T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

C U M A R T E S İ
Gazeteler ne işe yarar?

Gazeteler...Kiminizin son sayfadan,kiminizin ön sayfadan okumaya başladığı kağıttan yapılmış haber kumkumaları...Biliyorsunuz gazeteler insanlara haber hizmeti vermekle kalmaz,hayatın her alanında da size yardımcı olmak maksat gayesini amaç edinerekten kağıdını süpürge eder.

Bakın okuduk bitti dediğiniz,o mürekkep kokulu kağıt hayatınıza nasıl önemli katkılarda bulunur?

Gazeteyi sofra bezi olarak kullanabilirsiniz (Bunu daha çok bekarlar ve öğrenciler yapar.)

Gazeteyi,badana yapılırken yere serer boya sıçramasını önlersiniz.

Soba mevsimi bitince deliğe tıkarsınız.

Çocuğunuza uçurtma kuyruğu yapabilirsiniz.

Yağmurdan,güneşten korunmak için,sevgili gazeteniz size şapka olmaya hazırdır.

Parça parça edip su bidonunun içine tıkarsınız. Bidonun dibinde kalan suyla çalkaladığınızda gazete bidonun dibinde biriken yosuncukları temizler.

Gazeteyi kıvırıp,avucunuzun içine'pat pat'diye vurarak tehdit edici bir unsur olarak kullanabilirsiniz.

Gazete külah şekline girip kuruyemişçilere de hizmet eder.

Bir evin camlarını gazeteden başkası pırıl pırıl edemez.

Huysuz,tatlı ve fedakar gazetenizi soba tutuşturmak için kullanabilirsiniz.

O öyle çok yönlü bi hizmet şeysidir ki,terleyince sırtınıza girer...Hasta olmayın diye terinizi emer.

Zavallı gazeteyi ceset üzeri kapatmak için bile kullanır insanoğlu.

Bir gazete sizi eğlendirir de...uçak olur,kayık olur,kıvırırsınız,bükersiniz onu origami sanatınıza alet edebilirsiniz,hatta kırpık kırpık edip üst kattan aşağı atarak uçuşturur neşenizi bulursunuz.

Kesekağıdı hammaddesi olur satıcıya hizmet eder.

Pencerelerinizi kapatır,perde olur.

Evinizi falan taşırkene kırılacak eşyalarınızı sarar,onları canı gibi muhafaza eder,korur,üzerine titrer.

Avucunuzda yuvarlayıp,selobantla sarasanız geçici fidbol topu olur sizin ve arkadaşlarınızın spor yapmanıza imkan sağlar.

Raflara serilir,yıkanmış bardaklara altlık olur.

Akşamcının içkisini sarar,rahatsız edici bakışları bertaraf eder.

Bir parçasını koparıp kıvırır,kulağınızın içini kaşırsınız gıkını çıkarmaz.

Şaka amaçlı patlangaç olarak kullanırsınız.

Kimi zaman elinizi kurulayan kağıt havlu olur.

Acayiptir,gazete kendisini gazete haline getiren matbaa işçilerine bile kıyak yapar,sabahlayan matbaa işçilerine yatak olur,onları mışıl mışıl uyutur.

Sıcak havalarda yelpaze kılığına girip sizi serinleten o değil midir?

Kanayan bir yaranın üzerine bir parçasını yapıştırır,hafif yollu tedavinizi yaparsınız.( Özellikle traş sonrası kesiklerde başarıyla hizmet eder.)

Gazete,tam'ağzına vur lokmasını al'denilen cinstendir.Ne yaparsanız yapın gıkını çıkarmaz.

İşte sevgili dostlar...Gazete daha akla gelmeyecek binbir probleminize çözüm olur.Size kul köle olur.

Yakın, yırtın, parçalayın hiç gocunmaz üzülmez... Hatta bu kadar çok işe yaradığı için sevinir.

Gazete kimi zaman insanoğlunun kişsel hırsları,siyasi kariyeri,ihaleleri için alet olur,onunla kimileri yargısız infaz yapar, dedikodulara, iftitalara aracı ederler...

İşte gazete bunlara çok üzülür.

Tek üzüldüğü budur zavallı kağıt tomarının. n

Gırgır bir toplantı

Geçen hafta,İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür işleri'nin düzenlediği güzel bir toplantıya konuşmacı olarak katıldım.

Toplantının konuşmacıları arasında Gani Müjde ve Metin Ü stündağ'da vardı.

Bizim yıllar önce Gırgır'da kendi kendimize gülmek için çektiğimiz video kaset ele geçirilmiş,bundan yola çıkarak yarı nostaljik bir Gırgır toplantısı düzenlenmiş...

Bilmeyenleriniz olabilir...

Gırgır yetmişli yıllardan başlayıp Türkiye'nin yirmi yılına damgasını vuran, beşyüzbine varan satışıyla gazeteleri bile sollamış,dünyanın en büyük ikinci mizah dergisi idi.

Derginin mimarı, ben dahil çoğu mizahçının öğretmeni Oğuz Aral maalesef rahatsız olduğu için toplantıya katılamadı.

Şimdiii,konusu Gırgır olan bir söyleşi de gırgır olur değil mi? Allah bilir salonu dolduran insanlar da gırgır,şamata en azından esprili bir sohbet dinleyeceğiz diye düşündüler.

Yirmi yıl önce eğlenelim diye çektiğimiz video kaseti izleyince nasıl kötü olduk.

Gırgırı, o koridorları,eski arkadaşlarımızı,şimdi aramızda olmayan ağabeylerimizi gördüğümüzde gırtlağımıza birşeyler düğümlendi.

Metin Üstündağ, Gırgır ile ilgili yazdığı olağanüstü acıklı şiiri de okuyunca ortada ne gırgır kaldı ne şamata...

Üzgün bezgin bir sohbeti tamamladık.

Buna da şükür.

Salya sümük, hüngür hüngür de bitirebilirdik....


Sayı 12
 
HASAN KAÇAN


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED