T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Ecevit yeni bir krizi de tetikledi

Ecevit'in "Hangi bankalar fona ayrılacak, hangi bankalar birleşecek" sözleri ile "Cumhurbaşkanı bana hakaret etti. MGK toplantısını terketmek zorunda kaldım" sözleri arasında bir fark yok. Cumhurbaşkanı'nı halka şikayet ettiği sözler, 19 Şubat Krizi'ni tetikleyen sözler olmuştu. "Hangi bankalar fona ayrılacak, hangi bankalar birleşecek" sözleri de mali sektörü aşıp reel sektöre de ağır bir darbe vuracak.

Şimdi yeni bir krize hazır olun, "Pamukbank'a el konulması" ile tetiklenen kriz, beklenenden daha erken gelecek. Ekonomiyi yakından izleyen herkesin hemfikir olduğu "Sonbaharda beklenen kriz" öne çekilmiş olacak.

Çünkü BDDK sadece Pamukbank'a el koymadı, Türkiye'nin en önemli gruplarından biri olan Çukurova Grubu'na ağır bir darbe vurdu. Çukurova Grubu'na vurulan bu darbe giderek piyasaları etkileyecek ve gerçekten "Türkiye'yi daha zor günlere" sokacak.

Pamukbank'a el konulması demek, Türkiye'nin Wall- Street borsasında da itibar kaybetmesi olacak. Pamukbank'a el konulduğunda Çukurova Grubu'na el konulmuş olacak.

Çukurova Grubu, Türkiye'nin en büyük üçüncü bankası olan Yapı ve Kredi Bankası'nın sahibidir. Demir sanayii ve inşaat sanayiinde en önde gelen kuruluşlardan biridir. SOHW TV, AKŞAM ve GÜNEŞ gazetelerinin ve birçok dergi ve radyo kanalının sahibidir.

Çok daha önemlisi "Bir bakın gelen.." sloganı ile "Türkiye'ye güzel günlerin geleceğini" müjdeleyen TURKCELL'in sahibi de Çukurova Grubu'dur. TURKCELL'in hisse senetleri sadece İMKB'de değil, Wall Street borsalarında da işlem görmektedir.

Pamukbank'a el konulmasıyla, işte bu gruba da el konulmuş olacak. Çünkü bankalar kanununa göre Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Emin Karamehmet ve Murahhas Üye Osman Berkmen, fiilen yönetimden ayrılmış olacaklar.

Yapı ve Kredi Bankası'nın birçok hissesi Pamukbank adına rehinlidir. Pamukbank'a el konulması demek, Yapı ve Kredi Bankası'nın bu olaydan "ağır yara alması" demektir. Daha doğrusu Çukurova Gurubu'nun yok edilmesi demektir.

Piyasalar şimdiden "çalkalanmaya" başladı. BDDK'nın neden, hem de "ittifakla" değil, "bir oy farkı" ile bu kararı aldığı ve alelacele işleme başlandığı sorgulanıyor. Pamukbank'ın diğer bazı bankalar gibi kurtarılabileceği, böylece Türkiye'nin üçüncü büyük bankası Yapı ve Kredi'nin de yara almayacağı düşünülemedi diye soruluyor.

Gerek ANASOL D, gerek ANASOL M, gerek Ecevit azınlık hükümeti olarak ülkenin başında 1997'den beri bulunan bu yönetim, artık Türkiye'ye gerçekten zarar vermeye başladı. Onların başa geçtiği 1997 yılından bu yana Tasarruf Mevduat Sigorta Fonu'na 20 banka devredildi. Bunların döneminde kriz üstüne kriz geldi ve Türk halkı yüzde 60 fakirleşti.

Şu an hükümetin "varlığı ile yokluğu" arasında bir fark görebiliyor musunuz? Hükümetin "uyum içersindeyiz ve seçimleri normal zamanında yapacağız" sözleri gerçeği yansıtıyor mu?

Kemal Derviş, son günlerde ekonomideki "kötü gidiş" üzerine "Siyasal belirsizlikleri azaltabilirsek..." diye başlayan cümleler kurup hükümeti "tekzip" ediyor.

Hükümete "destek" veren çevreler de artık hem desteklerini çektiklerini söylüyorlar, hem de hükümet ortaklarını "kesin dille" uyarıyorlar. TÜSİAD Başkanı Tuncay Özilhan, "Siyasi belirsizlik ülkeyi bir felakete sürükleyebilir. Bu gidişe "dur" denmezse, iktidar partileri tarihlerinin en büyük hezimetini kendi elleriyle hazırlamış olacaklardır. Çöküntü öyle hızlı gerçekleşir ki, en erken seçim bile bizi kurtaramaz" uyarısında bulunup seçim tarihinin açıklanmasını istiyor. Ekonominin acele "büyümeye geçmesini" vurguluyor. Bu hükümet ne yapıyor?

Gazeteci- Yazar Güngör Uras'ın dediği gibi sadece "maaş ve faiz ödemekten" başka bir iş yapmıyor. O işi de bizim sırtımızdan yapıyor. Tansu Çiller'in dediği gibi "Hem AB'nin hem de demokrasinin önünü tıkayan bu hükümet" derhal çekilmeli, Siyasi Partiler Yasası ve Seçim Yasası değiştirilerek "hemen seçime" gidilmelidir.

Bu hükümetle geçen her gün Türkiye ve Türk halkı karşılığını almadan çok ağır bir bedel ödüyor. Artık hükümetin "erken seçimden kaçış olmadığını" anlaması ve ilk kez "doğru bir karar" alıp iktidardan çekilmesi gerekir.


20 Haziran 2002
Perşembe
 
CAN AKSIN


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED