T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Ecevit yatağında, hepimize yer açsa ya!..

Farkında değil misiniz? Bankasına el koyulmuş, fabrikası elinden gitmiş, işletmesi iflâs etmiş, malı-mülkü tedbir altındaki işadamları listesi, her gün kabarıyor.

Dün de, özel sektörün 5'inci, Türkiye'nin 7'nci büyük bankası Pamukbank'a, BDDK el koydu..

Bu el koyma dolayısıyla, "Çukurova Grubu" olarak bilinen ve Mehmet Emin Karamehmet'in isminde simgelenen şirketler grubuna da, "Devlet" girdi.. Bu şirketlerin arasında, Yapı ve Kredi Bankası gibi bir dev de var..

Düşünebiliyor musunuz?

2001 yılı Şubat'ında patlayan ekonomik kriz, nerelere kadar dayandı..

Halk kitleleri, sabit gelirliler, emekçiler, esnaf, zanaatkâr zaten yoksullaştı..

Her meslekten işsizler ordusu, büyüdü..

Orta ve küçük müteşebbislerin soluğu kesildi..

Ve "Büyük sermaye" de, can çekişmeye başladı..

Geçen hafta açıklanan enflasyondan arındırılmış banka bilançolarını gördük.

Borsa'daki şirketlerin hisse senetlerinin rakamları, hem endeksin düşmesi, hem her gün süren devalüasyon ile, iyice zayıfladı..

Yani Sabancı da, Koç da, göreceli olarak yoksullaştı..

Şimdi demek sıra, Mehmet Emin Karamehmet'in ve Çukurova Grubu'nun bir darbe yemesine gelip, dayanmış..

Peki bu durumların sorumlusu kim?..

Diyelim ki, herkes işini kötü yönetti..

Bu durumda tek mükemmel olan, Bülent Ecevit'in başında bulunduğu "3'lü Koalisyon" mu?

Böyle birşey olabilir mi?

Bunlar önce 2000'in Kasım'ında, sonra 2001'in Şubat'ında, iki tane ekonomik krizin patlamasına sebep oldular..

Amerika'dan Kemal Derviş geldi ve katı bir İMF programı uygulanmaya başlandı..

Sonuç ne?

Kamunun borçları azalmadı, arttı..

Bankaların durumu düzelmedi, kötüledi..

Yetmezmiş gibi, tek tutunabilecekleri dal olan "Avrupa Birliği Üyeliği" hedefi konusunda da, aralarında kavga var..

Bu ortama ne banka, ne borsa, ne emek, ne girişim gücü dayanabilir.

Dayanamıyor nitekim!..

Düşünün.. Türkiye'yi yoksullaştıran yönetimin sorumlusu Başbakan Ecevit, artık yatak ve konut bağımlısı olmuş..

Ama, "Ben başbakanlığı bırakmam" diyor..

Buna karşı yıllarca yatırımdan yatırıma koşan bankalar zayıflıyor..

Özel mülkiyetler kamulaştırılıyor..

Ve topyekûn Türk ekonomisi, Ecevit gibi yatağa düşüyor.

Böyle bir kader, hangi ulus için yazılmıştır yani?

Bu çağda, diktatörler halkın hoşnutsuzluğu karşısında dayanamayıp devriliyor..

Ama demokratik bir ülke olan Türkiye'de, arkasında hiçbir destek olmayan ve halkın reddettiği Ecevit koalisyonu, yerinden kıpırdamıyor..

Daha da ötesi, "Erken genel seçim"den söz etmek, "istikrarsızlığı davet" olarak sunuluyor..

Acaba hepimiz, siyasi tercihlerimizde yaptığımız günahların kefaretini mi ödüyoruz?..

Şu Mehmet Emin Karamehmet, yayın organları ile, bu iktidara verdiği desteğin karşılığını mı alıyor?

Bu açmazdan nasıl çıkacağız, bilemiyorum..

Ecevit daha büyük bir yatağa geçse.. Ve hepimize yer açsa..

Biz de onun yanına uzanır,  "Ne yapalım.. Hepimiz hastayız" derdik hiç olmazsa..

ŞAKA

Bazıları ölmez!..

Adam, yolda rastladığı arkadaşını üzgün görmüş..
-Ne oldu? Kötü bir şey mi var, diye sormuş..
Arkadaşı anlatmış..
-Dün kardeşim pencereden sarkarken düştü..
Adam telaşlanmış, "Yoksa öldü mü?" demiş..
Arkadaş devam etmiş..

-Aşağıda elektrik tellerinin üstüne düşmüş.. Teller yaylanıp, onu karşı evin damına fırlatmış.. Sonra oradan, aşağıya düştü.. Aşağıda manavın tentesi açıkmış.. Oradan, karşı binanın balkonuna sıçramış..

Adam, "Yani ne oldu?.. Öldü mü" diye heyecanla sormuş..
Arkadaş üzgün üzgün cevap vermiş..
-Sonunda biz vurduk onu, demiş..

KİMSE AYAKTA KALMADI

Bankalı medya, ateşten gömlektir!..

Hep yazdım, söyledim.. -Bankası olan medya, özgür, özerk ve bağımsız olamaz!..

Şu anda Türkiye'de, bankası ve medyası olan sermaye gruplarından bir tek "Doğan Grubu" problemsiz görünüyor..

Ama Allah saklasın.. Bir sinir bozucu haberle, bir ters yorumla, siyasi iktidarı ellerinde tutanları sinirlendirirlerse, bir anda onların işi de bitirilebilir..

Görmüyor musunuz Türkiye'deki gazeteler ve televizyon kanalları hangi noktada?..

Bir ara Milliyet'i, Yeni Yüzyıl'ı ve üç tane TV kanalını alan Korkmaz Yiğit nerede?

Sabah'ın, ATV'nin, sayısız derginin sahibi olan Dinç Bilgin'in başına neler geldi?

BRT'nin sahibi olan, Bayındırbank'ın patronu Kamuran Çörtük ne durumda?

CİNE-5'in patronu Erol Aksoy'un İktisat Bankası yok artık..

Ve Akşam'ın, Show TV'nin, Digitürk'ün sahibi Karamehmet'in hem Pamukbank'ı elinden alındı, hem de Yapı ve Kredi'deki hisselerine tedbir geldi.

Aydın Doğan, şu Dışbank'ı bana göre elinden çıkarmalı.. Basın patronu olarak, bağımsızlık için bir ön-şart bu..


20 Haziran 2002
Perşembe
 
MEHMET BARLAS


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED