|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Yılmaz bir televizyon programında şöyle diyordu: "Bugünkü aşırı parçalanmış siyasi tablo karşısında öyle bir seçim sonucuyla karşılaşılır ki seçimin ertesi günü Türkiye'de meşruiyet sorunu ve seçimlerin yenilenmesi gündeme gelebilir.." Meşruiyet tehlikesini ve bir tür tehdidini daha önce Ecevit de dile getirmişti. Ve dile getirirken seçim kararının alınmasını engellemek istemişti. Yılmaz da aynı şeyi yapıyor; demek istiyor ki, "seçim sonuçları ana hatlarıyla belli, o zaman seçimleri erteleyelim..." Muhtemel sonuçlarına göre seçim yapılıp yapılmamasını önermek, elbette demokrasi fikriyle yakından uzaktan bir ilişki taşımıyor; tersine demokrasi ruhuyla çatışıyor... Ama dahası var: Bu tür liderlerin duruşları, güdüklüğü sadece demokrasinin genel ilkeleri açısından değil; aynı zamanda siyasete bakışları ve siyaset tanımları açısından da geçerli... Bu durum özellikle Yılmaz söz konusu olunca iyice netleşiyor. Yılmaz, partisinin tasfiyenin eşiğine geldiğini biliyor ve seçimleri her koşulda engellemenin ya da barajı kendisi açısından kabul edilebilir seviye indirmenin peşinde koşuyor. Beteri AB'yi, demokrasi ve istikrar fikirlerini bu arayışına alet ediyor. Demokratik kurumlara en büyük zararı bu tür sahte demokrat tavırlar verir; bu tavırlar demokrasi kavramının içini boşaltan, demokrasiyi ve siyaseti ilkesiz düz çıkarlar için araçsallaştıran manevralarla iç içe yaşarlar. Bu tavırlar siyaset dışı korkuları, paranoyaları referans alırlar ve daha sonra kurtarıcı olarak devreye girmeye çalışırlar. Nitekim Yılmaz'ın yukarıdaki sözleriyle yaptığı açıktır: Devletin derin kısmının seçim sonuçlarına muhtemel tepkisi ve kaygısını kendisine payanda yaparak, o korkuya işaret edip, tersten meşruiyet aramak... Buna yaparken siyasetin ve demokrasinin ruhunu baltalamak... ANAP gibi partilerin içine düştükleri durum ne vahimdir ki, oynadıkları oyun tüm çıplaklığıyla ortada olmasına, basın ve diğer siyasi aktörler tarafından afişe edilmesine rağmen, sınırları zorlamaya devam etmektedir. Nitekim Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer bile oynanan oyunun kabul edilmezliğini vurgulamak zorunda kalıyordu. "Seçim barajının düşürülmesini nasıl karşılıyorsunuz, bu hareketin seçimi erteleme faaliyetine dönüşmesinden endişe ediyor musunuz?" sorusuna, "amaç seçimi ertelemek, baraj düşürmenin ona dönüşeceğinden kaygılanıyorum" yanıtını veriyordu. Daha önce de yazdık; aslında tablo ortada: Seçmen mevcut siyasi partilerin yüzde 80'ini tasfiyeye hazırlanıyor, o siyasi partiler de, ayak oyunlarıyla, anlamsız bahanelerle bunu engellemeye çalıyorlar ve engelleme çabalarına demokrasiden gömlek biçmeye uğraşıyorlar. Türkiye artık şunu görmek ve kabul etmek zorundadır: Toplumun merkezi ile çevresi, yerel kesim ile diğerleri gibi iki büyük parçaya bölünmüş, parçaları çatışma içinde olan bir toplumsal doku, bu parçalar birbirine entegre edilmedikçe ve bu yapılırken her parça bir ölçüde değişmedikçe demokrasi, istikrar ve refaha doğru yol almak mümkün değildir. Entegrasyon için vatandaşlık kavramından laiklik kavramına toplumsal mutabakatlar yenilenmek, ekonomik dengeler yeniden oluşturulmak zorundadır. Kısacası entegrasyonun tek yolu ise değişimdir. Seçim sonuçları ise bu çerçevede korkulacak değil veri kabul edilerek uzlaşmaların üretileceği, farklı taleplerin kesiştirileceği bir zemin olarak algılanmalıdır... Aksi takdirde Türkiye günün birinde seçimlerden de demokrasiden de vazgeçmek noktasına gelecektir. Zaman Türkiye'nin kendi gerçekleriyle yüzleşmesi ve bu gerçeklerin ürettiği sorunları çözmesi zamanıdır. Ne var ki, sadece Yılmaz'ınki gibi faydacı tavırlar değil, sistemin siyasi aklı da bu yüzleşmenin önündeki engeller olarak duruyor. Tayyip Erdoğan'a ilişkin Yargıtay kararı uzlaşmaya değil, gerginliğe davetiyedir. Sorunları çözmek yerine olduğu yerde tutarak ertelemek girişimidir. Dahası bu girişimlerin demokrasiyi de gerilettiği açıktır. Erdoğan ortadan kalkmış bir suçtan dolayı siyaseten cezalandırılmakta, ancak sonuç olarak iş Erdoğan'ı aşmakta, yargı kurumlarının TMBB'nin çıkardığı yasaları görmezden gelmesi gibi kalıcı ve tehlikeli bir sonuç ortaya çıkmaktadır. Üstelik bu, AKP'nin önünü kesmek yerine oy açısından önünü açacak ve böyle oldukça demokrasi alanının daralması için yeni vesileler yaratacak bir durumdur. Umarız bazıları bu gerçekleri bir gün görür.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |