T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
İslam ve Demokrasi (3)

N.D. -Çağdaş kadının özgürlükleri ve görüntüsü İslami mi sizce? M.Ç: -Evet, bu İslamiyet'le çatışmıyor. Çünkü İslamiyet Müslümanlar arasında gelişen âdetlere çok saygı duyar. Adetler ve gelenekler İslam hukukunun önemli kaynağıdır. Laik Cumhuriyet'in getirdiği bu haklardan milyonlarca Müslüman kadın 80 yıldır faydalanıyor. Kadının giyimi dahil bu özgürlükler artık bir gelenek halini aldı ve İslamiyet'in parçası oldu. Üstelik Kur'an'da kadının giyimiyle ilgili kesin sınırlar yok. Dindar demokratlar, 'Laik kadınların bu haklarına ve adetlerine saygı göstermek İslamiyet'in gereğidir' demeliler. Ayrıca dindeki bazı yasaklara uymak isteyen kadınlara da özgürlüklerini vermeliler. Çünkü amaç, özgürlüklerin önünü açmaktır. Aslında laiklerle dindar demokratlar arasındaki uzlaşmada büyük tavizi laiklerin vermesi gerekiyor. Çünkü şu anda laikler Türkiye'yi yönetiyor. Oyun teorisine göre güçlü olan taviz verir."

"Adetler ve gelenekler İslam Hukuku'nun önemli kaynağıdır" kuralı doğru olmakla beraber, bütün hukuk sistemlerinde mevcut olan "kaynaklar hiyerarşisi" ihmal edilerek mutlak söylendiğinde ortaya önemli problemler çıkar, maksat aşılmış olur. İslam Hukuku kaynakları (edille-i asliyye ve fer'iyye) Kur'an, Sünnet, İcmâ, kıyas.. şeklinde sıralanır. Kıyas icmâ'a, icmâ sünnete ve Kur'an'a, Sünnet de Kur'an'a aykırı olamaz; altta kalan üsttekini değiştiremez. Müslümanlar arasında ortaya çıkan örf ve âdetler, "gelişme ve sapma" şeklinde ikiye ayrılabilir. Gelişme mahiyetinde olan âdetler naslara ve İslam'ın amaçlarına aykırı olmaz, fert ve toplum olarak insan için kaçınılmaz olan müspet değişimi, nasların yorum ve uygulamasını ifade eder ve bu sebeple de onlara itibar edilir. Sapma mahiyetinde olan âdetler ise İslam'ın koyduğu kurallara ve amaçlara aykırı olduğu halde genellikle yabancı kültürlerden veya eski (İslam öncesi) kültürden sızıp gelen, başta bilgi ve eğitim eksikliği olmak üzere çeşitli zayıflıklar ve kusurlar yüzünden yaşama ve yayılma imkanı bulan âdetlerdir. Bunlara itibar edilmez, bunlar İslamî kural delili/kaynağı olmaz, aksine bunlarla mücadele edilir; hatta tecdîdin en yaygın tanımında bu sapkın âdetlere (bid'atlara) karşı mücadele unsuru vardır.

İslam Fıkhı'na göre avret sayılan ve örtülmesi gerekli bulunan yerlerin ve özellikle de kadın başının açılması Kur'an'a, Sünnet'e ve icmâ'a aykırıdır. Kur'an'da başörtüsü vardır, sünnet ve icmâ da bunun şeklini ve nasıl uygulanacağını açıkça ortaya koymuş, asırlar boyunca her alt kültürden kadınlar başlarını örtmüşlerdir.

"Laik Cumhuriyet'in getirdiği bu haklardan milyonlarca Müslüman kadının 80 yıldır faydalanması, kadının giyimi dahil bu özgürlüklerin artık bir gelenek halini aldığını ve İslamiyet'in parçası olduğunu" ifade etmez. Çünkü "laiklik", kural koyarken dini dışlamanın, dini işe karıştırmamanın adıdır. Şu halde kadının başını açmasına izin verirken (daha sonra birçok yerde buna mecbur ederken) laik cumhuriyet dini uygulamamış, aksine dinin kuralını reddetmiş, dini bakımdan selahiyetsiz olduğu halde ve usulsüz olarak din kuralını değiştirmiştir. Böyle bir kural bin yıl uygulansa yine İslam'ın bir parçası haline gelmez.

"Dindar demokratlar, 'Laik kadınların bu haklarına ve âdetlerine saygı göstermek İslamiyet'in gereğidir' demeliler" deniyor. Bir âdetin İslamiyet'in gereği olup olmadığını söylemek için aranacak ehliyet ölçüsü "dindar demokrat" olmak değil, din alimi olmaktır. Dindar demokratlar ancak şöyle diyebilirler: "İçinde bulunduğumuz şartlarda ve çeşitli inanç grupları arasında varılan uzlaşmaya/sözleşmeye göre başını açan açmayana, açmayan açana karışmayacak, bütün taraflar inandığı gibi yaşamakta serbest olacaklardır."

Sayın Çizakça'nın "kapitalizm ile İslam'ın hiç çatışmadığı, serbest piyasa ekonomisinin İslâmî olduğu konularındaki hüküm ve değerlendirmelerine de katılmıyorum. İslam'a uygun bir ekonomik düzende serbest pazar ekonomisi ve kapitalizm ile örtüşen taraflar bulunmakla beraber, onu kendine özgü kılan farklı taraflar da vardır. Ancak bu yazı uzadığı için ekonomi konusunu bu kadarla geçiyor, merak edenleri bu konuda yazılmış kitap ve makalelere havale ediyorum.


8 Eylül 2002
Pazar
 
HAYRETTİN KARAMAN


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED