Yeni Safak Online...
T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Bir haber ancak bu kadar aydınlatıcı olur!

Hürriyet gazetesi "bomba" haberini pazar gününe (29 Eylül) saklamış. "PAZAR / Hürriyet"in manşeti "özel" mi özel: "Guantanamo kampına girdik"(!) Manşet için tercih edilen fiile dikkatinizi çekerim; "girdik", yani basbayağı askeri bir terim. Hürriyet'ten Ayşegül Ekinci ve Faruk Zabcı, yanlarında sadece New York Times'dan bir muhabirle ABD'nin "El Kaide esirleri"nin bulunduğu Küba Guantanamo'daki açık hava hapishanesini ziyaret ediyor. New York Times'dan Joe Lelyveld'in kamp izlenimlerini doğrusu arayıp bulmadım; ama "a priori" olarak ilan edebilirim ki, Amerikalı gazetecinin meslektaşlarının Hürriyet'in üç sayfasını dolduran haberlerinden haberdar olsa küçük çaplı bir kriz geçirmesi işten bile değildir! (Sahi, yazarken aklıma geldi, Lelyveld'in haberini bulup niçin bir karşılaştırma yapmıyorum ki?)

İsterseniz, Hürriyet'in bu özel haberine geçmeden şu meşhur kamp hakkındaki bilgilerimizi kısaca tazeleyelim: Söz konusu kampta ABD'nin Afganistan'a açtığı savaş sonucu bu ülkeden toparlanıp binlerce kilometre öteye naklettiği "savaş esirleri" bulunuyor. Burası öyle bir kamp ki, içerde neler yaşandığını (Hürriyet muhabirleri de dahil!) kimse bilmiyor. Kaç kişiler, hangi millettenler, ne yer ne içer nerede yatar uyurlar, kendilerini nasıl bir son bekliyor, kampın disiplinin sağlayan Amerikarı askerler nasıl bir şeydirler....... Bu ve benzeri sorulara cevap vermek imkansız; kamp herşeyiyle tamamen Amerikalı askerlerin insafına terkedilmiş kapalı bir kutu. Kampa dair bugüne kadar bildiğimiz tek şey, üzerlerinde portakal renkli mahkum kıyafetleri, ağızlarında (ısırmasınlar diye olacak) maskelerle ya yere diz çöktürülmüş ya da birkaç askerin boyunlarına bastırarak kendilerine refakat ettiği tenleri koyu renkli bir takım savaş esiri fotoğraflarından öğrendiklerimizden ibaret. Yani özetle bu "savaş esirleri" kampında hak hukuk hak getire... Unutmadan şunu da ilave edelim: ABD'de hâlâ hakim yüzü görmemiş gözaltındaki zanlıların durumu gibi, bu kamp manzaraları da dünyada az tepki çekmedi. Nitekim aklı başında her ülke gecikmeden bu "karanlık" yerlerde vatandaşları olup olmadığının peşine düşmeyi ihmal etmedi. Evet "Guantanamo kampı" denilen cehennem böyle bir yer....

Biz yine dönelim Hürriyet'in haberine: Hürriyet muhabirlerinin haberi birinci sayfada şu tür spotlarla öne çıkarılmış: - "Kampa ulaşana kadar didik didik arandık, dedektif köpekler tarafından sık sık koklandık." (Görüyorsunuz, tamamen gereksiz, sırf "heyecan" olsun diye verilen bilgiler.) - "Günde beş kez megafonla ezan okunuyor. Hücrelerdeki tuvaletler alaturka, her esire bir Kur'an verilmiş." (ABD'nin "inanç ve ibadet hürriyeti"ne nasıl bağlı olduğunun bir delili olarak!) - "Kadın gardiyanlar Müslüman esirlerin kendilerini horladığını, çok laf attıklarını anlatıyor." (Nefis bir spot! Bu cehennemde her şey bitti de sıra esirlerin kadın gardiyanları çok "horlamaları" ve "laf atmaları" gibi bir probleme geldi! Yahu insaf, fotoğraflardan anladığımıza göre esirlerin gözleri bile bağlı...) - "Esirlerden biri Küba'da kıblenin farklı yönde olduğuna ikna olmadığı için ters yönde namaz kılıyor." (Bu esirin şüpheciliğine hak vermemek imkansız. Demek ki esirler kendi gözleriyle güneşin hareketini izleme imkanından da mahrum bırakılmışlar. Bunca mahrumiyetten sonra Amerikalının "kıble" dediğine kim inanır?) - "Kamp hastanesi komutanı Albert J. Shimkus, sorumuz üzerine, 'Tabii ki psikolojik durumları çok normal değil' dedi." (Bu da bir başka harika spot! Herşeyden önce, Hürriyet muhabirlerinin komutana esirlerin psikoloik durumuna ilişkin bir soru yöneltmeleri tuhaf değil mi? Hastane komutanı (?) ne desin bekliyorsunuz? "Oooo... Bu cehennemde her şeye rağmen psikolojik durumlar süper!" mi deseydi?) - "Sorguyu yürüten komutan Fink, esirleri konuşturmak için tercüman bulmak zorunda kaldıklarını anlattı."(!) (Ben muhabirlerin yerinde olsam komutan Fink'in bu açıklamasını şöyle karşılardım: "Aman komutan Fink, ne diyorsunuz? Dilini anlamadığınız bir esiri zaten başka türlü nasıl sorgulayabilirsiniz ki?")

Hürriyet'in haberinde kampa ilişkin şöyle hoş bilgiler de var: "Esirler portakal rengi üst ve gene aynı renkten rahat pantolon giyiyorlar."(!) (Dikkat edin, "rahat pantolon"lar!); "Uçaktan inince yoğun bir sıcak yüzümüze tokat gibi indi. Belki de bu yüzden üsteki tüm askerler Tom Cruise yanığı ve adaleli."(!) ("Tom Cruise yanığı"nın tam da akla eleceği bir atmosfer!); "Esirler en çok gün ve saati soruyorlar. İlk önceleri nerede olduklarını bilmiyorlardı. (...) Biz herkese eşit davranıyoruz. Onların din ve kültürlerine saygı gösteriyoruz. Tuvalate gidecekleri zaman tabii ki başımızı çeviriyoruz." (Ah zavallı esirler...); "Tam kamp yerinden ayrılırken hücrelerden uluma gibi bir bağırış sesleri yükseldi. Tutsakların bunalımdan mı bu sesleri çıkarttıklarını tartışırken, kamptan yükselen ezan sesleriyle tüylerimiz diken diken oldu." (Kampta değilim ama soruyu cevaplayabilirim: Evet evet, bu konuda şüpheci olmayın; "uluma gibi bağırış sesleri" tamamen "bunalım"dan kaynaklanmaktadır....)

İşte böyle... Bir esir kampı bundan iyi anlatılabilir mi?


5 Ekim 2002
Cumartesi
 
KÜRŞAD BUMİN


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED