T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R

"Neden Fenerbahçe..."

Fenerbahçe'nin galibiyeti de, mağlubiyeti de bu ülkede olaydır. Kendi kendimizi kandırmayalım. Rahmetli Kemal Ilıcak şöyle derdi. "Çocuklar, Fenerbahçe maçının neticesi ne olursa olsun, ertesi günü gazete satışlarımız yüzde elli artar. Maç şayet İstanbul'da olursa, Kadıköy trajımız bir kat daha çoğalır..." İşte Fenerbahçe gerçeği bu. Yıllar önce de böyleydi, bugün de aynı...

Ancak, eleştirmenin, haberin, yorumun dozunu kaçırma yeni yeni moda oldu. Bugün tekneoloji en üst düzeyde. Muhabir resmi çektikten birkaç dakika sonra gazetesine ulaştırabiliyor. Televizyon denen olay var. Magazinciler cirt atıyor.

Hangi futbolcuyu nerede görüntülerim, diye. Yok efendim Fenerbahçe'li futbolcular bilmem nerede ev tutmuşlar da alem yapıyorlarmış... Bunları takım mağlup olunca mı düşündünüz. Elinizdeki muhabir kadrosu öylesine kalabalık ki, gider yakalar, görüntüler oturur yazar... Elinde, ordan burdan duyma dedikodular var, çıkıyorsun ahkâm kesiyorsun. Balık baştan kokuyor beyler. Hatırlayın Fenerbahçe muhabiri arkadaşlar (Bugün yazar oldunuz) Stankoviç zamanını. Fenerbahçe'de disiplin vardı, futbol vardı, kravatsız gezmez, yağcılık olsun diye eline, boynuna kurdelalar takmazdı. Şirin gözükmek için gazeteleri konsimasyon yapar gibi dolaşmazdı. O günlerde de Fenerbahçe gündemdeydi. Ancak, davulun tokmağı elden ele dolaşmazdı.

Aziz Yıldırım Başkan, geç kalmış sayılmazsın...


1 Eylül 2002
Pazar
 
BEKİR BORAN


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED