|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
MHP lideri Devlet Bahçeli'nin, İmam Hatip liselerini hedef alan, "Öğrenciler ancak evde başörtüsü takabilir" açıklamasına verdiği tepkiyi duymuş olmalısınız: "Böyle bir konunun Türkiye'nin hassas olduğu bir dönemde tekrar gündeme taşınması düşündürücü olmalıdır; bunu da milletçe düşünmeliyiz." Başörtüsünü okullardan sonra okul-dışı mekânlarda da yasaklayan ve 'konuyu gündeme taşıyan', Devlet Bahçeli'nin 'başbakan yardımcısı' olduğu hükümetin Milli Eğitim bakanı oysa. Bir ülkede işlerin ters gitmesi rollerin birbirine karışmasıyla da belli olur. Bir başbakan yardımcısına düşen görev, hükümetin icraatlarını 'düşündürücü bulmak' olmamalıdır; o bizlerin, yani hayatını olup-bitenleri değerlendirerek kazananların görevi. Politikacıların 'komplo' çağrışımı yaptığı bir toplumda, yazarların da ülke yönetmeye soyunmasını yadırgamamak gerekiyor. 28 Şubat, dikkat etmişseniz, bu yıl, böyle bir rol kaymasını akla getirecek biçimde tartışıldı. Milli Eğitim Bakanlığının uygulaması şimdiye kadar 'çıt' çıkmayan İmam Hatip liselerinde öğrenci ile Emniyet güçlerini karşı karşıya getirdi. Çocukluktan yeni çıkmış gençler, "Ben yaptım oldu" zihniyetiyle, ömürlerinin baharında tanıştılar. Birbirini anlamaya çalışmak, hoşgörü, birarada yaşama iradesi gibi kavramların havada uçuştuğu bir dönemde, huzurlu ortamları kavga alanına dönüştürecek fitne kazanını kaynatma niyetinde olanlar var. İmam Hatiplerde kaynaşma var da yüksek öğretim çok mu rahat? Henüz iki yıl önce şimdiki görevine seçilmiş olan Marmara Üniversitesi rektörünün âniden istifaya karar verdiği duyuldu. Rektörün açıkladığı gerekçe 'yorulduğu'... Ancak, selefi dahil çok sayıda rektörün daha önce istifaya zorlandığı, buna yanaşmayanların görevden alındığı bilindiği için, rektörün gerekçesine inanan pek yok. Akla gelen ihtimal, üniversite yönetimine 'tepeden' müdahale edildiği; herkes müdahaleleri sineye çekemiyor... Geçenlerde, Gazi Üniversitesi'nden bir doçentin, Almanya'daki bilimsel bir toplantıya katıldığı için görevine son verilmek istendi. Ülke sınırlarını aşan özgün çalışmalara imza atmış bir sosyal bilimci, hukuk zorlanarak, kapı önüne konulmaya çalışıldı. Bunu çekememezlerin sebep olduğu 'tekil' bir olay görmeye hazırlanıyorduk ki, bu defa, Isparta'dan, Süleyman Demirel Üniversitesi'nden garip bir haber ulaştı. Yukarıda sözünü ettiğim olayların odağında bulunan kişilerin adlarını vermedim; ancak Isparta'daki garip olayın kahramanı adlandırılmayı hak ediyor: Doç. Ahmet Özer. Kendisini tanımıyorum, ama birilerinin Doç. Özer'den hoşlanmadığını biliyorum. Bugüne kadar hiç soruşturma geçirmediği, hakkında herhangi bir dâvâ açılmadığı ve görevlerini fazlasıyla yerine getirdiği halde, Doç. Ahmet Özer, geçen yıl bir sürgün geçirdi ve Mersin Üniversitesi'nden Süleyman Demirel Üniversitesi'ne gönderildi; şimdi de meslekten ihraç ediliyor... Birbiriyle bağlantısız görünse bile, ülkemizdeki genel gidişin olumsuzluğunu açığa vuran gelişmeler bunlar: Huzurlu eğitim kurumlarında başlatılan dayatmalar yüzünden gençlerle Emniyet güçlerinin karşı karşıya getirilmesi... Bir rektörün istifaya zorlanması... Bilimadamlarının bağlı oldukları üniversitelerle ilişkilerinin koparılmaya çalışılması... Bir de bizlerin kalemlerini kırabilseler, bayram edecekler... Türkiye'de olup bitenleri hafife almamak gerekiyor. Düne kadar, Avrupa Birliği ile bütünleşmeden söz edilen, hak ve özgürlükler vurgulaması fazla 'Kopenhag kriterleri'ne uyum sağlama yolunda adımlar atma iradesinin hissedildiği bir ülkeydi burası. Şimdi ise, fırsatı eline geçirenin, keyfi uygulamalarla huzur ve güvenliği bozabildiği, büyük kentlerinin varoşlarında sokak savaşları yapılan, liselerin önünde karakol kurulan, bilim özgürlüğünün çiğnendiği bir ülke manzarası veriyor. Burada durup Devlet Bahçeli'nin İmam Hatipler üzerinde oynanan oyunla ilgili sözünü bir daha hatırlayalım: "Böyle bir konunun Türkiye'nin hassas olduğu bir dönemde tekrar gündeme taşınması düşündürücü olmalıdır; bunu da milletçe düşünmeliyiz." Düşünelim o halde. Millet adına konuşamam elbette, ama kendi düşüncemi milletle paylaşmaktan da geri duramam: Bahçeli ve lideri olduğu MHP, kendilerini, Türkiye'de meydana gelen gelişmelerin dışında tutamaz. Sorumluluk onların da boynunda.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |