T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Krizlerin Derviş!

Pamukbank battı. Dolar fırladı. Faizler tırmanışta. TÜSİAD Başkanı Tuncay Özilhan restini çekti. Gidişat kötü. Kriz var.

Halihazırda idrak etmekte olduğumuz mini ekonomik krizin düpedüz Kemal Derviş marifeti (manipülasyonu) olduğunu, nedense bir tek Nurettin Canikli gördü, yazdı.

İşler iyi gidiyordu hani?
"Erken seçim" bile gidişata mani değildi?
Ne oldu?
Şimdi de, "Hayır, o kadar da iyi değil" demeye başladı hazret.

Hatırlayacaksınız, büyük umutlarla, "kurtarıcı" pozlarında davet edilmişti ülkeye; medyanın aklıevel kesimi (siz bunu "kartel basını" anlayınız) sol bir "huruç hareketi" bile vehmemişti sonradan İnönü hayranı olduğu ortaya çıkan Büyükadalı burjuva çocuğunun Türkiye'ye avdetinden.

Önce Türkiye'yi ekonomik krizden kurtaracak, sonra "kurulacak" sol partinin başına geçecek, ardından "sosyal demokrat" umdelerle serbest piyasa koşullarını uzlaştıran hükümete başkanlık edecekti.

Her hareketinde keramet vehmettiler adamcağızın.
Şort giydirip sokaklara saldılar.
Tenis oynattılar.
Boğaz'da balık ziyafeti verdiler.

O da Layla'nın ışıklarına bakıp Türkiye'nin "dışarıda göründüğü gibi" yoksul bir ülke olmadığını anlattı.

Koalisyonun dördüncü ortağıydı, kriz tehditiyle IMF'nin istediği yasaları çıkarttı, zamanından sonra da olsa "vaadedilmiş kredilerin" tediyesini sağladı ama kısa sürede "tu kaka" edildi.

Çünkü, "krizden çıkış tarihi" olarak önce Temmuz 2001'i, ardından Eylül 2001'i göstermiş, sonra da işi muhayyel bir tarihe havale ederek "kurtarıcı" imajını yemiş bitirmişti.

Kurtuluş yok.
Kriz giderek derinleşiyor.
Çünkü enflasyon yüksek.
Faizler tırmanışta.
Hükümet yatalak.
Bürokrasi ise acizleri oynuyor.

Ne yapsın Kemal Derviş, çıkıp büyük bir açık yüreklilikle, "ekonomik durum erken seçim değildir" dedi ve zımnen bu hükümetin miadını doldurduğunu, bu Ecevit'le Türkiye'nin varıp varacağı bir hedef kalmadığını anlattı.

Yani şunu demek istedi:

"Bu hükümet bitmiştir, bu Başbakan'la yapacak bir iş kalmamıştır, ben DSP'nin başına geçmeliyim, olmazsa benim liderliğimde yeni bir parti kurulmalı, hemen erken seçime gidilmeli... Türkiye'nin ekonomik durumu bir erken seçimi kaldırmayacak kadar vahim değil benim Başbakanlığım garanti olduğu sürece."

Ama hükümet ortakları bu "gözdağı"nı görmedi.

Seçim isteyen çevreleri neredeyse "ihanet"le suçladı.

Ecevit ise koltuğuna yapıştıkça yapıştı.

Oysa, ortadaki görece olumlu tablo bir "illüzyon"du ve uygulanan ekomonik programın başarısı Kemal Derviş'le kaimdi.

Sonra ne oldu?

İspat-ı vücut edeceği bir siyasî alan bulamayan Kemal Derviş, kendisindeki değeri keşfedemeyen ortaklarından intikam alırcasına, "kötü, gerçekten çok kötü bir tablo" çizdi ve nihayet ekonomide işlerin kötü gittiğini açıkladı.

Mini ekonomik krizi başlatan sözler bunlar işte.

Bakalım Serdar kardeşimiz çıkıp yeniden "bir teknokratlar hükümetine gerek var" diye ünleyecek mi?

Bana sorarsanız gerek yok..

Bugünküler de en az onlar kadar beceriksiz.


20 Haziran 2002
Perşembe
 
MEHMET E. YAVUZ


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED