|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Ben aslında soğuk nevaleyim Son albümü Gönülçelen'de, bisiklete binecek kadar özgür ruhlu, dinamik ve genç, takım elbise giyecek kadar kimliği ve yaşam standartları oturmuş bir sanatçı imajıyla çıktı Teoman hayranlarının karşısına. Gönülçelen'de rock sound'u yerine daha akustik tınılar kullanmayı yeğleyen Teoman, rock müziğine yeniden kente has özellikleri kazandırdı. Anadolu geleneği dışına çıkarak yaptığı İstanbul merkezli müziği ve "Papatya", "Kardelen", " Rüzgar Gülü" gibi öykü kahramanlarını anımsatan parçalarıyla, milyonların kalbini fethetti. Davudi bir ses yerine, sanatçı kimliği, özgün şarkıları, entellektüel duruşu, her sanatçıda olması gereken dozdaki yalnızlığıyla sevenlerinin zihninde iz bırakan Teoman'ı Harbiye Açıkhava Tiyatrosu'nda vereceği konser öncesinde yakaladık ve müziğini konuştuk. Yeni albümle birlikte s rock'tan popa doğru yumuşak bir geçiş yaptınız. Bence 'Gönülçelen' albümü poptan uzak ama daha akustik tınıların öne çıktığı bir albüm. 'Gönülçelen'in sert gitarların olmadığı daha yumuşak bir sound'u var ama bence bu çalışma pop değil. Hatta 17'den daha alternatif bir albüm. Sözlerin ağırlıkta olduğu, müziğin çok fazla öne çıkmadığı, gerilerde kaldığı bir albüm. Rock'ın Türkiye'de dinlenen bir müzik haline gelmesinde türkülerin büyük katkısı var. s Oysa siz müziğinizde binlerce yıllık Anadolu geleneğinden yararlanmak yerine, kente has özelliklerden yararlanmayı tercih ediyorsunuz.... İnsanın çocukluğunda veya kendini oluştururken kullandığı kaynaklar nelerse ileriki yıllarda onları kullanmaya devam ediyor. Anadolu geleneği benim yansıdığım, yaşam tarzımda pek yeri olmayan bir şey. Ben şimdi bir türkü söylersem hakkattende sırıtır. Çünkü benim evimde bir tane bile türkü albümü yoktur. Arşivimde halk müziğine yakın sayabileceğim sadece Aşık Veysel'in albümü var, onu da ozan olduğu, söylediği sözler çok anlamlı olduğu için kendi arşivimde bulunduruyorum. Açıkcası müzikal değeri için değil, sözel değeri için Aşık Veysel albümünü başucumda bulunduruyorum. Müzikal tarzım daha Batı'ya dönük veya istediğim kadar Doğu'ya istediğim kadar Batı'ya dönüktür.. O Doğu'nun içerisinde de çok fazla türkülere yer yok. Ortaya çıkan şey ne kadar Batılıysa ben o kadar Batılıyım, ortaya çıkan şey ne kadar Doğuluysa ben o kadar Douğuluyum. Yani rock'u yeniden kent müziği yapmak gibi özel bir çabanız yok.. Sevdiğim yada dinlemekten hoşlandığım şeyleri yapmaya çalışan biriyim. Kendim dinlediğimde hoşlanacağım bir albüm yapmaya çalışıyorum. Kendimi insanlar için o şarkıları yazan insan değil de, o şarkıları dinlemekten hoşlanacak bir dinleyici olarak farzediyorum ve albümü ona göre hazırlıyorum. Bir dinleyici olarak nasıl bir şey dinlemek isterim diye düşünüp parçalarımı yapıyorum. 'Papatya', 'Kardelen', 'Rüzgar Gülü' ve 'Gönülçelen' gibi şarkılarınıza baktığımızda, melodi eşliğinde akıp giden dizeler yerine müzikal bir eksende ortaya çıkmış öykü kahraman-larıyla karşı karşıya olduğumuzu görüyoruz. Neden diğer sanatçılar gibi melodiyle bütünleşmiş sözler yerine insan öykücüklerini anlatmayı yeğliyorsunuz? Aslında hayatımda edebiyat, müzikten çok daha fazla yere sahip. Ama müziği de çocukluğumdan beri çok seviyorum. İkisini de kaynaştırdım. Kimisi müziğe daha çok yer verir ve ve parçalarında müziği daha çok öne çıkartır ama ben çalışmalarımda edebiyat kırıntılarının olduğunu görüyorum. 17'de birini yaratıyorum, İstasyon insanları'nda Ruhi diye bir alto-ego yaratıyorum. Sanki onun ağzından kendimi anlatıyorum. Bu normalde Türk popunda ve rock'da pek denenen bir şey değil ama İbrahim Tatlıses veya Bob Dylan da bunu yapıyor. Albüme ismini veren Gönülçelen, J. D. Salinger'ın bir eserinden esinlenilerek ortaya çıkmış bir çalışma. Selim İleri, eserlerinde yeni nesillerin Halid Ziya, Mehmet Rauf gibi edebiyatçılarıi anımsaması için eski edebiyatımızın ünlü isimlerine göndermelerde bulunur. Siz de albüme isim verirken hayranlarınızın dikkatini Salinger'e çekmek gibi bir kaygı taşıdınız mı? Benim güzel bir kitap okuduğum zaman bütün arkadaşlarıma onu zorla okutmak gibi bir huyum vardır. Bu herhalde aynı zamanda bir kişilik problemi. Dinleyicilerimin de bu kitabı okuyunca seveceğini düşündüm. Gönülçelen, benim en çok sevdiğim kitaplar arasına yer alıyor. Albümlerimi alanlar madem ki beni dinlemeyi seviyorlar, büyük ihtimalle benim o insanlarla bir ilişkim vardır diye düşündüm ve o insanların da o ilişki içerisinde başka bir adacığa tutunmasını istedim. Gönülçelen de o eserlerden bir tanesi. Ve Gönülçelen'in basımı şu anda hiç kalmamış, diğer basımı olan Çavdar Tarlasında Çocuklar satıyor bugünlerde. Çocukların Gönülçelen'i alıp okuması hoşuma gidiyor.. Edebiyat çok sevdiğim bir alan. Peki bu albümden sonra hangi roman kişisini müziğinize taşıyacaksınız? Ben kendimi bir şeyle sınırlayıp onun içerisinden birşeyler çıkarmayı seviyorum. Yarattığım kişilerin hayatlarından daha sonra yeniden bölümler vermeyi seviyorum. Zamparanın Ölümü'nü bu albümle birlikte artık bitirdim. Yani biri vardı, ikinci albümde adam artık öldü. Ama Ruhi duruyor. Yeni albümümde onun hayatının başka bir evresini anlatabilirim ya da Kardelen'inkinin, 17'nin hayatının başka bir bölümünü anlatabilirim. Yine de başka sanatçıların şarkısında yer alan bir karakteri seversem, ana karakter olmasa bile o karakteri şarkıda kullanmak isteyebilirim. Teoman duygu fakiri bir insan değil ama duygularını herkese dağıtacak kadar da eli açık birisi değil. Kalbinin kapılarını açan ama kalbinin dehlizlerinde yatan gizlere götürecek yol haritasını itinayla saklayan biri sanki.. Bir kere aynı zamanda bu benim en sıcak halim. Keyfim yerinde olduğu zaman sıcak kanlı birisi olabilirim. Ama ben aslında soğuk nevale denilen insanlardanım. O yüzden de insanlarla pek bir şey paylaşmam, tabii onun içerisinde utangaçlık veya paylaşmayı bilmemek de var. Ama şarkı yazmak veya sanatın başka dallarıyla ilgilenmek o kadar güzel ki. Bir şeyler söylüyorsunuz ama aynı zamanda insanlara sırrınızı açıklıyor gibi olmuyorsunuz. "Aman canım o şarkı zaten" diyorsunuz. Hem gerçekler hem değiller çünkü. "Bunu ben söylemedim şarkıdaki kahramanlar söyledi" diyorsunuz". Açıkladığım herhangi bir suçu Ruhi'nin üstüne atabilirim veya ben söyledim nasıl olsa diye üstüme alabilirim. Şarkılarınızın çoğunda ölüm, ayrılık, hüzün gibi temalar ağır basıyor. Teoman, dağın zirvesine çıkmak yerine dağın kendisi olmayı başarmış ama yine de içinde iflah olmaz volkanların kaynadığı bir yanardağa benziyor. Herşeye rağmen kocaman bir boşluk duygusunu içinde taşıyan, yalnız bir adam... Öyle hissettiğim anlar var öyle hissetmediğim anlar da var. Öyle hissetmediğim anlarda zaten elim ne şarkıya gidiyor ne de başka birşeylere gidiyor. Kendimi boşlukta hissettiğim yada tutunacak bir şey aradığım zaman müziğe sarılıyorum. Müzik, bana göre içerisinde edebiyatı da barındırıyor. Müziğme tam da o duygularıma yakın tarafı alıyorum ben. Tam anlamıyla Teoman'ı vermiyor ama o hisleri duyan Teoman'ı anlatan şeyler bunlar. Bütün hissettiklerim albümün toplamında vardır ama duygularım birkaç şarkıyla sınırlandırılamaz. Koca bir yaşamı birkaç şarkıyla üç dakikalık dört tane şarkıyla anlatamasınız ama beki de 50 şarkıyla anlatabilirsiniz ki benim bugüne kadar 42 tane şarkım oldu Bu arada sinemayla da ilgileniyorsunuz. Sürüncemede kalan "Romantik" dışında Mısır'da film çekimine gittiniz. Bugünlerde de Sinan Çetin'in "Banka" adlı filminde rol alıyorsunuz. Mısır'daki çekimler bitti. "Romantik" bitemedi gitti. Sinemayı çok seviyorum ama aktörlüğü sevmiyorum. Bana gelen teklifler içerisinde sinemaya iyi bir taraftan bakmak aynı zamanda deneyim kazanmak için, sinemanın aktörlük yanıyla ilgileniyorum. Sinan Çetin'i sevdiğim, onunla birlikte olmak beni çok mutlu ettiği, çok eğlendiğim için onun filmlerinde rol alıyorum, aynı zamanda birşeyler de öğreniyorum. Peki Woody Allen dışında kimleri izlemeyi seviyorsunuz? Woody Allen'ı çok seviyorum. Woody Allen'ın yeni filmini aldım tabii.. Marcello Mastroianni'nin oynadığı filmleri, John Cassavetes'in ışık ayarı bile yapmaya gerek duymadan, sadece eline kamerayı alıp çektiği duygusal filmleri izlemeyi seviyorum. Daha çok dünya sinemasını takip ediyorum. Bağımsız sinema bana çok daha yakın geliyor. Sürekli kendi şarkılarıma benzeyen filmleri izliyorum. Kısıtlı bir beğeni yapım var aslında.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |