|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Galiba aşk her zaman kağıda yazılmıyor. Bu yüzden, bazen kalbimizin arkasındaki gizli vadilerde, nedir bu diye soramayacağımız kadar güzel şeyler olur. Böyle anlarda, belki de vücudumuzun yarısı başka bir anlamda, başka bir dokunuşta kalır. Hani yıllardır içimizde biriktirip de söyleyemediklerimizi günün birinde bir şarkının nakaratında bulunca sonsuz bir coşkuyu yaşarız ya işte öyle bir şey... Tıpkı rüyalarımızın kapısı çatmayınca gerçekten uyandığımızın farkına varmak gibi bir şey... Bu dünyada görmeyen, konuşmayan, hissetmeyen kalabalıkların lezzetsiz tadlarıyla tek başımıza kaldığımızda yaşamanın ne kadar anlamsız hale geldiğine inansak da, bir şarkının küçücük dizesinde bile nefes almaya yetecek kadar bir serinlik her zaman vardır. Şimdi, kalbimizi genişletecek daha büyük serinliklere açılmaya, "insanlık durumları"nı konuşmaya her zamankinden daha çok ihtiyacımız var. Biliyorum, bu ülkede yaşanan abukluklar yüzünden hayatın "en çok bize ait" olan bölgelerinden sürgün ediliyoruz ve fena halde canımız sıkılıyor. İşte bu yüzden, biz ve bizim şarkının çocukları hiç bıkmadan, kalbimizi genişleten şarkıları daha çok söylemek zorundayız. Sezen Aksu'nun şarkılarından ağzımızda kalan tadı bile bozmaya çalışanlara karşı buna özellikle mecburuz. Çünkü biz, en insan halimizle kendi kalbimizin coğrafyasında kendi şarkılarımızı söyleyip, daha "iyi şeyler"in hayallerine inanıyoruz. Çünkü biz, geniş ve serin bahçelerde daha büyük şarkılara, umutlara yazılıyoruz. /Yürüyorum düş bahçelerinde/ Gördüm düşümden büyük bahçe yok/ Şimdi daha az konuşuyoruz, daha az dokunuyoruz kalbimizin yarısını bıraktığımız şarkılara... Henüz hiç görmediğimiz rüyalarda yıkanıyoruz ve o şarkılarda hep annemizi özlüyoruz. Bilmiyoruz, belki de hiç bilemeyeceğiz, orada, Doğu'da, Güney'de, Kuzey'de ve Batı'da ay kaç kez yuvarlanır aynı boşluğa... Hâlâ kendi kalbinin coğrafyasında, kendi içinde bir yerlere yolculuklara çıkan birileri var mıdır? Hâlâ kaybolan bir "kader çizgisi"nde, yaşadığımız bu trajik yalnızlığa tenezzül etmeden bir şarkıya, o titreyen nefese takılıp gider mi insanlar? Hâlâ birbirimizi anlama sınırlarımızı yıkıp, boynu kılıçtan ince şarkıların ırmaklarında "sırra" ulaşmak için uzun bir yolculuğa çıkan var mıdır?
Be hey kardeş hakkı bulam mı dersin
Düşünsenizya, avuçları terleyen bir çocuk, kaybedilmiş bir sessizliğin ortasında Sezen Aksu'nun o dilini bilmediği şarkılarında annesini arıyor, daha az konuşuyor ama hiç üşümüyor... Bilmem katılır mısınız, Sezen Aksu'nun şarkılarında, her insanın sadece kendini karşılayan bir yüzü vardır. Her şarkıda, bir ateş kendiliğinden sönerken, bir diğeri yavaşça alev alır... Hayat, artık bana ihanet etsen de olur, çünkü "Türkiye şarkıları"nda bir adresim var hiç gelmeyecek mektuplar için...
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |