı alarm hali var: Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök, Adana'dan Erzincan'a, tüm Güney ve Güneydoğu birlik ve üsleri dolaşıyor.

Şimdi gelelim bu savaşın muhtemel faturalarına...

Irak'taki Saddam rejiminin demokrasi ve bölge istikrarı açısından pek lezzetli olmadığı ortada. Ancak silahlarla kurulmaya çalışılacak yeni düzen istikrarı sağlayabilecek mi? Sağlasa bile bunun kalıcı bedelleri olacak mı?

Bir kere şu gözden kaçırılmamalı:

Kuzey Irak'ta şu anda süren fiili Kürt yönetimi ve Türk askerinin fiili varlığı hayli sıcak çatışmaları vaadetmektedir. Bu sıcak çatışmaların PKK'yı ve devamı olan örgütü ne denli silaha iteceği önemli bir soru, ilk soru olarak ortadadır. Ayrıca Kuzey Irak meselesi, bir operasyon halinde ve bağımsız Kürt siyasi birimi oluşturulması halinde bölgede Kürt ve Arap unsurlar arasında kalıcı bir gerginliği besleyerek Ortadoğu'da yeni bir Filistin meselesi üretecek midir? Bu da ikinci önemli sorudur.

Bu sorulara verilecek yanıtların olumsuz olması için ABD'nin Irak'taki rejimi 15-20 gün içinde devirmesi ve Irak'ın toprak bütünlüğünü korumayı hedef alması gerekiyor ki, bu ne fiilen mümkün görünüyor ne de ABD politikaları toprak bütünlüğü hattında ilerliyor.

Türkiye açısından tehlike ortada:

Ortadoğu cehenneminin içine kalıcı olarak çekilmek ve bunun ekonomide, dış politikada ve iç siyasette yaratacağı olumsuz etkiler.

Elbette bunlar içerisinde en yakın tehlike iç siyasete ilişkindir.

Bir kere savaş, seçimin hemen sonrasına denk düşecek gibi görünmemektedir.

Henüz hükümet kurulmadan ya da hükümet kurulur kurulmaz ortaya çıkacak bir savaş hali, askeri unsuru belki MGK, belki başka bir kurum üzerinden ülke yönetiminde ve siyasi kararlarda ön plana çıkaracaktır.

Ayrıca seçim sonuçları siyaset ve devlet arasında yeni bir gerginlik yaratırsa, Silahlı Kuvvetler siyasi iktidar konusunda aşırı müdahil bir duruma geçerse, bu ön plana çıkış kalıcı özellikler taşıyabilir...

Başka bir deyişle ülke içi demokrasi, siyasetin alanı ve özgürlük rejimi yeni darbelerle karşı karşıya kalabilir...

Bu durumun Türkiye'nin AB öyküsünü etkilememesi, bu konuda milliyetçi ve devletçi bir dalgaya güç vermemesi de düşünülemez...

Evet, zor bir döneme doğru gidiyoruz...

Umarım yanılan biz oluruz...



5 Ekim 2002
Cumartesi
 
ALİ BAYRAMOĞLU
ALİ BAYRAMOĞLU


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED