T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Gelenler ve gidenler arasında

Her gün birçok kitap, dergi, davetiye, broşür vs. gelir gazetecilere. Her birinin gereğini yerine getirmek mümkün olmaz.
Gönderenlerin bir kısmı bu durumu bilir ve anlayışla karşılamaya hazırdır.
Bazıları ise bilse de bilmezden gelir.
Alınganlık gösterir.
Darılır, gücenir.
Yaklaşık yirmi sene önce, sevdiğim bir yazara gönderdiğim bir materyali değerlendirmediği için, ben de o şekilde davranmış, yazılarını bir hafta okumayarak onu cezalandırmıştım.
Ne dersiniz, "akıl akıl gel ipime takıl" hesabı!
O yazarın çok umurundaydı sanki.
Haberi bile olmadı.
*
Bazı dergilerin, "gelenleri" isim isim saymaları vardır, bilirsiniz. Dergiler için bu, bir nevi yasak savma yöntemi olsa da bize uymaz.
Böyle bir şeye niyetlensek bile tamamını saymak imkansız.
Çokluğundan değil, sebep başka.
Mesela, dergiye benzer bir şey geldi geçen gün.
"Arkan&Ergin Grant Thornton" firmasından.
"Bir şey" deyişim boşuna değil.
Belli başlı bir ismi bile yok.
Diyeceksiniz ki kapakta yazılı olan neyse o ismidir.
Öyledir de kapakta yazanları bir görseniz...
"Avrupa yeni pazarlar rehberi 2002, Avrupa'nın hızla büyüyen 20 yeni menkul değerler piyasasıyla ilgili olarak..." diye başlıyor ve şöyle devam ediyor: "...buralarda kote olmak için yerine getirilmesi gereken..."
Bu yazının devamı kapağın iç sayfasında.
"...formalitelerden her biri pazarın performansına kadar, öğrenmek isteyebileceğiniz her konuda başvurabileceğiniz..."
Bu şekilde akıp gidiyor ve iri puntoyla bir sayfayı kaplıyor.
*
Kapakta bir oyuncak boğa ve ayıcık resmi var.
Açıklaması iç kapakta:
"Piyasaları nitelendirmek için kullanılan ayı ve boğa benzetmelerinin ardında bu hayvanların saldırma şekilleri yatar. Ayılar pençelerini aşağı doğru sallayarak hücum ederken, boğalar boynuzlarını aşağıdan yukarıya sallar."
Bu metnin ilk satırındaki ilk beş kelimeyi bir isim olarak kabul etmemiz tavsiye olunabilirse de virgülle ayrılan kısımdan sonrası ne olacak?
*
Bir başka mesele de şu:
Bu firmadan bir sekreter, telefonla bir başka firmayı aramaya niyetlense diyelim.
Ne niyeti, görevlense...
Telefonda karşısına çıkana nereden aradığını ne şekilde anlatacak?
- Arkan and Ergin Grant Thornton'dan arıyorum.
- Neresi?
-Arkan and Ergin Grant Thornton'dan...
Karşı taraftaki anlayacak mı?
Bir ihtimal.
Haydi yüzde değil, onda bir ihtimal olsun.
- Kiminle görüşecektiniz?
- Filanca Bey ile. (Aranan firmanın yetkilisi oluyor.)
Aranan firma sekreteri, müdür beye telefonu bağlarken ne diyecek?
- Efendim, "Tonton" firmasından arıyorlar.
- Ne tontonu kızım?
- Öyle bir şey söylediler efendim.
- İyi, bağla bakalım.
- İyi günler efendim, Arkan and Ergin Grant Thornton'dan bay falanca sizinle görüşmek istiyor.
- Ha?..
Ya!.. Bir nevi "tonton" firması işte.
*
Firmalarınıza Türkçe isim koyunuz efendiler diyeceğiz ama, öte yandan yabancı sermaye memlekete gelsin diye çırpınıp duruyoruz.
Yabancı sermaye gelince de böyle geliyor işte.
Biz burada yabancı isim taşıyan tabelaların değiştirilmesi gerektiğini düşünürken, gör ki başa neler geliyor.
Aslında yabancı isimli tabelaların değiştirilmesinde ısrarcıyız yine de.
Sadece yabancı sermaye ile gelenler kendi isimlerini muhafaza etsin yeter.
Özetle, "tonton"a bir lafımız yok.

ORUÇ

- Baba, oruçla ilgili bir şey sorucam.
- Sor yavrum.
- Balıklar oruç tutabilir mi?
- Hoppala! Nerden çıktı şimdi bu?
- Aklıma geldi işte. Tutar mı?
- Yavrum oruç insanlar içindir.
- Bence de öyle. Bir balık istese bile oruç tutamaz.
- Niye?
- Devamlı suyun içinde. Ağzını açtığı anda orucu bozulur.

GÖZLEMLER

Ömer Kara bir üniversite öğrencisi. Bazı gözlemlerini kayda geçmiş ve bunları sizin de görmenizde fayda olduğunu düşünüyor. Bakar mısınız?
- Basit biri, tüm dünyayı kendi çevresindeki olaylardan ibaret sanır.
- Gerçekçi bir aptal taklidi yapabilmek yüksek zeka gerektirir.
- Birşeylerin hayalini kurduğumuz ve gerçekleştiğini gözümüzün önünde canlandırdığımız zaman duyduğumuz sevinç, onu elde ettikten sonra elde ettiğimiz sevinçten daha fazladır.

DİKKAT

Bir kimse, sevmediği birisine belâ ve sıkıntı geldiği için sevinirse, Allahü teâlâ, bu kimseye de o belâyı verir.
Hadis-i şerif


29 Kasım 2002
Cuma
 
MEHMET ŞEKER


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Ramazan | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED