T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

C U M A R T E S İ
Mükremin Çıtır ya da Yılmaz Erdoğan

Ben Yılmaz'ı tanımıyorum, siyasi duruşuna ilişkin fikrim yok, kökenini bilmiyorum, hayatındaki iş kazalarını, aşklarını, nefretlerini, "sanatçı" olarak ifade ettiği değeri...

Hiçbir oyununu izlemedim.

Hiçbir şiirini okumadım.

Bir hanım yazarımız (ki bir süre önce medya cehenneminden kurtulmuş, hayatın ve temiz ilişkilerin edebiyatına yönelmişti), bir yazısında "insan" olarak Yılmaz Erdoğan'ın işgal ettiği alanı sorguluyordu.

O yazıdan iki niteleme kalmış aklımda:

"Beyaz Kürt" ve "maço."

Bir yazıdan beklenebilecek her türlü pervasızlıkla, o nitelemenin çekim alanındaki bütün kavramlarla alay ediyordu. Solcu bir çocukmuş. Kürt'müş. Hakkari'de doğmuş. Ankara'da okumuş. Tiyatrocu olmuş. Ünlenmiş. İsmi cismi olan kadınlarla çıkmaya başlamış. Ama genetik ünsiyet yoluyla geçen hastalıklardan kurtulamamış.

O yazıdan şunu anladım.

Yılmaz, özgüven sahibi bir sanatçı olarak, birçok şeyi başardı, ama ondaki "bilgi"den ve "birikim"den değil, erkek olmaktan, maço olmaktan, cahil olmaktan, hatta (ayıptır söylemesi) kıro olmaktan gelen bir özgüven.

Midem bulandı.

O çok güzel, o çok güneşli, o kar toplayan dupduru Şubat öğleden sonrasını hatırladım.

Bir başka Yılmaz'ı...

Bütün bir çocukluk ve yeniyetmelik düşlerimizi süsleyen bir başka Yılmaz'ı...

Onun pis ve hınzırca sırıtan; biraz kaba, biraz maço, biraz erkek, biraz vurdumduymaz, ama her zaman müşfik ve "arkadaşça" kalabilmiş fotoğrafı girdi kadra...

Çocuktuk.

Yoksul, güçsüz ve zavallıydık.

Yılmaz yoksulları seviyordu.

Çok isteyip de sahip olamadığımız dünya nimetlerinin tümünü elinin tersiyle itmişti. Üstelik çirkin ve esmerdi. Çirkinliği ve esmerliği bize, bulgur ve tarhanayla beslenmekten zekâsı standardın az altında gelişmiş Doğu'nun "güneş yanığı" çocuklarına benziyordu.

Hemen herkesin, hepimizin içinde, bir gün onun gibi olmak, onun gibi silah kullanmak, onun gibi ata binmek, yoksulları ve düşkünleri gözetmek, kötüleri cezalandırmak ülküsü.

Vizontele'yi izledikten sonra, iki Yılmaz da oturdu zihnimde.

Bu ülkede insanlar yüzyıllardır aynı serüveni yaşadı, yaşıyor.

Çünkü aynı yoksulluğu paylaştılar, aynı gözetme ülküsüyle hayata kalkıştılar.

Birincisi, sert, şiirsiz ve acımasız bir dünyayı resmediyordu.

İkincisi "Bir Demet Tiyatro"yla daha naif, daha kötülüklerden arınmış, daha yaşanabilir ve önemlisi, makinaların tutsağı olmamış bir dünyayı evlerimize taşıyor.

Ben ikinci Yılmaz'ı daha sahici buluyorum.

Daha apolitik, ama ayakları yere daha sağlam basıyor.

Çünkü bizi daha sahici bir ortaklığa çağırıyor.

Hırslarla, politik çekişmelerle ve dünyalıklarla ilişkisini kesmiş bir dünyaya.

Derken, arsız gülüşüyle Mükremin Çıtır giriyor kadra.

Maçoluğu, esmerliği, erkekliği, saflığı ve temsil ettiği değerlerle bu topraklardan, bu topraklara ait kültürden, ilişki düzeninden, üretim biçiminden neşet etmiş bir hayal kahraman...

Hatta bir "yeni zamanlar" dervişi.

Hepimiz Tirbüşon'u ne çok sevdik.

Laz Bakkalı, Tombalak'ı, Füreya'yı, Lütfiye'yi, baba Çıtır'ı.

Baba Çıtır öldüğünde üzüldük.

Duvardaki fotoğrafına bakıp, insanların gerçekten de ölebileceğini idrak ettik.

Üstelik, sit-com zevzeklikleri değil, gücünü bu topraklardan, geleneksel temaşa sanatımızdan alan bir "komedi"ydi izlediğimiz ve bizi, tamamen bizi anlatıyordu.

"Hayatın bize çizdiği yol özgürlük ve güzelliklerle dolu olabilir" diyordu büyük usta.

Charlie Chaplin.

Ama biz bu yolu yitirdik.

Hırs insanların ruhunu zehirledi, dünyayı bir nefret çemberine aldı, hepimizi kaz adımlarıyla sefaletin ve kanın içine sürükledi. Hızımızı arttırdık ama bunun tutsağı olduk. Bolluk getiren makineleşme bizi yoksul kıldı. Edindiğimiz bilgiler bizi alaycı yaptı; zekamızı ise katı ve acımasız.

Çok düşünüyoruz, çok okuyoruz ama az hissediyoruz.

Çünkü az yaşıyoruz.

Bizim zekaya değil, iyilik ve anlayışa ihtiyacımız var.

Makinalaşmaya değil, insanlığa ihtiyacımız var.

Mükremin Çıtır, iyilikle anlayışın, insanlıkla zekanın kesiştiği yerde duruyor.

Ve bizi bu vasata çağırıyor.


Sayı 12
 
MEHMETHAN FIRAT


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED