T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R

Bu gurur bizim

Burası Güneş İmparatorluğu ve burası artık kupada yok. Bunun burukluğunu yeni yeni anlamaya başlarken, biraz da "kendilerini eleyen yürüsün" diyerek peşimize takılmaya başladılar. Biz kupayı Mehmet Atalay'ın, Milli Takım'ın ve Şenol Güneş'in tam içinde yaşayarak tutmaya çalıştığı nabzın dışında bir taraftan da evrensel boyutlarıyla izlemeye çalışıyoruz.

Ben bu satırları yazdırırken Japonya'dan Ulsan'a kalkacak uçağın anonsu yapıldı bile. Kore'de şehitliğimizin bulunduğu Ulsan şehrinde Almanya-Amerika maçını izlemeye gidiyorum. Biz o sahada Brezilya faciasını yaşamıştık. Şimdi İtalya'nın da olmadığı bir kupada eğer Amerika, Almanya'yı da yerse ünvan sahibi tek takım Brezilya kalacak.

Evrensel perspektiften bakınca Türkiye'den gelen haberlerin ve eleştirilerin zavallılığı iyice farkediliyor.

Şimdi bir özür dileme telaşıdır başlamış. "Karizmalı Şenol Güneş'ten ve bu çocuklardan özür dilemeliyiz" şeklinde görüşler belirtiyorlarmış. Ama Milli Takım futbolcularının da basına karşı tavırları devam ediyor.

Burada sık sık görüştüğümüz Türk teknik direktörler eleştiri yapmadılar değil. Ama eleştirileri hep teknikti ve asla yıkıcı değildi. Üstelik Türkiye'den gelen eleştirilerden de çok farklıydılar. Demek ki Türkiye'deki herhangi bir sıradan spor yazarı, en iyi teknik direktörden bile daha iyi biliyor futbolu.

"İnsaf" demem hep bundandır. Kahvede ülkeyi kurtaranlar, köşe başlarında adam asıp ülkeye düzlüğe çıkaranlar ve gazete kantinlerinde kadro yapanlar, hiç mi akademik kariyere saygınız yok?

Şimdi herkes "Benim eleştirilerimi dikkate aldığı için bu başarılar geldi" şeklinde görüş belirtecek. Bizimkiler buna da hazır. "O oynamasın, bu oynasın" veya "Şu, şurada oynasın" demek buzlu kadehlerin arkasından, büyük ekranların önünde o kadar kolayki. Hep aykırı olmak telaşından tuhaf olmaya ulaşanlar bu çocuklara ağır zarar verdiler. Ama Millilerimiz, Dünya'nın en iyi 4 ülkesinden biri olmanın hazırlıklarını yapıyor.

Bu ülkenin Dünya'da 8. olabilecek bir mimarı, bir opera sanatçısı, bir ressamı, bir pop starı, bir yazarı varmış gibi, bu gencecik insanları sıradanlaştırmaya çalışıyorlar. Son 2 senede stada bile gelmemiş olanlar, ya da burada televizyonda bile maç seyretmeyenler, nerelere geldiklerinin henüz farkında değiller.

Dünya Kupaları tarihinde çeyrek final öncesinde ilk defa bir evsahibi eleyerek tarihe geçen bu çocukların ilk günden beri yanında olan gazetemiz yazarları, bize görüşleriyle katılanlar, Milli Takım'ın içinde yaşayan Mehmet Atalay ve Türkiye'de ellerinden geleni dürüstçe yapmaya çalışan spor servisindeki arkadaşlarıma şükranlarımı sunuyorum. Ve baştan beri Şenol Güneş'e ve bu çocuklara inandığım için, şimdi inanmaya başlayanları bir kenara koyup kendimle ve gazetemle gurur duyuyorum.


4 Haziran 2002
Salı
 
ÜMİT AKTAN


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED