Yeni Safak Online...
T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

R A M A Z A N
Zekât fakirin hakkıdır

İslam'ın en önemli ibadetlerinden birinin zekat olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Hamdi Döndüren, "Dinimiz zekatı malın temizlenmesi için fakirin hakkı olarak görmüştür" dedi

Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hamdi Döndüren, insanın sosyal ve bireysel ihtiyaçlarını en iyi şekilde tesbit eden İslam dininin yüzyıllardır ortaya koyduğu sosyal yardımlaşma sistemleriyle sosyal adaleti toplumun her kesiminde yaygınlaştırdığını söyledi. İslam'ın en önemli ibadetlerinden birinin zekat olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Hamdi Döndüren, "İnsanlar arasında yardımlaşmaya büyük önem veren İslam dini başta zekat olmak üzere ortaya koyduğu mali ibadet sistemleriyle belli ölçülerde sermayenin zenginlerden fakirlere akmasını sağlamıştır. Hazreti Peygamber ve İslam'ın ilk dönemlerinde zekat müessesesi kamu eliyle alınmış, sadece bir ay değil yıl boyunca zenginlerden ihtiyaç sahibi fakirlere mal akışı sağlanmıştır. Hz. Osman'dan sonraki dönemlerde ise saklanabilir altın, gümüş, para gibi malların zekatının verilmesi kişilerin kendi inisiyatiflerine bırakılmış, hayvanlar, tarım ürünleri gibi açık malların zekatı ise devlet eliyle alınmaya devam edilmiştir" dedi.

'Namaz kılın, zekat verin'

İslam dininin zekat ibadetine büyük önem verdiğini açıklayan Prof Dr. Hamdi Döndüren, "Zekat İslam'ın en önemli farzlarından biri olarak yeralmış, namaz kılın ayetlerinin hemen arkasından zekat veriniz ibaresi yeralmıştır. İslam zekatı malın temizlenmesi için fakirin hakkı olarak görmüştür. Zengin aileler çocuklarına bırakacakları miraslarda fakirlerin haklarının kalmamasına itina göstermişlerdir" diye konuştu.

Sosyal güvenlik şemsiyesi

Osmanlı İmparatorluğu döneminde zekat ve sadaka müesseselerinin yanısıra kurulan vakıf sistemiyle herkesin sosyal güvenlik şemsiyesi altına alındığını belirten Prof. Dr. Hamdi Döndüren, "Sosyal güvenlik açısından özellikle 'Avarız Vakıfları' büyük misyonlar üstlenmiştir. Kamu tarafından denetlenen ancak tamamen sivil toplum kuruluşu olarak organize olan Avarız Vakıfları, bugünkü sigorta sistemi gibi çalışmıştır. Yangın, sel, tabii afet, ani ölüm, trafik kazası, ailenin fakirleşmesi sebebiyle muhtaç duruma düşen ailelere Avarız Vakıfları kanalıyla yardım edilmiştir. Tamamen gönüllülük esasına göre çalışan bu vakıflar bölgedeki fakirleri tesbit ederek ihtiyaç sahibi aileler için sosyal yardımlaşma fonu veye sigorta sistemi gibi çalışmışlardır.

En masraflı hizmetleri bile vakıflar görürdü

Osmanlı döneminde en masraflı hizmetler olan eğitim, sağlık, cami bakımı ve fakirlerin ihtiyaçlarının karşılanması gibi işlerin vakıflar eliyle görüldüğünü hatırlatan Prof. Dr. Hamdi Döndüren, "Osmanlı devlet yönetimi sisteminde bugün sıkça tartışılan kamunun küçültülmesi, yerel yönetimler ve sivil toplum kuruluşlarına toplumun ihtiyaçlarının giderilmesinde inisiyatif verilmesi uygulaması kamunun idari işlere ağırlık vermesine sebep olmuştur. Kamu sadece idari işlerle meşgul olmuş, sağlık alanında bir Vakıf Gureba Hastanesi ücretsiz bir sigorta hastanesi gibi işlev görmüştür. Yine eğitim vakıflar aracılığıyla verilmiştir. Devlet vergi toplarken iltizam sistemi denilen bir sistem uygulamış. Bu sistemle özel vergi memurları eliyle % 35 bedelle toplatacağı vergileri % 8 bedelle toplatmıştır. İltizam sistemi kamu işlerinin özel sektör tarafından görüldüğü ilk örnektir. Bugün Avrupa devletleri ve Amerika İltizam sisteminin özünü uygulamaya çalışıyor" diyerek kamunun küçültülmesinin bugün için de toplumun ihtiyaçlarının çözülmesinde önemli fonksiyon üstleneceğini söyledi.


Yerde, gökte ve yeraltında en çok olan nedir?
Durmadan kendisine soru sorulan, akıl danışılan, sıkıntılı zamanlarda yardım istenilen Behlül Dânâ, halifenin kendisine bu da bilinmez mi kabilinden sorduğu soruya cevap verdikten sonra: "Hep siz bana sorarsınız, şimdi de sen söyle ey mü'minlerin emiri, şu üç şeyin cevabını, yerin üstünde, yerin altında ve semada en çok olan şey nedir?" diye sualini sorar. Aslında çok zeki, inançlı, mümkün olduğunca âdil, ilim sahibi pratik zekâlı ve iyi bir devlet adamı olan Hârun Reşid, bu soru karşısında biraz düşündükten sonra: "Yerin üstünde en çok olan insan, hayvan ve bitkilerdir,
Yerin altında en çok olan ölülerdir,
Semada en çok olan da Allah'ın melekleridir". cevabını verir. Bu cevap üzerine Behlül Dânâ "Bilemediniz ya emir-ül mü'minin,
Yeryüzünde en çok olan hırs ve tamahdır
Yerin altında en çok olan ölülerin nedâmetidir.
Semâda ise en çok olan adil kişilerin âdâletlerinin ecridir" cevabını verir.
DERLEYEN: İSMAİL ÖZGÜMÜŞ

RAMAZAN ETKİNLİKLERİ
  • Büyükçekmece Kervansaray'da meddah, kanto ve İbiş gösterisi

  • Eyüp'te, saat 20.00'de Ahmet Yaşar Hoca'dan sohbet

  • Üsküdar Belediyesi Ramazan Çadırı'nda, Karagöz, illüzyon, akrobat gösterisi

  • Sultanahmet'te Selahattin Tanış Konseri

  • Bağcılar Belediye Çadırı'nda Sokak Çocukları Paneli, konser ve yetim çocuklara yardım

  • Başakpark'ta Ramazan Yakar'dan Türk Halk Müziği şöleni


    İFTARA NE HAZIRLAYALIM?

    Maydonoz çorbası, Türkmen kavurması, Ramazan pidesi, Revani
    RAMAZAN PİDESİ
    MALZEMELER: 1/2 lt süt, 1 su bardağı sıvıyağ, 2 su bardağı ılık su, aldığı kadar un, 2 yumurta, kibrit kutusu kadar yaş maya, tuz, susam, çörekotu, 1 çorba kaşığı şeker.
    YAPILIŞI: Maya eritilir. 1 yumurta ve diğer yumurtanın akı, tuz, şeker, yağ katılıp karıştırılır. 2 avuç un ilave edilip çırpılır. Sıcak bir yere bırakılıp mayalandırılır. Mayalanınca aldığı kadar un ilave edilip yoğrulur. Mayası gelince hamur 8 parçaya bölünür. Yağlanmış tepsiye 4 tanesi yerleştirilir. Pidelerin üzerine yumurta sarısı ile birlikte bol susam, çörekotu serpilip, yarım saat daha mayalandırılır.

    Fitre bayrama kadar verilebilir
    Kütahya Müftüsü Rıza Deniz, fitrenin Ramazan ayına mahsus bir sadaka olduğunu belirterek, Ramazan Bayramına kadar verilmesi gerektiğini vurguladı. Oruç tutsun tutmasın Müslümanım diyen her şahsın fitre vermesi gerektiğine değinen Deniz "Verilecek yerler Kur'an'da belirlenmiştir. Bu anlamda 8 sınıf var. Bunlar; fakirler, miskinler, borçlular, yolda kalmışlar, kalpleri İslam'a ısındırılmak istenenler, köleler ve Allah yolunda olanlar. Ama günümüzde en geçerliliği olan fakirlerin ve miskinlerin gözetilmesidir" dedi.

  •  
    İstiğfar

    Bu sözü çok işitiriz. İstiğfar nedir? İstiğfar: Allah'tan af dilemektir. Tevbe hakkında Peygamber (s.a.s) Efendimiz'den bazı Hadis-i Şerif'leri size arzetmiştik. Kul tevbe ettikten sonra Allah'tan af dilemelidir. Bu da: «estağfirullah» demesidir. «Estağfirullah» demek: Allahım senden af dilerim. Manasınadır. Allah Teala (c.c.) Kur'an-ı Kerim'de istiğfarı emretmektedir: "Bir maksad da şudur: Rabbiniz'den mağfiret dileyin. Sonra ona tevbe edin." Hud Suresi: 3 "Rabbine hamd ile tesbih et ve Ondan aff dile. Çünkü O Tevvabdır, tevbeleri çok kabul eder." Nasr Suresi: 3
    Hz. Aişe (Radiyallahu anha) rivayet ediyor: Resulullah (s.a.s.) ölümünden önce şu duaları çok tekrar ederdi: "Sübhanellahi ve bi hamdihi, estağfirullahe ve etubu ileyhi." (Allahım seni hamdinle tesbih ederim, mağfiretini diler, günahlarıma tevbe ederim.)" Ben kendisinden bunun sebebini sordum. Şu açıklamayı yaptı:
    "Rabbim bana bildirdi ki, ben ümmetim hakkında bir alamet göreceğim. Ben onu görünce Sübhanellahi ve bi hamdihi, estağfirullahe ve etubu ileyhi zikrini artırdım. Bu gördüğüm, İza cae nasrullahi ve'l-Fethu... suresidir."
    Sahih-i Buhari: 817, 4971 numaralı hadis
    Sahih-i Müslim: 747, 749 numaralı hadis
    Ebu Hureyere (r.a.) rivayet ediyor: Resulullah(s.a.s.)in şöyle dediğini işittim: "Allah'a kasem olsun (yemin ederim), ben günde Allah'a yetmiş kere istiğfar ediyor, tevbede bulunuyorum."
    Sahih-i Buhari: 5832 numaralı hadis
    Eğarrü'l-Müzeni rivayet ediyor: Resulullah(s.a.s.) şöyle dediler: "Ey insanlar! Rabbiniz'e tevbe edin. Allah'a kasem olsun ben Rabbim Tebarek ve Teala hazretlerine günde yüz kere tevbe ederim."
    Sahih-i Müslim: 6858
    Peygamberler masumdur. Bu hadislerde görüldüğü gibi Peygamber(s.a.s) Efendimiz de tevbe ve istiğfarda bulunmaktadır. İslam alimleri, Peygamber(s.a.s.) Efendimiz'in tevbe ve istiğfarda bulunmasının hikmeti; ümmetine örnek olması içindir. O, günde yüz defa istiğfarda bulunuyorsa, bizim daha fazla tevbe ve istiğfarda bulunmamız gerekir.
    Hadis kitaplarında Peygamber(s.a.s.) Efendimiz'in okuduğu istiğfar, zikir ve dualar çoktur.
    Allah (c.c.) af dileyen ve affa uğrayanlardan kılsın sizleri...

    Her mezar mahşere eşit uzaklıktadır
    Yaşı kemâlini bulan, ihtiyarlayan, artık etrafı tarafından daha iyi anlaşılan, ona deli diyenlerin yok denecek kadar azaldığı, pek çoklarının velî gözüyle baktığı, herkesin sevip, sayıp, hürmet ettiği Behlül Dânâ'ya ahir ömründe yakınları sorarlar: "Ya Behlül Dânâ, yaşlandın, ihtiyarladın, hastalıklısın, sana bir emri Hak vaki olduğunda toprağının nerede olmasını istersin, bu konuda bir vasiyetin var mı?" derler. Dünyanın ahiretin bir tarlası olduğunu, dünyanın bir imtihan yeri olduğunu, ahiretin dünyada kazanıldığını, insanlığın yaratılışının esas amacının Allah'a kulluk olduğunu, ne verirsen elinle o da gider senin ile prensibini çok iyi bilen bu ulu zat "Bütün kabirler kıyamete aynı mesafededir" cevabını verir.
    29 Kasım 2002
    Cuma
     
    Künye
    Temsilcilikler
    Reklam Tarifesi
    Abone Formu
    Mesaj Formu
    Ana Sayfa | Gündem | Politika| Ekonomi | Dünya
    Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon| Ramazan| Arşiv
    Bilişim
    | Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür

    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
    © ALL RIGHTS RESERVED