|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Belki de 'Red Rabbit' (Kızıl tavşan) romanının etkisinde kaldım. Tom Clancy, yeni romanında, Soğuk Savaş döneminin en tepe noktası sayılan "Papa'ya Suikast" olayını anlatır. Kremlin'de "Papa'yı öldürelim" kararı alındığını öğrenen bir KGB mensubu (Tavşan), eylemi durdurmak için Batı'ya sığınmaya karar verir. CIA talimatıyla ailesini Prag'a götüren Tavşan oradan kaçırılır. Kaçıranlar, taze ölmüş cesetler bırakırlar Tavşan Ailesi yerine ve odayı yakarlar... KGB yönetimi, bir elemanlarının yangına kurban gittiğini sanırken, Tavşan Ailesi yeni bir kimlikle ABD'ye yerleşir... Sıradan bir olay işte. Dünya casusluk tarihinde, kimbilir kaç iki taraflı casus, patronları tarafından "Öldü" sanılırken, dünyanın başka yerlerinde yeni bir kimlik ve yeni bir görünümle keyif çatıyordur... Böyle düşünmemin bir sebebi de, 11 Eylül eylemi elebaşlarından Mısırlı Muhammed Atta'nın avukat babasının, "Öldü denilen oğlum bizi eylemden sonra birkaç kez aradı" dediğini okumam... Ama böyle şeyler sadece romanlarda olur... Muhammed Atta 11 Eylül eylemlerinin kilit ismi. Bütün olay onun etrafında örülü. O olmasa "Eylemciler" denilen diğer 19 genci birbirine ve hepsini Üsame bin Laden'e bağlamak mümkün değil. Hep o ön planda. Bütün temasları yapan, oradan oraya koşuşturan, Arapça uçak kullanma tâlimatı ve vasiyeti bulunan çantasını otomobilinde unutan o... "Daniel Pearl adlı Wall Street Journal muhabiri Amerikalı gazetecinin öldürülmesi olayında bile onun adı geçiyor" diyeyim de, Atta'nın 11 Eylül'den sonra meydana gelen olaylarda bile 'kilit adam' rolünü oynamaya devam ettiğini anlayın. Amerikalı gazetecinin öldürülmesi en az 11 Eylül eylemleri kadar garip. Daniel Pearl herhangi bir olağanüstü habere imza atmamıştı. Pakistan'ı çok iyi bilmiyordu. Cinayeti işleyenler "Mossad casusu" diyorlardı onun için. Kaçırıldığında, medya, Pearl'ün Musevi-asıllı olduğunu gizlemiş, gizliliği, bir gazete, "Pearl'ün ailesi İsrail'de yaşıyor" haberiyle bozmuştu. O çizgi-dışı yayına kadar, Pearl hakkında, "Mossad casusu" denilebilecek bir bilgiye kaçıranlar bile sahip değildi. Pearl neden kaçırıldı, neden öldürüldü? Sizin için önemsiz olabilir, ama bir meslektaşımın, adları önüne 'İslâmî' sıfatı eklenen birileri tarafından öldürülmesi beni fena halde ilgilendiriyor. Kaçırılmasından hemen sonra, WSJ'dan bir gazeteci dostum, "Kaçıranları ellerindeki rehineyi bırakmaya ikna edecek bir metin hazırladık, sen de imza koyar mısın?" diye sorduğunda, kaçırma olayını kınayan, rehinecileri gazeteciyi serbest bırakmaya çağıran metne hiç tereddütsüz imzamı verdim... Öldürüldüğü anlaşıldığında da çok üzüldüm. Daniel Pearl'ün neden kaçırılıp öldürüldüğünü merak etmem, bu yüzden, doğal... "Mossad ajanıydı da ondan" veya "Afganistan'ı vuran ABD emperyalizmini temsil ediyordu da ondan" türü yâvelere kanacak biri olmadığımı bilirsiniz. Pearl'ün kaçırılması, büyük ihtimalle, peşinde olduğu bir haberle ilgiliydi. Öğrenilmesi istenmeyen, 'ölümcül' önemde bir haberle... Muhtemelen, Pearl, tıpkı bizde Uğur Mumcu ve Çetin Emeç gibi gazetecilerin başına geldiği gibi, üzerinde çalıştığı haberin tehlikeli kokusunu alanlarca veya onların verdiği emirle ortadan kaldırılmış olmalı... Cinayetle suçlanan kişinin adını bir kez daha vereyim: Ahmed Omar Saeed Sheikh... Kemal Derviş'in de okuduğu London School of Economics mezunu, İngiliz vatandaşı biri Sheikh. 1994 yılında, biri Amerikalı dört Batılı'yı kaçırma suçundan Hindistan'da yakalanmış, beş yıl sonra, yargılanması hâlâ sürdüğü sırada, Katmandu seferini yaparken kaçırılan bir Air India yolcu uçağının teslim şartı olarak serbest bırakılmıştı... 'Ceyş-i Muhammed' adlı 'İslâmcı' bir örgütün lideri olduğu biliniyor... Hint istihbaratı, lâfı hiç eğip bükmeden, "Sheikh, Pakistan istihbarat örgütü ISI'nin bir ajanı" iddiasını seslendiriyor. New York Times gazetesi (19 Mart 2002) de, "Sheikh'in Pakistan istihbarat örgütü ile irtibatı bulunduğuna dair raporlar var" diye yazdı. Benim bildiğim de şu: 11 Eylül ile irtibatlı kişileri hiç vakit kaybetmeden Amerikalılara teslim eden Pakistan, Saeed Sheikh'i, başkalarından kıskanıyor. Daha da önemlisi, ABD de, Pakistan'a, "Amerikalı gazeteci öldürmekten yargılanan Sheikh'i bana ver" demiyor... Bu adamın 'garip' yönleri olduğunu söylemiştim. Pakistan istihbarat örgütünün (ISI) başındaki Mahmud Ahmad, Saeed Sheikh'in ortaya çıktığı günlerde emekliliğini istedi. Times of India gazetesi, "Kendi istedi görünse de, olayın ardındaki gerçek çok farklı" diye yazdı. Saeed Sheikh ile Muhammed Atta'nın adlarının karıştığı bir olaya dün değinmiştim: Sheikh, 11 Eylül'den kısa süre önce, Amerika'daki Atta'ya 100 bin dolar göndermiş... Hint istihbarat kaynaklarının bilgilendirdiği Times of India gazetesi, Sheikh'in cep telefon kayıtlarını elde eden FBI'nın "Atta-Saeed irtibatını tespit ettiğini" yazdı... Washington, 11 Eylül ile irtibatını kurabilse, Irak'ı hemen vuracak... Oysa, aynı Washington, bir Amerikalı'yı öldürdüğü için idama mahkum edilmiş, 11 Eylül öncesinde Muhammed Atta'ya para gönderdiği FBI tarafından öğrenilmiş birinin Pakistan istihbaratıyla ilişkisi bulunduğu iddialarına kulak tıkıyor... Daniel Pearl bu 'müthiş' haberin mi peşindeydi acaba?
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |