|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Futbol neden bu kadar tahrik edici/ kışkırtıcı bir spordur? Ya da futbol gerçekten bir spor mudur? Futbolu bir kültür, bir 'dil' olarak toplumsal boyutundan çok birey-toplum-iktidar bağlamında düşünülmesi gereken modern bir icat olarak ele almak gerekir. Sınıfsal ya da siyasal iktidar araçlarının bir uzantısı olarak düz 'okuma'ya tâbi tuttuğumuzda sunacağı malzeme zenginliği hiçbir popüler etkinlikle kıyaslanamaz. Futbolu anlamak ve anlamlandırmak için sosyal ve siyasal boyutunu aşan felsefi çözümlemelere başvurduğumuzda karşımıza ontolojik bir alan çıkıyor. Modernitenin hem iktidar ve siyaset ilişkisi hem insanın ontolojik, epistemoljik bunalım alanlarına tekabül eden, kesişen bir yol kavşağında duran futbolun okunması modern insanın macerasını anlamamız için ilginç ipuçları veriyor. 'Tanrı'nın yerine yeni ikonlar icat eden, kutsalın 'dil'inden kaçarken profan bir din icat eden modernliğin en yaygın kitlesel iletişim aracı olarak da bakılabilir futbola. Türkiye'de neredeyse her kesim ve seviyeden insanın Dünya Kupası'nda milli takımın oynayacağı çeyrek final maçına kilitlendiği ortamda futbol ve modernlik ilişkisi, insanın anlamı gibi konuları derinlikli yaklaşımıyla ele alan Umran dergisinin dosyası oldu. Futbolu, 'din-dışı kutsallıklar' bağlamında ele alan dergide, 'futbol paganizmi' tanımından hareketle futbol fenomeni, kültürel ve felsefi boyutuyla enine boyuna ele alınıyor. Bir tarafta gündemi kollarken diğer tarafta entellektüel duruşu ihmal etmeyen/ önemseyen Umran dergisi futbolu iki boyutta ele alarak masaya yatırmış. İlk olarak, futbolun görünen tezahürleri ve popüler kültür açısından anlamı üzerinde yoğunlaşmış. Bir başka açıdan, bence daha önemli ve bu özel sayıyı ayrıcalıklı kılan yanı; işin felsefi boyutunu kollayarak bir tür futbol felsefesi denemesi yapılmaya çalışılmış. Zaten kapağa taşıdığı din-dışı kutsallıklar kavramsallaştırması felsefi yaklaşımını ipuçlarını veriyor. Dergide her ay yer alan ilginç/açımlayıcı açıkoturum futbola ayrılmış. Bence derginin futbol konusunda en kuşatıcı ve doyurucu metni bu açıkoturumda ortaya çıkmış gibi duruyor. Özellikle Edibe Sözen'in bir 'dil sorunu' olarak futbola ilişkin düşünceleri dikkate değer. İletişim uzmanı olmanın getirdiği pekçok disiplinle, en azından dirsek temasında olmayı gerektiren bakış zenginliği futbol konusunda çarpıcı düşünceler serdetmesini sağlamış Sözen'in. Dilaver Demirag'ın daha çok tradisyonel/ alternatif düşünce açısından yaptığı açılımlar pagan merkezli izahı konuşmaya zenginlik kazandırıyor. Demirag'ın ayrı bir makale ile genişçe izah ettiği pagan kültür ve futbol ilişkisi okumaya değer. Futbol fenomeni üzerine Yusuf Kaplan'ın uzun yazısı bir bakıma dergide söylenenlerin interdisipliner bir yaklaşımla ele alınmış özeti gibi. Zaten yazının başlığı ile dosyada işlenenler birbirini bütünleyen editoryal kurgunun ipuçlarını veriyor; "Futbol pratiğinin teorisi: Put/bol paganizmi." Din-dışı kutsallıklar bağlamında futbol-medya ve özellikle televizyon ilişkisini ele alan yazıda ilginç bir ayrım yapılıyor: popüler futbolla televizyonun yeniden ürettiği futbol paganizmi tartışılmaya değer. Umran dergisinin modern bir paganizm olarak futbolu irdeleyen bu sayısı, yaz aylarında gündem rehavetine esir olan entellektüel hayatımıza, Dünya Kupası'nın sunduğu geçici hazları sarsan sorgucu işlevi görüyor. Futbol gibi, gündelik hayatımızın ayrıntıları arasında sorgulamak bir yana, farkına bile varmadığımız modern alışkanlıkların felsefi boyutunu, kültürel arkaplanını görmediğimiz sürece beyaz Türkler'le sarışın Japonlar'ın maçını anlamlandırmamız mümkün olmayacak. Belki de bir bayrak kapıp sokağa döküleceğiz.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |