T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

K Ü L T Ü R

Adı değil sazı balaban

İlk albümü Balaban'la, gönlümüze hüzünlü bir melodi düşüren Samedov, iki yeni albüm çıkardı.

Onu herkes Balaban olarak tanıdı. Çaldığı enstrümanla o kadar özdeşleşti ki Alihan Samedov adı sanki biraz gölgede kaldı. Müzik eğitimini ülkesi Azerbaycan'da tamamlayan sanatçı, kısa zamanda tüm nefesli enstrümanların ustası oldu. Elektronik müzik üzerine doğaçlamalar yaptı, kimine göre teknoyu, kimine göre balabanı dinlenilir kıldı, daha geniş bir kitleyi kucakladı, sesini unuttuğumuz bir enstrümanı bizimle tekrar buluşturdu. Tüm bu çalışmalarında balabanı tanıtmayı hedefledi. On yıl önce Türkiye'ye gelen sanatçı halen birçok kurumda müzik direktörlüğü ve bir ilköğretim okulunda satranç öğretmenliği yapıyor. Biz de iki yeni albüm çıkaran Alihan Samedov'u albümleri henüz sıcakken yakaladık ve sızlatan türkülerini konuştuk.

'Bala' yavru, 'ban' ötüş demek

İlk sorumuz balaban nedir oldu. Zira kulağımızın hiç de yabancı olmadığı bu ses, halk sazlarımızdan mey sesine çok benziyordu. Acaba bu iki enstrüman kardeş mi? İki devletin kardeşliği gibi... Samedov sorumuzu çaldığı enstrüman hakkında kısaca bilgi vererek cevaplıyor. "Görüntü olarak benziyorlar ama sesleri farklı. Balaban Azerbaycan'ın milli enstrümanı. Bala minik yavru, ban da ses, ötüş demek yani balaban hazin-yanık sesli manasına geliyor."

Balaban'ın sesi yanık

Birçok nefesli enstrümanın eğitimini alan ve hepsinde uzmanlaşan Samedov balabanın sesindeki hüzne vurgu yapıyor ve ekliyor: "Yurtdışına çok gidiyorum verdiğim konserlerde insanların çaldığım diğer müzik aletlerine nazaran daha ilgili olduklarını görüyorum. İnsanlar balabandan etkileniyorlar. Balabanla çıkış yaptım, insanlar beni balaban olarak tanıyorlar, balabanla bütünleştik, bunu sürdürmek isterim."

Yeni müzik new age

Sanatçı Doğu halk müziği tınıları ile Batı müziğini uyumlaştırarak yaptığı müziğin tarzını ve tarzını üretiş nedenini bakın nasıl anlatıyor: "Şöyle bir misal vereyim. Çocukken annemiz ekmeğimize yağ sürer, şekere batırırdı, şimdiki çocuklara onu yediremezsin. Zira artık kremalar, çikolatalar var. Müzik için de aynı şey geçerli, eski tarz müziği yeni kuşaklara beğendirmek güç. Beğeniyi ancak onların müziği eşliğinde sağlayabiliyoruz. Bence new age tüm dünyada dinlenebilecek bir tarz."

Sızı'yla bize doğru bir yolculuk

Son albüm Sızı, Sızı'yla başlıyor, ardından Alagöz, Aygız, Ayrılık geliyor. Daha eski ve daha Doğu. Sonra Üsküdar'a Gideriken çalmaya başlıyor ve İstanbul'a geliyoruz. Ve en sonunda, FİFA için yazılmış bugünü yansıtan bir eser var. Albüm içinde keyifli bir yolculuk yaşıyorsunuz. Bu çeşitliliğin nedenini şöyle açıklıyor Samedov; "Şimdi nedendir böyle... Kaliteyi sağlaması açısından önemlidir. Toplumdan çok farklı istekler var. Beklentilere cevap verelim istedim. FİFA için yazılan 'Herşey Senin İçin' isimli parçanın yazılmasında, Dünya Kupası'nda Türkiye'nin başarısı neticesinde Azerbaycan insanının gösterdiği sevinç etkili oldu. İki devlet gerçekten tek millet olmuştu o an. Onlar Türkiye için sevindiler. Ben de bu sevinci, balaban sesiyle anlatmak istedim."

Eski türkülere yeni albüm

Alihan Samedov'un yeni albümleri 'Sızı' ve 'Türküler' Yaşam Müzik'ten Folk Müzik severlerin beğenisine sunuldu. Sızı daha özgün ve sanatçının eserlerini de barındıran bir albüm. Türkülerde ise yurttan ve Azarbaycan diyarından eski türküleri yeni versiyonları ile dinleme imkanı buluyorsunuz. Bilgi için tel: 0 212 528 58 22

"O duyguyu balabana vermeseydim ağlardım"

Dünya çapında solo konserler vererek balabanı tanıtmayı hedefleyen Samedov dünyanın her tarafından olumlu tepkiler aldığını belirtiyor. Piyasaya Yaşam Müzik etiketiyle çıkan "Türküler" ve "Sızı", sanatçının neden bu kadar başarılı olduğunun iki somut göstergesi aslında. "Sızı gerçekten iç sızlatan bir eser. Nedir sizin sızınız?" sorusunu yönelttiğimiz Samedov, müziğine yansıyan duygularının ipuçlarını veriyor: "Birgün televizyon izliyordum. Savaşta mermilerin altında bir baba oğul.. Etraflarında cesetler... İçler acısı bir manzaraydı, bu insanlık ayıbı karşısında sanatçı olarak duyduğum sızıdır benim sızım... Geç bir saatti, hemen odama çekilip balabanımla sızıyı kendi odamda zümzüme ettim. Melodiler kendiliğinden dökülüyordu, o an o duyguyu balabana vermeseydim ağlardım herhalde, duyduğum hüzünden."

  • HALE KAPLAN ÖZ

  •  
    Bir şarkıdır o, acayip korkutan
    Tatil için evlerine dönerken başlarına gelmedik kalmayan iki kardeşin öyküsünü anlatıyor Jeepers Creepers. Korkunun temeli bir şarkıya dayanan film haftanın iki yol filminden biri.
    Mevlana ve Hayyam bugün söylüyor gibi
    Yüzyılllar öncesinde yaşamış iki mütefekkir sanatçı, şair, iki büyük insanı; Hayyam ve Mevlana'yı artık bugünün diliyle okuyabileceğiz. İki büyük üstadın eserleri A. Kadir'in çevirisi ile Say Yayınları arasından çıktı. Kitaplar, üstadların eserlerini, yaşam tarzlarını, yeni çevirilerinde, daha önce yazılagelmiş tüm çevirilerden farklı, daha arı bir dil kullanarak, bugünün diliyle sunuyor. Doğu kültürünün sesi yeni şiir ve sade Türkçe kalıbıyla ilk defa yazıldı. Mevlana ve Hayyam kitapları, bu türde yazılmış ilk örnekler olduğundan öncü bir nitelik taşıyor. Günümüz meselelerini de kapsayan evrensel nitelikteki nadide eserlerin, okuyucu ile alışılagelmiş ağdalı anlatımın dışında farklı bir boyutta kucaklaşması sağlanmış bu kitaplarda. Sanatçıların eserlerinin en güzel örnekleri, akıcı bir anlatımla ve hayata, insana, sevgiye,aşka dair derin manalarıyla vurgulanıyor. Bilgi için tel: 0 212 512 21 58
    Asırlardır anlamlı
    İnsanlığa doğru olanı göstermede rehberlik eden iki mütefekkir şair Mevlana ile Hayyam, yüzyıllar sonrasında da okunacaklarını bilir gibi, söylüyorlar. Öz düşüncenin korunarak şiirlerin modernize edildiği kitaplarda, şiirlerin yanısıra ayrıca, şairlerin yaşam felsefeleri, şiirlerinde kullandıkları sembollerin hem şiirdeki hem de şiir dünyası dışındaki anlamları açıklamalarla sunuluyor. Ömer Hayyam dünyada nasıl yaşamak gerektiğini "Bir tek soluğun bile boşa gitmesin, / her solukta alabildiğine yaşa, / bu dünya bahçesinin anasıdır yaşamak./ Ama durmaz, uçar gider yel gibi" dizeleriyle anlatırken Mevlana Celaleddin kendi duruşunu şöyle anlatıyor: "Gönlü saf sufiyim ben, / benim tekkem alem, / medresem dünya benim. / Değilim abalı sufilerden."
    1 Eylül 2002
    Pazar
     
    Künye
    Temsilcilikler
    ReklamTarifesi
    AboneFormu
    MesajFormu
    Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
    Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
    Bilişim
    | Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür

    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
    © ALL RIGHTS RESERVED