|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Ne zaman yazarlığımın bana kattıkları ve benden eksilttikleri ve üzerine düşünsem, içimden koşmak geliyor. Çıkışı olmayan bu sokağa nasıl girdiğimi bilmiyorum. Hiçbir zaman, inatla, yaşamayı savunan biri olmadım. Ölümden değil, "yok olmak"tan korktum. Ölmek işime gelirdi oysa. Ben, uygarlıktan, bunamış bir devletten, o devletin şiddetinden, içi boş kadınlardan, ahmak erkeklerden, "sterilize yaşamlar"dan kaçıyorum. "Robertaaaaa" diye böğüren İtalyan yarmasını kendi tabiatıma daha uygun buluyorum. Yazarlar sinik insanlardır. Onları, sürekli yakınmak ve acıdan gebermek hoşnut eder. Benim sorunum, çözümün başkalarında olması. Dilekçeme yanıt alsaydım, bu labirente girmezdim. Elimden başka bir şey gelmediği için yazıyorum. Çünkü, bir makaleyle, "Umum Vekalete" yazılmış bir dilekçe arasında hiçbir fark yoktur. "Canım, güneşli bir bahçesi olan ya da akşamüstü çatısında yağmurun şarkı söylediği büyük bir evde olmak, bir demet menekşe toplamak, birileriyle kentten uzak bir yerlerde yalnız kalmak, mutluluktan gebermek, zevkten ağlamak istediği için" yazıyorum. "Yazı yazdığım için acı çekiyorum..." Acı çektiğim için kendimi densiz ve megoloman buluyorum. Bedri Baykam, "Cehennem başkalarıdır" der... Sartre mı yoksa? Ne farkeder? Bu hiçbir meseleyi çözmüyor. Niçin abartılmış filozofların "öteki" tanımlamasını ciddiye alalım? "Natura"ya başkaldıranlar, ona en çok ihtiyaç duyanlardır. İşte bütün numaralarını gördük ve artık "aslımıza rücu" ediyoruz. Kitaplar, bize, "kamu yararı" için yaşamanın kutsallığını öğütler. Denenmiş, sınanmış, sağlaması yapılmış, yararları saptanmış genelgeçer bir doğrudur bu. Otobüste, sizden önce doğmuş insanlara yer vermeniz bu "genelgeçer doğru"yu doğrulamaktan öte bir fonksiyon icra etmez. Ama "uygarlıklar çağı"nda yaşlılara, hamilelere, emeklilere, muharip gazilere duyduğunuz saygı, size itaat kültürü olarak geri döner. Bunun, "koşulsuz teslimiyet" üzerine kurulmuş bu sistemin bekasına olduğunu çözemezsiniz. Bu yüzden felsefeden uzak duruyoruz. Bu yüzden filozofları ciddiye almıyoruz. Çünkü bunu başardıkça "hayat"a daha çok yaklaşıyoruz. Felsefe, bu dünyadaki konukluğunu anlamlandıramamış sinikler için iyi bir "mavra" alanı... Biz geviş getiren canlıları daha sahici buluyoruz!
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |