|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
İntihal mi, ilham mı?
Orhan Pamuk edebiyat dünyasında daha önceden hiç görülmemiş astronomik bir ücretle bir yayınevine transfer olmasıyla bir vakitler gündemi epey meşgul etmişti. Geçtiğimiz günlerde, son romanı Kar için yaptığı reklam ve promosyonlardan dolayı da eleştirildi. Ardından "Beyaz Kale" adlı romanının bir seyehatnameden çalındığı iddiası geldi gündeme ve çokça tartışıldı. Don Pedro'nun seyahatnamesi Kendisinden çalındığı iddia edilen eser "İstanbul'a Zorunlu Seyehat" adlı bir seyahatname. Türkçe'mize Fuat Carım tarafından kazandırılan bu eserin yazarı ise Cervantes'le aynı asırda yaşamış Don Pedro adında bir İspanyol. Türklere esir düşen bu adam, kitabında esaretinin başlangından sonuna kadar serencamını anlatmış. Bununla yetinmeyip gördüğü örf ve adetleri de yazmış. Kitabını da bu şekilde ayırmış. İki bölümden oluşan kitabın ilk bölümde Yazar'ın tutsak oluşundan kurtuluşuna kadar geçen üç yıl içinde başından geçenler, ikinci bölümde ise Türklerin örf ve adetleri anlatılıyor. Eserde, diğer seyehatname ve anı kitaplarında pek görülmeyen bir usül izlenmiş. Yazar ve iki arkadaşının konuşmaları şeklinde geçiyor. Bu eser 1 Mart 1557'de Türkleri daha iyi tanısın diye Şarlken'in oğlu Kral Filip'e sunulmuş. İçinde hrıstiyanları eleştiren, zaman zaman da aşağılayan cümlelerinden olsa gerek çok uzun yıllar kütüphane raflarında beklemiş. Nihayet yüzyılımızın başında bir İspanyol profesörün himmetiyle kütüphanenin tozlu raflarından kurtulup gün ışığına çıkabilmiş. 16. asır Osmanlı hayatını bir yabancının gözüyle bizlere sunan bu değerli eserin şanssızlığı Türkçe baskıya hazırlayanların Osmanlı örf ve adetlerini bilmemesi ve normalde beş yaşındaki çocuğun bile bildiği ilmihal bilgilerinden bihaber olması. Çok çarpıcı olması bakımından bir örnek verelim. Ezanın 'eşhedü' diye başladığını söylemek. (s.77) salat yerine sala kullanmak (s.76) gibi. Başka bölümlerde Yazar'ın yanlışlarını düzelten çevirmen ya da yayına hazırlayan, buralarda bir eksiklik görmemiş olacak ki açıklama koyma lüzumunu hissetmemiş. Tashih hatalarının fazlalığı okuyucuyu rahatsız edecek boyutlara ulaşması bu baskının bir diğer eksik yönü. Bir diğer ilginç yönü ise bugün kullanmadığımız bazı kelimleri kullanması; yestehlemek, bezeklemek, yor, çırakmak vs.. gibi. Bu kitabı bitirip Beyaz Kale'ye başlayan her okuyucu ilk otuz sahifeyi okuduğunda ilk kitaptan çalıntı olduğunu mutlaka düşünecektir. Bizde de öyle oldu. Fakat sayfalar ilerledikçe olayın farklılaştığı, romanın bambaşka bir mecraya aktığı görülecek ve sonunda yukarıda adı geçen kitapla ilgisi olduğu düşüncesi zayıflayacaktır. Roman, farklı bir yöne akıyor Aradaki fark, ikisinin de yabancı olduğunu bildiğiniz halde ikincisinin anlatımının bize daha yakın olduğunu hissetmeniz. İstemeden o satırları yazanın bizden birisi olduğunu düşünüyorsunuz. İlkinde esir üç yıl sonra kurtulurken ikincisinde kendisine bir ikiz kardeş kadar benzeyen bir Hoca'ya veriliyor. Hoca'yla yaşadığı uzun bir süre zarfında aralarında geçen olaylar uzun uzun anlatılıyor. Bir yerde Osmanlılarda bilim tarihi özetleniyor. Tartışmaları, birbirlerinden bir şeyler öğrenmeleri ayrıntılı olarak ifade ediliyor. Hoca ile esir birbirlerini o kadar iyi tanıyor ki sonunda esir Hoca'nın yerine geçiyor, Hoca ise Esir'in yerine İtalya'ya dönüyor. Hayatlarının geri kalan kısımlarını birbirlerinin yerine geçmiş bir şekilde yaşıyorlar. Bu başkalaşma ve yer değiştirme ise kitabın ana konusunu oluşturuyor. Peki, Pamuk neden susuyor? Romanda dramatize edilen olay kendisine benzeyen bir esirle yer değiştirebilecek kadar başkalaşan bir Hoca'dır. Esir'in tutsak oluşu konuya bir girişden ibarettir. Ve bu giriş belli ki, "İstanbul'a Zorunlu Seyahat" adlı seyehat kitabından esinlenilerek yazılmıştır. Pamuk esinlendiği kitabı, romanın sonraki baskılarında gizlememesine ve İtalyan esiri Hoca'nın kölesi yapabilmek için Türklere esir düşen adsız bir İspanyol'un II. Filip'e sunduğu eserden yararlandığını söylese de; şimdi susuyor. Dünya yazın tarihinde sık görülen intihal tartışmalarının bu son, yerli ve ünlü örneğinin sağlıklı bir şekilde ve yazarın katılımıyla yürütülmesi bundan sonrası için de ufuk açıcı olmaz mı? İSMAİL HAKKI TERZİOĞLU
|
|
|
|
|
|
|
|